1 EKİM PAZARTESİ, 2018
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Zihnim beni ne zaman geçmişime ziyarete götürse o film şeridinde her zaman tek olduğumu seyrederdim. İnsanoğlu, şartlar ne olursa olsun bu hayatta arkasında durabilecek bir destekçi isterdi yanında ama hayat o kadar acımasızdı ki belki de insanların birçoğu sırtını sadece duvara yaslayabiliyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kendimi bildim bileli hep tek başımaydım, kalıcı bir arkadaş edinememiştim Müge dışında, ki Müge de kuzenimdi. Kimi zaman Müge’nin eğer kuzenim olmasaydı benimle arkadaş olmayı geçtim yanıma tanışmaya geleceğini bile düşünmezdim ama ne kadar zıt karakterlerde olsak da bu yaşımıza kadar sorunsuz gelebilmiştik. Her zaman düşünürdüm, onunla şu an olduğumuzdan daha yakın olabilirdik diye ama babamdan ötürü Mügelere sık sık gidemiyorduk. Ve ben de haliyle her zaman arkadaşsızdım ve konuşabileceğim insanlardan da mahrumdum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İnsanlardan bu kadar soyut olduğum halde onları iyi gözlemlemiştim ve bir insanın suratına baktığımda az çok o kişinin iyi bir insan olup olmadığını anlayabiliyordum. Ve sınıfımda, buna Deren de dahildi, iyi diye nitelendirebileceğim biri yoktu. Bu hep böyleydi. Bu konudaki şansım o kadar kötüydü ki eğitim dönemlerimin hiçbirinde iyi diye nitelendirebileceğim bir arkadaş edinememiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İnsanlar çok konuşuyorlardı, ne zaman bir topluluğa dikkat kesilsem sürekli konuştuklarına şahit oluyordum. O kadar çok konuşuyorlardı ki bir yerden sonra cümlelerinden yalan akıyordu. Çünkü gerçekler az ve özdür, yalan ise uydurmalardan ibaret olduğu için bir nehir gibi akıp gider.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu duruma bir örnek verecek olsaydım yalnız kaldığımız bir ara Deren’in Begüm için bana dediği gıcık kız tabirlerini dile getirebilirdim. Begüm’ün arkasından konuşmuştu fakat şu an onlarla gülerek sohbet ediyordu. İnsanlar tuhaftı, ben de onların aralarına arkadaş olarak giremediğim için kendime üzülüyordum işte.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Dirseğim duvardaydı ve çenemi de elime yaslamıştım, okulun arka tarafındaydım ve yoldan geçen arabaları seyrediyordum. Yolun hemen arkasında ise bir piknik alanı vardı ve vakit henüz erken olduğundan orada kimse yoktu, ağaçların arasında uçuşan birkaç kuş görmüştüm sadece. Grimsi bir hava vardı şu an ve çok hafif esen rüzgâr çıplak kollarımı üşütüyordu. Yarın mutlaka ceketimi giyecektim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bulutlar, güneşin ışığını kapatıyordu ve bu duruma rağmen güneş etrafı aydınlatabiliyordu. Benim ise gücüm yoktu, biri beni kapattığında mumun alevinden bile daha cılız olan ışığım minik bir rüzgârla hemen sönüveriyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Öncelerinde kendini karanlığa gömen dünyanın güneşe ihanet ettiğini düşünürdüm, güneşin ışığını nasıl reddedebiliyordu diye ama biraz düşününce anlıyordum ki dünya yapısı gereği güneşin ışığını tek bir yere veremezdi, onu kendine eşit bir şekilde dağıtmalıydı ve bu ihanet sayılmazdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Güneşin de ve bulutların da dünyaya âşık olduğunu düşünüyordum. İkisi de birine faydalı olmaya çalışıyordu üstelik dünya zararlıydı, kirliydi, acımasızlığı ve çılgınca tüketmeyi severdi fakat buna rağmen güneş ve bulut orada, dünyaya iyi şeylerle gelmeye devam ediyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Güneş ile bulut arasında bir kıskançlık yoktu, ikisi de birbirini dengeliyordu ve ikisi de bir kişiye hizmet edebilmek için birleşmişti. İkisi de dünyaya aşıktı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Göz alıcı bir renk odağıma girdiğinde daldığım yerden sıyrıldım ve o yöne dikkat kesildim. Fosforlu yeşil renginde, ceket mi mont mu olduğunu çözemediğim bir üst giymiş bir adam karşımdaki piknik alanına bana göre sağ taraftan giriş yaptı ardından bir banka doğru ilerledi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sol taraftan da bir kadın seçtiğimde ikisinin de birbirlerine doğru yürüdüklerini fark ettim. Yan yana geldiler ve sırtları bana dönük olacak şekilde bankta yan yana oturdular. Adam kolunu kadının sırtına attı ve kadın da kollarını adamın beline dolayıp kafasını da adamın göğsüne yasladı. Adam, kadının saçlarının tepesini öptüğünde kadın onun kendisini öpmesini beklemiyormuş gibi hızla kafasını kaldırarak alttan adamın yüzüne baktı. Kadının yan profilinden şaşırdığını görebiliyordum. Demek ki birbirlerini hiç öpmemişlerdi öteki türlü kadının bu kadar şaşırması normal değildi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Onları izlememde bir sakınca görmedim, dışarıdaydık ve istediğim her yere bakabilirdim. Zaten neye benzediklerini de kestiremiyordum çünkü aramızda koca bir yol vardı. Sadece ikisinin de siyah saçlarını görebiliyordum ayrıca adamın fosforlu yeşil ceketi çok göze çarpıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kadın, hâlâ aynı pozisyondayken adam, elleriyle kadının yüzünü kavradı ve kadının saçlarını elleriyle geriye itti. Bu uzaklıktan kadının yüzünün kızarıp kızarmadığını anlayamıyordum ama kadının, karşısındaki adamdan çekindiği her hâlinden belliydi. Adam, sol eliyle kadının saçlarını okşamaya başladığında