Bu bölümün yeri bende her zaman ayrı olacak çünkü ne zaman bölüm başlığını görsem 2022 Mayıs ayını hatırlayacağım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Keyifli okumalar, tabii keyifli bulursanız ;)
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
16 EKİM SALI, 2018
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Uykumu alarak uyanmış olabilirdim ama huzura kavuşamadığımı hissediyordum hâlâ. Sınıf arkadaşlarım beni ellerinde oyuncak yapabilirdi, Cansu beni sırtımdan ya da gerçekten bıçaklayabilirdi, annem beni sebepli ya da sebepsiz sevmeyebilirdi, Ebru sırlarımı öğrendiği gibi ötebilirdi ve babam da beni bir kafese kilitleyebilirdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Düşündükçe huzursuzluk hissinin boyutunu yanında küçültecek güvensizlik hissi piyasaya çıkıyordu ama bugünü güzel geçirmek istediğimden bütün düşüncelerimden arındım ve ellerimi yüzümü soğuk suyla yıkadım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Siyah bol pantolon ve kısa kollu mor okul formamı giydiğimde üzerime de siyah, kapüşonlu ceketimi almıştım. Küllü kumral saçlarımı açık bıraktıktan sonra yüzüme sadece nemlendirici sürüp banyoyu terk etmiştim. Kısa ve yalnız bir kahvaltının ardından direkt okul çantamı hazırlamaya koyulmuştum çünkü dün gece kitap yüzü bile açmamıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ders programına göre kitaplarımı ayarladığım esnada Cansu'nun okula yine erken saatte gittiğini fark ettim, sanırım okulundan memnun kalmamıştı çünkü bizim okuldan sonra o okulun çevresi ona kötü gelmiş olmalıydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sınıfımı sevmediğim doğruydu ama Mehmet Fuat Köprülü Anadolu Lisesinin bir adı ve aklı başında öğrencileri vardı. Bizim okulun en keko erkek öğrencileri bile diğer okullarınkine nazaran daha moderndi, şahsimce tabii.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ayarladığım kitapları çantamın büyük gözüne koyduktan sonra defterlerimi de çantamın ikinci gözüne koymak için ikinci fermuarı açtım sonra bir avuç dolusu hurma şekeriyle karşılaştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Çantamdan hurma şekeri çıkmıştı. Serhat kendi avucu kadar çantama hurma şekeri katmıştı. Serhat çok... Sıcakkanlıydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Uyandığımda bugün umarım güzel geçer diye geçirmiştim içimden ve şimdi güzel başladığını hissediyordum günümün.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Çantamı sırtıma alırken de annemden para alırken de beyaz spor ayakkabımı giyerken de ve durağa kadar yürürken de gülümsemem hâlâ yüzümdeydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Artık ne zaman solumda kalan şu yokuşu görsem aklıma Gizemli Adam ve Azelya geliyordu, zihnim bu görüntüye karşın bana hep onların görüntülerini sunuyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Durağa gittiğimde yine tanıdık simalarla karşılaştım, her gün bu insanları hep bu durakta görüyordum. Mavi gözlü ve dimdik duran genç de buradaydı, normalde hiç birbirimize bakmazdık ama burkulan ayağımdan ötürü yamuk yürüyüşüm, zaman salise de olsa dikkatini çekmiş olmalıydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Otobüse bindiğimde de yine aynı insanları gördüm, mesela o kadın yine kulaklığını takmıştı ve ilk önce otobüstekilere, ondan sonra camın ardına daha sonra da şoföre bakıyordu ve bu döngü hep aynıydı. Bir şeylerden ilham aldığını düşünüyordum ama neye ilham aldığını bilmiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ne zaman bu otobüsten kurtulacaktım? Ne zaman otobüse bindiğimde oturacak boş koltuk görecektim? Ve gerçekten ne zamana kadar bu insanları görmeye devam edecektim?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Her bir ayrıntıyı ezberleyene kadar ve herhangi birinden koptuğunda acıyı hissedeceğin zamana kadar, Hira.