1 EKİM PAZARTESİ, 2018
İZMİR/TORBALI
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir noktadan başlamak demek her zaman ilk noktadan başlamak demek değildi fakat ilerleme sürecinde insanın pes etmemesi o kişiyi her zaman başladığı noktadan daha ileri taşırdı. Bu süreç zarfında kişinin vardığı nokta belki ulaşılmak istenilen konum olmazdı, evet ama zaten hayat sadece istenilen yol ve atılan tek adımdan ibaret değildir. İşte bu yüzden o adım atılmalı, sabit kalınmamalı çünkü gün sonunda, tıpkı önceki günler gibi eline sadece sayıklamaktan başka bir şey geçmeyecek.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir noktaya ulaşmak istiyordum ve bu süreç zarfında pes etmeyeceğimin bilincindeydim, sonucunda istediğim konuma varamamış olsam bile en azından denediğim ile kalacaktım ve süreci sevecektim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Henüz içime yönelik herhangi bir duruma karşı bir adım attığım söylenemezdi. Bekliyordum. Bekletiyordum. Belki de yerimde sayıyordum. Cesaretsizliğimden ötürü elimde sıfır adım vardı. Ben akıllı korkaklardandım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yol uzun, yol engebeli ve benim ayakkabımda bir çamur izi bile yok. Günler güneşli, etraf kalabalık ama ben herhangi bir yerin kuru soğuğundan bile çok uzaktayım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ben birden çok kişi değilim, ben hep değilim, ben bir kişi bile değilim. Ben hiç kişisiyim. Ben tekim. Ve kendimden özür dilemeliyim. Ama aslında dilememeliyim. Bütün bunların bir anlamı var.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Başladığım ve pes etmeden ilerlettiğim tek alanım derslerimdi. Pes etmeden, tüm azmimle çözmeye çalıştım yaklaşık elli soruyu ve yaptım da ama sadece iki soruyu çözememiştim. Birkaç tur karaladığım her şeyi silip baştan çözmeye çalışmıştım ama olmuyordu. En sevdiğim ve hiç zorlanmadan yapabildiğim tek ders kimya olduğu için üzerinde bu kadar duruyordum yoksa çoktan başka sorulara geçmiştim bile.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İleride ulaşacağım konumu geciktirmemek adına pes etmeden ilerlemeliydim çünkü gelecekte, geçmişimi hatırladığımda kendimi hiçbir şey bilmeyen bir cahil olarak hatırlamak istemiyordum. Saat beş buçukta uyanmamın karşılığını alamamam demek, tüm emeğimin boşa gitmesi demekti. Ve geçmişimi harcadığım anlamına da gelirdi bu, üstelik geri dönülemeyen bir süreçti; geçmiş. Her şeyi boşa çıkartırsam eğer, hayatı tekrar yaşamak için yeni bir geçmişe sahip olamazdım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
On ikinci sınıfa başlayalı iki hafta olmuştu. Ve ben kendim için tekim demiştim; evde, okulda ve aslında her yerde.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İstesem bile sosyal biri olamıyordum ve buna çevrem kesinlikle müsaade etmiyordu. Sebepsiz yere sevilmeyen biri olmadığıma emindim, ailemin bile geçerli sebeplerinin olduğuna inanıyordum içten içe ama nedenleri bilemiyordum. Çoğu zaman kendimle zaman geçirirdim. Çoğu zaman içe dönüktüm. Belki de on yedi yıldır.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sebepsiz yere birini sevmemek saçmaysa eğer sevgide hep bir sebep mi aramalıydık?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yatağımın üzerinde ders çalıştığım için uykum tekrardan gelmeye başladığında parmaklarımı alnımda gezdirdim ardından ayağa kalktım. Test kitabımın yanında duran telefonumdan saate baktığımda saatin 08.20'yi gösterdiğini fark ettim, bu da demek oluyordu ki okula yetişebilmem için yarım saatim vardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Duvara yaslı olan siyah okul çantamı alıp yatağımın üzerine koydum. Gerekli kitapları çantamın içine yerleştirip fermuarı kapattığımda kendi yatağında uyuyan ikinci kardeşimi, yani Cansu'yu uyandırmak adına onun yatağına doğru ilerledim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cansu, yüzükoyun bir pozisyonda kollarını yastığının altında birleştirmişti ve ben onun uyuyormuş gibi yaptığına inanıyordum ama yine de hafifçe sağ elimin parmak uçlarıyla omuzunu dürtüp "Uyan, haydi," diye mırıldandım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Garip mırıltılar çıkarttı ve sırtüstü bir pozisyon aldığında yüzüme küçümseyici bakışlarını gönderdi. "Aptal!" diye bana hakaret ettiğinde ellerini, yüzünü temizlemek istermiş gibi suratında gezdirdi. "Ne zamandan beri lambayı açmışsın, boş boş ders çalışıyorsun. Senin yüzünden hep erken uyanıyorum!"