kadın kafasını öne eğdi ve ellerini önünde birleştirip parmaklarıyla oynamaya başladı. İlk buluşmaları olduğunu düşünmeye başlamıştım. Daha önce kimseyle bu şekilde buluşmamıştım ve onların şu anki halleri dikkatimi çekmişti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Adam, kadının saçlarını okşamaya devam ederken sağ elini kadının saçlarından çekti ve çenesini tuttu. Adamın bu hareketi ile kadın başını daha da öne eğdi. Bu tatlı bir manzara mıydı yoksa kadının utanmasına üzülüp adamın çok aktif davranmasına öfkelenmeli miydim bilmiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Adam, kadının çenesine baskı yaparak onun başını biraz yukarı kaldırdı ve yüzüne eğilerek bir şeyler söyledi. Bu mesafeden ne söylediğini duyamıyordum, konuştuğunu da adamın kafasını yavaştan sallamasından ve dudaklarını kıpırdatmasından anlamıştım. Kadın karşılık olarak kafasını bir kez daha eğmeye çalıştı ve başını olumsuz anlamda iki yana salladı. Sanırım adam öpüşmek istiyordu. Normal bir manzaraymış gibi seyretmeye devam ettim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Adam pes etmek bilmiyormuş gibi diğer elini kadının saçlarından çekti ve eliyle göğsüne vurarak, bir nevi kendini göstererek bir şeyler daha söylediğinde kadın başını olumlu anlamda salladı. Her şey tahmin üzerineydi fakat yine de adamın güven konusunu açtığına emindim. En sonunda adam elleriyle kadının yüzünü kavradı ve onun kafasını yukarı kaldırdı. İkisi de tıpkı Hint dizilerindeki gibi uzun uzun bakıştılar, adam gülümsedi ve kafasını kadının yüzüne doğru yaklaştırmaya başladı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Öpüşeceklerini anladığımda mahremiyete saygı duymam gerektiğini düşündüğümden sırtımı onlara döndüm ve kendimi duvara yasladım ardından okul binasına baktım, camlardan dışarıyı seyreden hiçbir öğrenci yoktu. “Bu zil ne zaman çalacak ya?” Telefonumun kilit ekranından saate baktığımda teneffüse beş dakika kaldığını fark ettim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Az önce seyrettiğim çifti merak ediyordum fakat iç sesim oraya bakmamam gerektiğini söylüyordu. Öte yandan içimdeki şeytan, orasının bir piknik alanı olduğunu ve halka ait olan bir yerde istediğim alana bakabileceğimi dile getiriyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bedenimi tekrardan onlara çevirdiğimde gözlerimin ilk odağı yine adamın fosforlu yeşil ceketi oldu. Adam, kadının yüzüne daha da yaklaşmıştı ve kafasını sallayarak bir şeyler anlatıyordu ama kadın, adamın her söylediğine karşılık kafasını olumsuz anlamda iki yana sallıyordu. Demek daha öpüşmemişlerdi. Düşüncelerim arasında o adamın tek derdinin o kadınla sadece öpüşmek olduğu vardı. Çünkü erkek istediğini alana dek gurursuz bir şekilde hatta en aşağılayıcı bir vaziyette iğrenç ısrarlarını sürdürmeye devam ederdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kadının yerinde olsaydım öpüşmeye razı oluyormuş gibi davranıp bir anda adamın dudağına kafamı geçirirdim herhalde. Aslında böyle bir şeyi asla yapamazdım, hayatım boyunca birine tokat attığım dahi olmamıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kadın paniklemiş gibi altına giydiği çiçekli, siyah mini eteğini tutarak ayağa kalktı. Adam ise o esnada sabrı kalmamış gibi yanaklarını şişirip derin bir nefes vermişti. Sonrasında hiç beklemediğim bir anda adam kadını bileğinden tuttu ve banka oturttu ardından da dudaklarını dudaklarına bastırdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
“Bu çok aniydi,” diye mırıldandım ve bakışlarımı başka yöne çevirdim sonrasında göz ucu tekrar onlara döndüm, adam daha öncesinde defalarca kez öpüşmüş gibi işine hararetle devam ederken kadın sadece kaşlarını çatmıştı ve bir şaşkınlık içerisindeydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir süre sonra kadın adamı itekledi ve bir anda tekrardan ayağa kalktığında şüpheyle etrafına bakındı, o esnada kadının beni fark etmemesi adına bir adım sola kaydım ve kadının bedenini bir ağaç örttü. Etrafı kontrol ediyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ne kadar geçti bilmiyordum ama bir süre onlara dönmemiştim. Adamın tek niyetinin kadını kandırmak olduğunu düşünüyordum. Kadın ise benim bu düşünceme göre kendini adamdan geri çekmiyordu çünkü insan ilişki içerisindeyken kör kesilirdi, buna inanırdım. Yeniden sağ tarafa kaydım ve artık öpüşmediklerini fark ettim, kadın başını eğmişti fakat adamın bakışları o kadar değişmişti ki kadına karşı, sanki istediğini elde etmişti ve şu an yumuşak bakmasını gerektirecek hiçbir neden yoktu ortada.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir film seyrediyor gibiydim. Kadın adama sarılmak için bir hamle yaptı fakat adam kadını kollarından itekledi ve bir anda ayağa kalktı ardından taş gibi bir suratla kadına bir şeyler anlatmaya başladı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