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Otobüste hep aynı manzarayla karşılaşıyordum, hep aynı yollardan gidiyorduk. Bakıyordum bizim çarşıdaydık, bakıyordum ana yoldaydık, bakıyordum Toki'ye girmiştik, bakıyordum yine ana yoldaydık, bakıyordum Torbalı'nın merkezine girmiştik, bakıyordum Piri Reis öğrencileri iniyordu, bakıyordum Torbalı'nın çeşit çeşit dükkanlarla dolu çarşılarındaydık, bakıyordum Cansu'nun artık gittiği Cumhuriyet Meslek Lisesindeydik ve bir bakıyordum bizim okulun durağında inmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İlk ders İngilizceydi, İlknur hocamız yine bilindiği gibi içine düdük kaçmış gibi çıkan sesiyle ders anlatıyordu ama sınıfımızdan birçoğu YKS'de İngilizceden sorumlu olmadığımızdan dersi dinlemiyorlardı haklı olarak. Ben ise önümde biyoloji kitabımı açmıştım ve anlayarak okumaya çalışıyordum ama öğretmenimizin sesi buna müsaade etmiyordu ve benim biyolojiyi anlayarak çalışabilmem için evde yatağımın üzerinde olmam gerekliydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İlknur öğretmenimiz son sınıf olmamıza rağmen kimsenin derste İngilizce harici bir ders çalışmasını istemiyordu anlayışsızlık olarak ve öğrencilerden seçtiklerini zorla derse katmaya çalışıyordu ama ben gözle görülmeyip hiçbir şekilde dikkat çekmediğimden bu tür durumlarda seçilmiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bazı hocalar yoklama listesinde parmaklarını gezdirdiklerinde bile artık gereksiz heyecan yapmıyordum çünkü onda bile çıkmıyordum bundan dolayı kafam rahattı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İki saatlik İngilizceden sonra yine teneffüsteydik ama ben her zamanki gibi sosyalleşemediğimden sınıfta tek başıma oturuyordum ama biraz gururumdan da kaynaklıydı bu çünkü arkadaşlarımın yanında burkulan sol ayağım ile yürümek istemiyordum. Zaten yarından sonra tam iyileşmiş olurdum onun haricinde o kadar zavallıydım ki akşam babamın yanına giderken de acımı, pardon, sadece yamuk yürüyüşümü gizlemeye çalışmıştım. Babamın sinirinden miydi yoksa benim çocuk olamayışımdan mıydı bilmiyordum ama bu durumu babama anlatamamıştım, yolu benim arkadaşsız oluşuma değil sevilemediğime de çıkıyordu çünkü ama sınıfımdan birinin başına bu kaza gelmiş olsaydı yüksek ihtimalle ebeveynlerine anlatıp okula bile gelirlerdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serkan'ın dışarıda tek başına dolaştığını hissediyordum ve şimdi onun yanında sessizce yürüyebilmek vardı ama hiç kımıldamadım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kimya dersimize yeni bir hoca gelmişti, kapıdan içeri girdiği gibi ayağa kalmıştık ve "Günaydın," dedi yeni kimya hocamız ardından yeniden oturduk, en azından ben yeniden oturdum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sınıf konuşurken yeni gelen hocamızı inceliyordum, kimya dersinde çok iyiydim ve bir önceki kimya hocamızdan yani Sevil hocamızdan memnundum ama şimdikini bilemiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kadın kısa ve kızıl saçlıydı, açık kahve gözleri vardı ve incecik bir eyeliner çekmişti. Ciddi bakıyordu ve geldiği gibi yoklama defterini inceleyip kendi not aldığı defterini çıkartmasından da disiplinli bir hoca olduğunu anlamıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Pembe kalem kutusundan kendi tahta kalemlerini çıkarttı ve sonra sınıfa baktı, soğuk bakıyordu ve bunu sevmiştim çünkü yalaka öğrenciler tarafından kandırılmayan hocaların tarafını tutardım hep.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sınıf konuştu, hoca boş boş baktı, sınıf konuşmaya devam etti ama ben öğretmeni sessizce izliyordum. Kısa bir an göz göze geldik hocayla, benim konuşmayıp kendisini izlediğimi fark ettikten sonra kalemiyle masaya vurup sınıfı susturdu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sonunda susabildiniz," dedi alaylı sesiyle ve sınıfımızın sessizliği sağlandı. "Çoğunlukla lise son sınıfları seçerim ders anlatmak için ve bazen kendimi bir lise son sınıfta değil de ana okulunda bir sınıfta zannederim." Hocanın bir duruşu ve tavrı vardı. "Ben Elif Özdemir, Ankara Üniversitesinde okudum ve yüksek lisans yaptım, bir on yıl kadar dershanede çalıştım ve on iki yıl kadar da devlette devam ettim, görüldüğü üzere."