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gözlerimi devirmek ile yetindim sadece. Suratımın, Cansu'dan bıkmışım gibi somurttuğuna emindim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Biz, abla kardeş rollerinin hakkını veremiyorduk. Bir abla olarak kardeşimden bir saygı göremiyordum hiçbir zaman ve bunda annemin katkısı büyüktü. Bana aptal diyebilirdi veya başka bir kelime de kullanabilirdi, alışkanlıktan olsa gerek artık bu durumda bir sıkıntı görmemeye başlamıştım ve eskisi kadar alınmıyordum hatta hiç etkilenmiyordum. Annemin sevgisini hissetmek için kardeşlerime katlandığım ve kardeşlerimin sevgisini görebilirim diye de herkesi alttan aldığım bütün zamanlarıma yazıktı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir şeyin farkındaydım ve o da eskisi kadar uğraşmadığımdı. Önceden ailemden iyi duyguları, sevgiyi hissedebilirim diye çabalardım ama nafileydi, her geçen gün daha da içime dönmüştüm ve dışarıya karşı aciz bir insan olmamın ana kaynağı da onlardı, ailemdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cansu'ya bir cevap vermek yerine yatağımın üzerinden aldığım telefonumu şarja taktım ve komodinin üzerine koydum. Gereksiz kurulan cümlelere cevap vermemek gibi bir huyum vardı ve artık eskisinden daha az konuşuyordum çünkü anlamıştım; konuşmam hiçbir şeye fayda etmiyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Aptal kelimesine çok takıldığımı düşünmeye başlıyordum sanırım, ona verilebilecek mantıklı bir cevap aradım içten içe ama kendimle çelişmemek adına susmayı tercih ettim bir kez daha. Ve anladım ki gerçekten de çok değişmiştim, küçük Hira olsaydı çoktan bağırıp çağırmıştı bile.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ben tektim, ben güçlüydüm ama sessizliğim de en büyük güçsüzlüğümdü.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cansu, yatağından kalktığında elbise dolabını açıp içinden okul üniformalarını aldı ve odadan çıkıp koridordaki banyoya girdi giyinmek için. Diğer kardeşlere göre resmiydik, birbirimizin yanında giyinmezdik. Kapının çapraz yanındaki elbise dolabının karşısına geçtim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ruhsal olarak zayıf bir insan değildim fakat ara ara gördüğüm imgelerden zihnimin içerisine dalardım, nadiren de olsa en olmadık anlarda aklıma değişik anılarım gelebiliyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Dikdörtgen bir odaya sahiptik. Cam kenarında benim yatağım vardı ve duvar kenarında ise Cansu'nun yatağı yer etmişti. Cansu üşümesin diye annem cam kenarındaki yatağı bana vermişti ve işime gelmişti bu durum, geceleri soluyamadığım serin havayı gözlerimle seyrederdim. Bu sayede, evde boğuldum her an içimi serinletmeye çalıştığım zamanları yaratmıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İki yatağın ortasında komodin vardı ve komodinin hemen önünde, yani yataklarımızın arasındaki yer yatağında üçüncü kardeşim Ebru yatıyordu. Çalışma masası bu odaya sığmayacağından yoktu, bu yüzden de yataklarımızda ders çalışırdık.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ruhumu daralmış gibi hissettiğimde odanın kapısını kilitledim ve yer yatağında yatan Ebru'ya baktım. Uyuyup uyumadığına bakmam gerekiyordu çünkü başkalarının yanında giyinemiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Dolabımın kapağını açtım ve kıyafetlerime baktım. Az ve öz giysilere sahiptim, çok kıyafet alışverişi yapamadığımızdan temiz ve giyilebilir stabil giysiler almaya odaklanmıştım her fırsatta. Okul üniformamı elime aldığımda nefesimi vererek gülmüştüm ve elim de burnumun kemerine baskı yapmıştı eş zamanlı. Değişik bir anı hatırlamıştım, birinci sınıfa gidiyordum o zamanlar ve bu anımın iyi mi yoksa kötü mü hatırlanması gerektiğini bir türlü kestirememiştim bu yaşıma kadar.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
3 EKİM ÇARŞAMBA, 2007
11 YIL ÖNCE
AYDIN/NAZİLLİ
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.