“İnanamıyorum,” dedim şahit olduğum olayın tuhaflığına. Dirseğimi duvara yasladım ve çenemi de elime yerleştirdim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kadının ifadesinde büyük bir şaşkınlık vardı, ayağa kalktı ve adamın karşısına geçip bir adım attı fakat adam tiksintiyle bir adım geri gitti. Yüzleri net olmadığı halde ortamın gerginliğini buradan anlayabiliyordum. Ne olduysa bir anda olmuştu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kadın bir anda adama tokat attı, buna ben bile şaşırdığımda adam, tokadın etkisiyle kafasını yana yatırdı ve ellerini sıktı. Kadın bu sefer de adamı omuzlarından iteklediğinde adam bir iki adım geri sendeledi akabinde hemen kendini dikleştirdi ve ellerini fosforlu yeşil ceketinin ceplerine soktu. Tek tepkisi omuz silkmek olmuştu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kadın adamın bu rahatlığına o kadar sinirlenmişti ki ikinci bir tokadı daha adamın yüzünde patlattığında ben bile onların ortamına çekilmiş gibiydim. Nedense tartışma konularının bambaşka bir şeye evrildiğini hissediyordum artık.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kadının bütün ciddiyetine rağmen adam cevap olarak sadece kahkaha atmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sanırım tartışmanın gereksiz olduğunu düşündü kadın ve adamı terk etmek adına döndüğünde bir anda benimle göz göze geldi. Dudaklarım aralandığında yutkundum ve ne yapacağımı bilemedim sonrasında duyulur duyulmaz bir nefes aldığımda kadın benden daha çok tepki verdi, elleriyle yüzünü kapattı ve piknik alanının dışına doğru koşmaya başladı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kadın beni fark ettiği için kendimi kötü hissetmiştim. Adam şaşkın bir şekilde partnerinin gittiği yolu seyrederken belki de bir süre sonra bana doğru dönecekti çünkü kadının benim tarafıma baktıktan sonra gittiğini anlamıştı. Adamın beni görmesini istemediğimden tam zamanında eğildim ve duvar bütün bedenimi kapattı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Garanti olması adına bir süre yere çökük halde ilerledim sonrasında, artık mesafe arttığından ayağa kalktım ve arkamı döndüğümde adamın kollarını önünde bağlamış bir vaziyette, nokta atışı bakışlarla bana baktığını fark ettim. Korkmamıştım ve gerilmemiştim de çünkü o kadar mesafeden yüzümü seçebilmesi imkansızdı üstelik bakış açısı nasıl olurdu bilemiyordum ama duvar sayesinde en iyi ihtimalle sadece başımın tepesini gördüğüne emindim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sonra bir şey oldu, adam kollarını her iki yanına serbest bıraktı ve omuzlarını o kadar düşürdü ki bir yenilgiyle karşı karşıya kalmış gibi bir duruşa geçti. Yüzünü tam seçemediğim halde mutsuzluğu ta buradan hissedilebiliyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir adım gerilediğimde yaşı yirminin üzerinde gibi görünen adam bir adım bana doğru geldi, bu hareketiyle aramızdaki bakışma iletişimini kanıtlamak istemişti sanki. Yine de ortada endişelenebileceğim bir durum olmadığına emindim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Derin bir nefes aldım, havanın gri tonuna dikkat kesildim ardından elim at kuyruğu yaptığım küllü kumral saçlarımı buldu. Alnımın gerildiğini hissettiğimde sağ elimi enseme yasladım ve sol elimle de kadının gittiği tarafı gösterdim. Bu, git ve o kadının gönlünü al demenin yanında sabahtan beri sizi izlemiştim demek de oluyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yüzünü seçemiyordum ama şu iki saniyede gözlerinin ilk önce elime daha sonra da parmağıma dokunduğunu hissettim. Kafasını ağır ağır kadının gittiği yöne çevirdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Saniyeler giderek arttı ama adam başını kadının gittiği yönden ayırmadı, eli çenesindeydi ve daldığını görebiliyordum. Daha fazla burada durmamak adına binanın içine girdim ve kız kardeşimin sınıfının önüne geldiğim gibi teneffüs zil çaldı. Koridor bir anda o kadar kalabalıklaşmıştı ki kulaklarımda kaynağı belli olmayan ve seslerin net çıkmadığı bir gürültü kirliliği vardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kendimi açık kapının pervazına yasladım ve sınıftan dışarı çıkan öğrencileri tek tek inceledim ama Cansu içeride değildi. Okula mı gelmemişti acaba?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sınıfta sadece birkaç öğrenci kaldığında gözlerim öğretmenler masasını buldu. İki öğrenci test kitabındaki sorularını öğretmene soruyorlardı. Öğretmenler masasının önündeki masada başka bir öğrenci ise kendi hâlinde oturuyordu. O kızın yanına gidip ona Cansu'yu sorabilirdim ama sınıfta öğretmen olduğundan içeri girme konusunda kendimi çekingen hissetmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Elini yanağına yaslamış, masasına bakarak kara kara düşünen kıza baktım ve "Bir bakar mısın?" diye kısık sesle kıza seslendim. Beni duymamış mıydı yoksa duymamazlıktan mı gelmişti bilmiyordum ama başını kaldırmamıştı bile. Derin bir nefes verdim ardından koridora geçtim, zaten Cansu’nun sınıfta olmadığı gayet açıktı, teyit ettirmeme gerek yoktu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ben evdeyken Cansu, Ebru ile kahvaltı yapıyordu yani okula geç kalamazdı. Bu da demek oluyordu ki ya okula gelmek yerine başka bir yere gitmişti ya da okula gelmişti ama derse girmemişti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Aklıma başka ihtimaller getirmeye çalışıyordum, o adam Cansu’nun bahçede olmadığını söylemişti hatta bizi izlemediğine dair de bir şeyler söylemişti. Bunu dikkatli biri olmasına mı yormalıydım yoksa kardeşimin onlarla olabilme ihtimalini düşünmeli miydim bilmiyordum. Kafam karışmıştı ve içimde bir tedirginlik hissettiğimde annemi aramam gerektiğini düşündüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Merdivenlere yöneldiğimde bir oğlanın elinde daha siyah poşet gördüm, öğrenci değildi ve tuhaf bir tipi vardı. Onun önünü korkusuzca kestim ve “Ne var o poşette?” diye sordum dan diye.