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Elim çenemde Elif öğretmenimizi dinliyordum, kanım yeni hocamıza doğru akıyordu resmen.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Tanışma merasimlerini severim, ama zamanında yapılanlarından ve şimdi o zamanı sınıf defterinize bakarken göremedim. Arada sizlere sorular sorduğum zaman tanışmış oluruz, zaten size sorabileceğim en detay soru da hangi bölümü kazanmak istediğiniz olur."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kısık bir ooğlama sesi ve diğer taraftan ben hayatımda hiç bu kadar önemsenmemiştim cümlesi işittiğimde bile gülümsemiştim. Aradığım ideal öğretmeni bulmuş olmalıydım: Gereksiz kişilerle samimi olmayan, sert bakışlı ve sıkı düzenli o kişi tam karşı çaprazımdaydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Her ders kitabınız ve defteriniz yanınızda olacak ve her konu bitiminde de ödev vereceğim, ödevler yapılmadan dersime girmezseniz iyi edersiniz." Sınıfa göz gezdirdi. "Ödevleri ve defter ve kitapları kontrol edecek iki kişi arıyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bazıları çocuk muyuz ya diye kısık sesle söylenmişti ve hocamız bunu duyduğunda hiç oralı bile olmadı, iki kişiyi de kafasına göre seçtikten sonra ise "Gözümde hâlâ çocuksunuz," lafını söyledi. "Seçtiğim kişileri tanımıyorum, beğenmezsem değiştiririm zaten zamanla kimin ne olduğu ortaya çıkıyor."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hoca ile iletişim halinde olmak istediğimden gönüllü olarak kontrolcü olmak istemiştim ama pasif olduğumdan elimi kaldıramamıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Dersime benden sonra girecek olanlar girmesin, sakız çiğneyeni yakalarsam bütün sınıfa çikolata alır ve," dedikten sonra duraksadı. "En önemlisi dersimde ‘salak’, ‘aptal’ ve ‘geri zekâlı’ kelimelerini kullanmak yasak."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sınıf bu ne ya diyordu ama ben hala sevinç gülümsemeleri sergiliyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Öğretmenin kızıla boyalı kısacık saçlarını incelediğim esnada Elif Hoca en son tam olarak nereyi işlediğimizi görmek için defter istedi, kendi defterime göz gezdirmiştim ve detaylı bir defterdi ama çok kötü yazmıştım ve çekindiğimden hatta defterimi uzatmaya heyecan yaptığımdan onu da gösteremedim. Hoca en önde oturan kişinin defterini aldı, tahminlerim üzerine bu ne biçim defter bakışıyla inceliyordu defteri ya da sadece bakışları öyleydi, hocayı tanımadan bunu anlamak zordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Elif hoca konunun başından kısa bir tekrar yaptığında anlattığı her şeyi bilmeme rağmen şaşırmıştım çünkü o kadar klas ve pratik anlatıyordu ki, kelimeleri duraksız çıkıyordu, tecrübesiyle vereceği örnekleri kitaba bakmadan veriyordu ve konuyu anlatırken mesela galvanik hücrenin her bir detayını zihninden çizip anlatmıştı üstelik her önemli kelimesini deftere not aldırıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Lisede düzenli defter tutturan bir öğretmen görüyordum, sınav haftalarında yaşayacağımız karmaşadan bizi kurtaracaktı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Öğretmenimiz bir galvanik hücreden on soru çıkartabiliyordu, soruların cevaplarını ise işlem yapmadan buluyordum ama derse katılma heyecanını bir türlü yenemiyordum. Öğretmenimizin dikkatini çekmek istemiştim ama benden daha az kimya bilenler sırf çeneleri var diye gayet de göze girebilmişlerdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Zamana olan inancım büyüktü, insanların gerçek taraflarını görmek için yaşayan herkesin sahip olduğu ve elinde tuttuğu zaman tam olarak doğru yönü gösteren bir yoldu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kimyanın ikinci dersi bitmek üzereyken hoca tahtaya bir soru yazdı ve "Bunu çözene benden çikolata," dedi çok iddialı bir şekilde.