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sakin bir şekilde öteki tarafa kaydı ardından bütün ciddiyetiyle ifademe baktı, beni biliyordu. “Ses etme,” dedi buz gibi bir sesle ve merdivenlerden inmeyi sürdürdü.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kafam o kadar karışmıştı ki ne yapacağımı bilememiştim. Yutkundum, dudaklarımı yaladım ve kendi katıma çıktığımda annemi aradım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Telefonu kulağıma götürdüğümde koridor sonundaki cama doğru ilerliyordum fakat dikkatimi bir şey çekmişti. Biri bakışlarını üzerimden çekmeden bana dik dik bakıyordu. Tüm korkusuzluğumla o yöne döndüğümde orada burada denk düştüğüm, simasına hâkim olduğum ama tanımadığım bir kız ile karşılaştım. Direkt gökyüzü mavisi gözlerine dikkat kesilmiştim, biri bana baktığında o kişiden bakışlarımı kaçırmama gibi bir huyum vardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Neden bana dik dik baktığını anlayamamıştım ama soğuk bakışlarını üzerimden çekmemişti hala. Kulağım telefonda iken ona bakmayı sürdürdüm. Yanında birkaç kız arkadaşı daha vardı. Ve inatla gözlerini üzerimden çekmiyordu, bu konuda ben de inatçıydım ve hiç korkusuz ona bakmaya devam ettim. Normal şartlarda onun bakışlarını benden çekmesi gerekirdi çünkü ilk bakan oydu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Onu tanımıyordum ama bildiğim hatta bütün okulun da bildiği bir şey vardı ki bu kız geçen sene okula hiçbir şekilde gelmemişti ve dedikodulara göre psikolojik tedavi gördüğünü öğrenmiştim. Buna rağmen on birinci sınıfı geçmişti ve direkt on ikinci sınıftan devam etmişti okula.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annem telefonumu açmamıştı, ben de kızın gökyüzü mavisi gözlerinden gözlerimi ayırmadan ezbere gittim ve arama tuşuna basıp yeniden telefonu kulağıma koydum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Tuhaf ama aynı zamanda da çok dikkat çekici bir yüze sahipti. Teni bembeyazdı, kaşları ve kirpikleri siyahtı üstelik buna rağmen gür dalgalı sarı saçları vardı. Yuvarlak burnu yüzünde çok biçimli duruyordu. Pembe, yarı dolgun dudakları vardı. Gözleri ise gerçekten de iriydi ve göz rengi o kadar belirgindi ki ona bakarken gökyüzünün mavisinde kaybolduğumu düşünebilirdim. Boyu ise benden yaklaşık beş santim kadar uzundu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
En sonunda gözlerini devirerek bakışlarını benden çektiğinde annem de telefonumu açmıştı. Bir bakışma yarışması kazanmıştım, yüzümdeki zaferle koridor sonundaki cama ilerledim ve deminden beri bana seslenen anneme cevap verdim. “Cansu okulda değil. Bunu söylemek için aradım seni, anne.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Alnımı soğuk cama yasladım ve annemden bir cevap bekledim. Neden bana cevap vermiyordu bilmiyordum ama nefesinin sesini işitebiliyordum, hala hattaydı. Ya nerede olduğunu biliyordu ve ses etmiyordu ya da nerede olduğunu bilmiyordu ve düşüncelere dalmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
“Anne,” diye seslendim ardından telefonu tutan elimi değiştirdim. “Orada mısın?”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
“Evet,” dedi sadece ardından sıkıntıyla bir nefes verdiğini işittim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Alnımı yasladığım cam ısındığında ve sabrımdan bir şey kaybetmediğimi hissettiğimde gözlerime, resmen yolda zıplayarak yürüyen kız kardeşim ilişti. Okula doğru geliyordu ama suratında aptal bir gülümseme vardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
“Tamam,” dedim anneme, benimle bilerek konuşmadığını anladığımda ve nerede olduğunu bana söylemeyeceğine emin olduğumda. Yine de içini rahatlatmak adına ekledim: “Okula doğru geliyor Cansu.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu sabah yaslandığım tabelanın önünden geçti Cansu ve okulun içine girdiğinde annem telefonda bana bağırdı hatta beni azarladı. Telefonumu kulağımdan uzaklaştırmamaya dikkat ettiğimde sakin bir şekilde annemi dinlemeye devam ettim. Annem her şartta o sevgisizliği ve saygısızlığı bana hissettirmekten geri durmuyordu. Dış görünüşüm anneme benzerdi ama telefonda huyumun baba tarafına çektiğini ve babamın tarafına olan nefretini dile getirmesini dinledim. En sonunda ise telefonu yüzüme kapattı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
“Tamam, en çok sen biliyorsun ve gizliyorsun Cansu’nun nerede olduğunu.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Telefonumu arka cebime koyduğumda yolda bastonuyla yürüyen yaşlı bir amca fark ettim. Benim iki taraftan da dedem yoktu ve torun sevgisini de bilmiyordum. Sadece babaannem vardı ki o da özellikle sevmezdi beni. Bir yandan hak verirdim neneme çünkü enteresan bir şekilde dedem benim doğumumun heyecanıyla öldü diyorlardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Dışarıda bebek arabası süren bir anne gördüğümde zihnimi bulandırmak istemedim ve sırtımı cama döndüm. Bu sefer de okul koridorunda kol kola girmiş ve sohbete dalmış, bir sürü arkadaşa sahip öğrenciler gördüm. Gözlerimin dokunduğu her yerde eksik taraflarım vardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şu an istesem de duygusal hissedemiyordum. Etrafım kalabalık olduğunda, esnesem bile gözlerim dolmazdı. Öyle değişik bir gurura sahiptim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yaslandığım kalorifer peteğinden ayrıldığımda istikametimi bir alt kata yönlendirdim, Cansu’yu sorgulamam gerekiyordu çünkü düşük bir ihtimal de olsa siyah maskeli adamlar ile bir bağlantısı olup olmadığını teyit ettirmeliydim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir yandan birazdan gireceğimiz matematik dersine geç kalmak istemiyordum, Cansu’dan bile önce onun sınıfının önüne geldim ve duvara yaslandığımda bakış açımda hem onun sınıfı hem de merdivenler vardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İlk iki derse giremeyecek kadar önemli ne işi olabilir diye düşündüğüm esnada teneffüs zamanının bittiğini gösteren zil çaldı ve bakış açımdaki merdivenlerde Cansu'yu gördüm. Etrafına değişik gülücükler saçıyordu ve sabahki haline göre biraz dağılmış gibiydi, aklı bir karış havada gibi görünüyordu. Onu ilk kez bu kadar sersem görüyordum, normalde etrafına cin gibi bakardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Benim olduğum tarafa doğru geliyordu ve beni gördüğü halde beni fark etmemişti. Soğuk duvardan ayrıldığımda sırtımı dik tuttum ve kız kardeşime doğru ilerledim, beni fark edebilmesi adına omzuna dokunduğumda elektrik çarpmış gibi bir anda bana döndü, ben de ona dokunduğum için elimi pantolonuma sildim özellikle.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir adım yana kaydığımda benden yaklaşık üç santim kısa olan kardeşimle tam karşı karşıya geldim ve onun yüzüne odaklandığımda rüyalar aleminden yeni yeni çıktığını fark ettim. Kollarımı göğsümde bağladığımda göz gözeydik ve insanlardan bakışlarımı kaçırmadığımı bildiğinden gözlerini gözlerimden kaçırdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
“Of,” diyerek iç çekti Cansu. “Senin yüzünü görmek zorunda mıydım ben şimdi?”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ona dik dik bakmaya devam ettim, bakışlarımın onu baskı altında hissettirdiğine emindim. Kız kardeşim bana başka bir şey söyleyeceği esnada bir şey oldu ve “Keşke ölmeseydi!” diye bağırdı biri.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cansu, ağzını kapatmadan aksi bakışlarıyla sesin geldiği yöne baktı ama ben yine de gözlerimi Cansu'nun üstünden çekmedim. Kardeşim tekrardan bana döndü. Bakışları yüzümde zor sabit kalıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Karşıma neden çıktığını öğrenebilir miyim?" diye sordu inatla ondan beklediğim cevabı bana vermeyerek. "Hangi günahımın bedeli seni benim karşıma çıkartacak kadar büyük olabilir ki?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
“Senin günahların beni annemden uzak tutmaya yetecek kadar çok olmasın?” diye belli belirsiz mırıldandım ve gözlerimi devirmemek için zor tuttum kendimi. Ondan duymak istediğim cevabı bana vermemek için boş yapıyordu sadece.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Direkt konuya girecektim fakat "Keşke helallik alsaydık lan!" diye bağıran yine aynı gürültülü sesi işittik ve sözüme başlayamadım bile. Sesin geldiği yöne dönmek yerine Cansu'ya kitlenmeye devam ettim, kaşlarım belli belirsiz çatıldı ama bu ifademi hemen değiştirip yine aynı donuk yüz ifademe geri döndüm. Az ötemizde göz ucuyla görebildiğim iri bir oğlan vardı ve ses tonunu ayarlayamıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Çok uzatmak istemiyorum," dedim kontrollü çıkan sesimle. "Neden geç kaldın ve neredeydin?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu sorumla çehresini tedirgin diye nitelendirebileceğim bir ifade kapladı. Önce yutkundu ardından boğazını temizleyip tam bana bir şey söyleyecekken "Oğlum, bağırmadan konuşuyorum ya!" diyen yine aynı tiz ses ile yine ve yine Cansu'nun lafı ağzına tıkandı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cansu, çileden çıkmış gibi gözlerini öfkeyle irileştirerek kafasını öteye çevirdi ve "Yeter artık, yeter!" diye tüm gücüyle bağırdı oğlana.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Dudaklarımı birbirine bastırarak bakışlarımı yere sabitledim. Sabrım sınanıyordu. Tek bir soru sormuştum ve cevap alamıyordum üstelik soruma cevap alamayayım diye hayat tüm olumsuz etkenleri tam zamanında karşıma çıkartmayı başarmıştı. Tamam, biyoloji öğretmenimiz vefat etmişti ama bunun yasını bir saygı çerçevesine oturtmayı neden bilmiyordu ki?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bağırarak konuşmak etkili bir iletişim olmadı hiçbir zaman; ya karşınızdakini korkutup bir cevap alamazdınız ya da yüksek sesinizle karşınızdaki insanı öfkelendirirdiniz.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Neden sabahtan beri bağırıp duruyorsun, aptal!" diye bağırdı Cansu ve onun bu hırçınlaşması tamamen sahteydi, asıl niyeti beni oyalamaktı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ama ben sana dedim bağırmadan konuş diye, değil mi?" Naif bir erkek sesiydi bu, o yöne dönmedim onları ciddiye almadığımı belli etmek için fakat bu sesi Ömer’in ses tonuna benzetmiştim. Deniz sularının neden tuzlu olabildiğinden bahseden kişiydi sanırım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Göz ucuyla anca görebildiğim iri çocuğun arkadaşına, yani Ömer'e baktı Cansu. Az ötede, sol tarafımızda ikisinin de siyah pantolonlarını varla yok arası seçebiliyordum sadece.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Bağırmadan konuşuyorum! Hocamız ölmüş, hocamız, hocamız!" Omzumla kulağımı kapatma dürtüsüne girmiştim bu ses tonu karşısında.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hadi gel, seni sınıfına bırakayım," diye rica ederek konuştu Ömer ve yapılı arkadaşının koluna girdi ardından da yanımıza geldiler.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Utanıyorum senin gibi biriyle aynı sınıfta olduğum için," dediğinde Cansu, sınıfın önünden kenara çekildi ve ben bu iri çocuk ile Cansu'nun aynı sınıfta olduklarını anladım. Çok kurnazca bir düşünce olur muydu bilmiyordum ama Cansu’nun arkadaşına yazdığını ve bu karmaşayı bilerek çıkarttığını düşünmeye başlamıştım. Tüm amaç bana cevap vermemekti belki de.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Babam bana her akşam yaptığı rutin konuşmalarında kardeşlerime sahip çıkmam ve onları doğru tarafa yönlendirmem gerektiğinden bahsederdi ve aksi bir durumda sorumlu tutulacak o kişi bendim. Sen büyüksün ortalığı toparlamalısın. Onları kontrol et ve sorunlarını hallet. Kardeşlerinin sorumluluklarını da üstlen. Onlara yol göster… Bunun gibi daha birçok şey söylerdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Öğretmenler zili ne ara çalmıştı bilmiyordum ama merdivenlerden çıkan matematik öğretmenimi gördüğümde onların yanından ayrılmıştım. Cansu bana özellikle cevap vermiyordu ve bundan sonra onun bu durumu umurumda olmazdı. Babama göre en büyük çocuk olduğum için onlarla ilgilenmem gerekirdi ama ben onların ebeveyni değildim ayrıca işin içinde annem de vardı bu yüzden içimde herhangi bir şeyi sıkıntı etmeme gerek yoktu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Merdivenleri iyi çıkmıştım, öğretmenim sınıf kapısını açtığında tam olarak onun arkasındaydım fakat beni fark etmedi. İçeri geçti ardından açık kapıyı kapatmak için döndüğünde gözlerimiz kesişti. Mahcup bir halde baktığımda derse ondan sonra girdiğim için tereddütte kalmıştı fakat hemen sonrasında “Geç Hira, geç,” dedi Mazlum öğretmenim başını aşağı yukarı sallayarak.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Rahat bir nefes verdiğimde başımı salladım tebessümle ve hemen sırama ilerledim. “Oturun,” dedi öğretmenimiz matematik kitaplarını masasına yerleştirdiğinde ve herkes sırasına oturdu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Mazlum öğretmenim hiç zaman kaybetmemişti ve direkt derse geçmişti, biyoloji öğretmenimizden haberinin olduğunu düşünüyordum çünkü öğretmenler odasında muhabbeti illaki dönmüştür fakat konusunu açmamıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Neden bilmiyordum ama kafamı derse veremiyordum. Düşünceler beni sımsıkı tutmuştu ve dış dünyaya odaklanmamı engelliyorlardı. Genel olarak günümü düşünüyordum; okulu, ailemi, arkadaşlarımı ve kardeşlerimi. Kalabalık değildim, belki de kimsesizdim çünkü gerçekten de sırtımı sadece duvara yaslayabiliyordum. Okula sessiz sedasız gelen, derslere katılmayıp hep susan, arkadaş ortamında değersiz olan ve iletişim kurabilmek için karşı taraftan ufak bir harekete muhtaç olan o öğrenci, bendim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Okuldaki yalnızlığımdan ve kardeşlerimle olan iletişimsizliğimden ne ara çıkmıştım bilmiyordum ama aklım bir anda Mazlum öğretmenimle olan bir anıma kaymıştı. Bir keresinde, okul bahçesinde iken Deren’in bana çarpması sonucu Mazlum öğretmenimin elindeki kupayı yere düşürmüştüm ve kırmıştım. Her ne kadar belli etmesem bile o gün etkilenmiştim bu olaydan çünkü o kupanın öğretmenime hediye olarak geldiğini biliyordum. Bu geri dönülemez bir sonuçtu. Bir ceza veya azar beklemiştim fakat öğretmenim yumuşak davranmıştı ve bu bile daha fazla mahcup hissetmeme neden olmuştu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
“Dünya malı insan canından önemli değil, bir şey olmaz,” demişti o gün bana. Bu cümlesinden ve bana karşı ılıman tutumundan o kadar etkilenmiştim ki okul hayatımda en sevdiğim üçüncü öğretmen olmuştu kendisi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yine de bana en sevdiğin öğretmenin kimdi diye sorsalardı Uraz öğretmenimin adını verirdim. Belki bunda küçüklüğümün de etkisi vardı, bilmiyordum ama o zamanlarda benimle konuşmaya çalışması ve ilgisi olmasaydı belki de şu anki halimden daha berbat bir durumda olurdum çünkü hatırlardım, beni her zaman iyi olana yönlendirmeye çalışmıştı. Emek vermekten çekinmemişti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
O zamanlar maddi yönden sıkıntılar yaşıyorduk ve öğretmenim, diğer öğrencilerin karşısında beni rencide etmeden benimle yemeğini paylaştığında bir baba gibiydi, benimle oynamak istemeyen sınıf arkadaşlarımın aksine benimle oyun oynaması ve bazen öğrencilerin arasına beni katması bir abi figürüydü, o zamanın küçüklük aklıyla evde çıkan sorunları sorusu üzerine anlattığımda bir arkadaş gibiydik. Kısacası bir öğretmenin küçük ve ilgisiz kalmış bir çocuğa yapabileceği bütün yardımları yapmıştı, şu anki minnet duygum o kadar yüksekti ki bir kez daha hayata gelecek olsaydım onun çocuğu olarak dünyaya gelmek isterdim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Artık okuma yazmayı sökmüş birine hikâye okutturmak kolaydı ama Uraz öğretmenim ben daha hikâye okuyacak kıvama gelmeden bana hikayelerden çıkarılacak derslerden bahsederdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Onunla geçirdiğim zamanları bir rüya gibi hatırlıyordum, zaman mekân silikti fakat verilmeye çalışılan dersler yerli yerinde duruyordu. O saygıyı hak eden ve bir nebze de olsa ilkokulumu çekilebilir kılmayı başarabilmiş bir öğretmendi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Okul dönemim boyunca belki de en kötü yıllarım ortaokuluma aitti. İçeride çözemediğim gizemler vardı. Onları hala daha çözememiştim. Bunların yanında oradaki insanlar bir ara kendimden nefret etmeme neden olmuşlardı. Bir ara o kadar zorbalanmıştım ki beni erkek olduğuma ikna etmişlerdi. Üstelik o zamanlar da kimsesizdim fakat Serhat Begtaş adlı bir bilişim öğretmenimiz vardı, haftalık sadece iki saatlik dersimiz vardı onunla ama buna rağmen, çok az da olsa karanlığıma renkleri işleyebilmişti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
O zamanlar şu anki halimden daha berbattım, teneffüslerde dışarı çıkıp hava almayı bile bilmezdim. Gün içinde tek kelime ettiğim olmuyordu, okula sıfır kelime ile geliyordum ve sıfır kelime ile de geri dönüyordum. Serhat hocam bu durumumu fark etmişti ve elinden geldiğince destek olmuştu bana. Zor anlarında elinden tutup seni o karanlıktan çekmeye çalışan kim olursa olsun unutulmazdı. Bu yüzden en sevdiğim ikinci öğretmenimdi Serhat Begtaş.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İlkokulum Aydın’da geçmişti, o zamanlar kiracı olduğumuzdan taşınmak durumunda kalmıştık ve ortaokulumu da Çanakkale’de okumuştum. Liseye geçiş zamanımda İzmir’den ev alabilmiştik ve Torbalı’daydık artık. Belki içimdeki karanlıktan yavaş yavaş çıktığım içindi, bilmiyordum ama İzmir’i diğer şehirlerden daha çok sevmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İnsanlarla karşı karşıya oturup sohbet edebilen özellikle de sohbet esnasında kendinden bahsedebilen biri olamadım hiç. Ve inanırdım ki geçmişi konuşmak anıları diri tutardı. Ben ise kendimi sohbet içerisinde birine anlatamadığım için anılarımı zihnimde canlandırmaya çalışmakla yetinirdim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Anılarımı yad etme düşüncesi aklıma yeni bir anı getirmişti. Yine ortaokul zamanlarımdaydım. İlginç bir olayla karşı karşıya kalmıştım ve bu o kadar değişikti ki çözülmeyi bekleyen bir gizem daha diyordum kendime. Aslında geçmişime şöyle bir dönüp baktığımda her şey yarım kalmış gibiydi, değişik olaylarla karşı karşıya kalmıştım, ortada bir netice yoktu ve hiçbir zaman da nedenleri öğrenememiştim. O zamanlar küçük olduğum için aklım ermiyordu ve sadece ağlıyordum, ailemin ilgisizliğinden ise içe dönük biri olmuştum. Şimdi ise yine aklımın ermediği bir olay içerisindeydim. Siyah maskeli adamları bilmiyordum ve bu da çözebildiğim bir şey değildi sanırım. Normal bir durum değildi biliyordum ama o kadar anormallik görmüştüm ki bir tepkim bile kalmamıştı ortada.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Köpeklerden korkmaya başlamıştım ortaokul zamanlarımda. Ve on birinci sınıfımız da bittiğinde, karne zamanı sınıfça bir pikniğe gitmiştik. O zaman bir köpek sesi duymuştum, her ne kadar kendime hâkim olmaya çalışsam da kendimi kontrol etme çabam köpeği kanlı canlı gördüğüm an sonlanmıştı. Kontrolü kaybetmiştim, belki piknik örtüsündeki yiyeceklere bir zararım dokunmamıştı ama kaçırdığım köpeğin sahibinin Mazlum öğretmenim olduğunu öğrenmiştim. Aslında şöyle bir bakıyordum da lise zamanlarında en sevdiğim öğretmenime iyi bir tarafımı gösterememişim. Hep zarar vermişim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
“Bence bu soruyu Hira çözebilir.” Mazlum öğretmenimin sesiyle kendime geldiğimde onunla göz göze geldik, yutkunduğumda beni başıyla tahtaya çağırdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Tekrardan yutkunduğumda “Gelecek misin?” dedi bana dikkatle bakarak. Ayağa kalkmadan tahtada yazan soruya baktım, çözebileceğim kadar basitti ama dersi dinlemediğim için yapamayacağımı düşünüyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
“Affedersiniz,” dedim ellerimi bacaklarımın arasında birleştirdiğimde.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Mazlum öğretmenim gülümsedi ve beni sınıfın içinde hiçbir şekilde küçük düşürmedi. “Bu huyunu çok seviyorum, Hira,” dedi ve teneffüs zili çaldı. “Bir hata yaptığında kabullenebiliyorsun ve üste çıkmıyorsun. Bu çok iyi bir şey. Buna saygı diyoruz.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Başımı kaldıramadığımda sınıfımın benden bir kez daha nefret ettiğini hissedebiliyordum. Hep böyle oluyordu çünkü.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Öğrenciler teneffüse çıktığında “Bir dahaki ders bu şekilde dalma, beni iyi dinle,” dedi Mazlum öğretmenim. “Sınav senen olduğunu unutma, Hira.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Başımı olumlu anlamda sallamakla yetindim ve öğretmenim ile göz göze gelmekten kaçındım. Utanmıştım. Derste daldığım için beni azarlasaydı karşı çıkacağım türden cevaplar zihnimde oluşabilirdi ama bu şekilde ılıman yaklaştığında hiçbir şey diyemiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Teneffüste dışarıya çıkmadım, Deren de sanırım sınıftaki diğer kızların yanında geçiriyordu teneffüsü.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
(...)
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
16.05
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Son dersin bitimine sadece beş dakika kalmıştı ve herkeste bir yorgunluk vardı, ben de kendimi yorgun hissediyordum ancak ders kimya olduğu için bir saat daha bu dersi dinleyebilirmişim gibi geliyordu. Bir bilinç yüklendiğinde, birazdan o adamların yanında olacağım için okulda bir saat daha geçirmeyi istediğimi düşünmüştüm inceden ama öyle değildi, konu kimya dersi olduğunda zamanın bir önemi kalmıyordu benim için.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Son iki dakika kala öğretmenimiz ders anlatmayı bıraktı ve toparlanmaya başladık. Sabahtan beri oturmaktan her yerimi uyuşmuş hissediyordum. Uykum vardı ve bugün hemen hemen hiç su içmediğim için başım ağrıyordu. Buna rağmen su içmek bile gelmiyordu içimden. O kadar sıkılmıştım ki bütün gün oturmuştum, sıramdan hiç kalkmamıştım ve ağzımı dahi açmamıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Okulun bittiğini gösteren zil çaldığında ilk olarak kimyacımız Sevil Hoca çıktı sınıftan. Ben de telefonumdan saate baktım ardından telefonumu siyah çantamın küçük gözüne koydum. Ayağa kalktım ve çantamı sırtıma geçirdim. Uyuşan bacaklarımla yürüyerek sınıftan çıktım ve merdivenlerdeki kalabalıkla beraber ikinci kata indim. Herkes aynı anda okuldan dışarı çıkmaya çalıştığından merdivenlerde iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalık oluşuyordu. Kimseye çarpmamaya özen gösterdim ve merdivenlerden inen Cansu'nun kolunu hiç istemesem de tuttum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sanki benim ona dokunduğumu, siyah saçlarında gizli gözleri varmış gibi daha bana dönmeden anlamıştı. Kolunu benden kurtardı. "Ne var, Hira? Sadece seslensen olmuyor mu?" Cansu’nun benimle aksi konuşmasına o kadar alışıktım ki normalim buymuş gibi geliyordu, tam tersi benimle kibar konuşsaydı bir rahatsızlık hissederdim. “Şu zor dersler beni yıpratmıyormuş gibi çantamdaki kitaplar da çok ağır.” Siyah gözlerinin baygın bakmasından gerçekten de yorgun olduğu anlaşılıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Merdivenlerde öylece durduğumuzdan insanlar rahat rahat inemiyorlardı bundan dolayı “Öğretmenime sormam gereken yığınla birikmiş sorularım var,” dedim direkt. “Eve biraz geç kalabilirim, annemgile söylersin.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
“Tamam,” dedi sadece ve geri merdivenlerden inmeye devam etti. Derslerime sürekli çalışan biri olduğum için bu yalanım onlar için bir gerçekti ve aksini düşünemezlerdi bile.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Olur da Cansu ile bir şekilde denk geliriz diye rastgele bir sınıfa girmiştim. Cam kenarından bir sıraya geçtiğimde bacaklarımı kalorifere yasladım ve okul bahçesini inceledim, kardeşimin gittiğinden emin olmalıydım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir süre beklediğimden bahçedeki öğrenciler bir hayli azalmıştı. Cansu ise okulun dışındaydı ve bizim eve giden yolda arkadaşlarıyla ilerliyordu. Ben de artık okuldan çıkabilmek adına bir adım gerilediğimde göz ucu gördüklerimle tekrardan cama doğru dönmüştüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Korku ve heyecanla karışık gözlerimi kıstığımda sağ tarafta kalan bir yol ağzında, sırtını okula dönmüş, arabasının önünde bekleyen o adamı gördüm. Telefonuyla ilgileniyor olmalıydı ve okuldan çıkan öğrencileri izlemek gibi bir girişimi asla yoktu. Bu kadar mı emindi hiç sorun çıkartmadan onun yanına gideceğimden?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yine yüzüne siyah kar maskesini geçirmişti ve üstünde sabahki beyaz tişörtü ve siyah eşofman altı vardı. Sabahki siyah arabasının yerine beyaz, spor bir arabanın önünde duruyordu bu sefer. Normal şartlarda siyah, VIP bir arabaya beni zorla bindirirlerdi ve zorla götürülürdüm kalabalık gruplar tarafından ancak o tekti ve şahsi aracıyla gelmişti. Onun yeni olduğunu düşünüyordum ama o diğer adamlara nazaran daha köklü gibiydi. Elle tutulur, mantıklı hiçbir yan bulamıyordum şu an.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sınıftan ayrıldığımda üzerimde büyük bir gerginlik vardı. Bahçeye indiğimde ve serin havayı içime çektiğimde hiçbir şekilde rahatlayamamıştım. İlk kez bu şekilde götürülecektim. Kendi ayaklarımla oraya gidiyordum ve buna inanamıyordum ayrıca bu sefer koşmakla kurtulamayacağımı da biliyordum. Belki de şu anlık hiç sorun çıkartmadan oraya gitmemin nedeni hiçbir çözüm yolu olmadığı içindi. Öteki türlü eve geç kalacaktım ve paçamı kurtarabileceğim bir açıklama bulamayabilirdim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Demir, siyah çıkış kapısının soğukluğu elimle buluştuğunda okulun bahçesinden tamamen çıkmış oldum. İkindi vaktine yaklaşıyorduk ama hava henüz kararmamıştı. İlerlemeye devam ettim, içimde iğrenç bir heyecan vardı. Temkinli bir şekilde yürümeye devam ettiğimde on beş adım kadar uzağımdaki adam hala önüne eğilmişti ve hala telefonundan bir şeye bakmaya devam ediyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Aramızda beş adım kala yavaşladığımda çok az yan tarafa kaydım ve kafamı da hafif yana yatırdığımda telefonunda ne yaptığına bakmaya çalıştım. Sosyal medyada dolaşıyordu. Ben daha çok gizli saklı işler beklemiştim oysaki.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sırtı bana dönük adamın yanına doğru ses çıkartmamaya dikkat ederek yürümeye devam ettim. Aramızdaki mesafe uzayıp kısaldı ve bir elimin parmakları kadar azaldı. Böyle gizli saklı hareket ettiğim için heyecan ve yakalanma duygusu bedenimi esir almıştı, karnım gerginlikle kasılıyordu ve nefesimi tuttuğumu ise sonradan fark etmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ne ile karşı karşıya kalacaktım hiç bilmiyordum. Kendimi yine bir belirsizliğin içinde bulmuştum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
//
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir sonraki bölümü sizden daha çok merak ediyorum ahahah
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.