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kolay görünen soruyu çözmek için diğerleri gibi çaba verdiğimde bir öğrenci "Hocam çikolatanın markası belli mi?" diye sordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Bu ekonomide o kadar zengin çikolatası beklemeyin benden."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yutkunduğumda diğerleri gibi gülememiştim çünkü dersin başından beri bütün soruları çözebilmeme rağmen bu sorunun düzgün bir cevabı çıkmıyordu. Hayır, cevabı çıkıyordu ama anotta nasıl eksi bir değer çıkabilirdi ki? Söz konusu kimya olunca ben kendimi tanıyamayıp zeki bir profesör olup çıkarken bu soru nasıl benimle uğraşırdı?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bazıları benim de bulduğum yanlış cevabı hocaya ilettiler ama ben kısık bir sesle "Cevap saçma, çıkmıyor" diye mırıldanmıştım ama elbette ki hoca tarafından duyulmamıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Başka öğrencilerin gür sesle yanlış cevap vermelerine şaşırıyordum ama "Açıklama yapacak da mı yok?" diyen hocamıza karşı kendi açıklamamı yapacak cesareti bulamıyordum. Neden herkesin içerisinde biriyle iletişime geçeceğim zaman heyecan basıyordu ve konuşamayacağımı, kelimeleri katledeceğimi düşünüyordum?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kimse doğru cevabı veremediğinde ve benim cesaretsizliğim devam ettiğinde öğretmenimiz "Çünkü biz hep bir molar hücrelerde çalıştık," dedi sakince tahtadaki soruyu gösterip. "Ama size sorduğum bu soruda biri 0,1 molardı, yani derişimler farklıydı." Benim açıklamamdı işte. Anotun bir nevi katot gibi davranmasını anlamıştım. "Derişimi az olana anot diyeceğiz bir sonraki derste." Elif öğretmenimiz not defterine nerede kaldığımızı not ettiğinde diğer hocalar gibi derse her gelişinde nerede kalmıştık çocuklar diye sormayacağını anlamıştım. "Hiçbiriniz dershaneye gitmiyor musunuz? Dershanede biraz önde ilerlerlerdi normalde."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ben dershaneye gitmiyordum ama çoğunluğu daha konunun başlarında olduklarını diğer çoğunluğu ise AYT'ye on birinci sınıfın konularından başladıklarını söylüyorlardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Teneffüs vakti öğretmenimiz kalemlerini kalem kutusuna koyup eşyalarını ellerine aldığında "Çıkabilirsiniz," dedi ve herkesten önce sınıftan çıktı. İdol kadınımı bulmuş olmalıydım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ders programına göre şu an biyoloji dersinde olmamız gerekirdi ama hâlâ bir biyoloji hocamız olmadığından ders işlenmeyecekti, iki saatlik biyolojiden sonra ise iki saatlik sosyal etkinlik vardı. Kısacası bir saatlik öğle arasını da katarsak beş saatlik bir boşluğumuz vardı ve eve gitmek daha mantıklıydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir çoğunluğu çantalarını takmış okuldan kaçmak için hareketlenirken sınıf başkanı Gurbet "Bir yere ayrılmayın," dedi. "Müdürden izin alıp toplu şekilde gidelim."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Teneffüs yarılandığında Gurbet içeri girdi ve "Arkadaşlar," dedi ve yüz ifadesinden izin alamadığını düşünmüştüm. "Maalesef müdür bir görev verdi ve onu yapmadan gidemeyecekmişiz."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sınıftan yuhalama ve küfürler işittim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hızlı davranırsak çabuk biter ve bitirdiğimiz gibi izinsiz okulu terk edebilirmişiz."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ne istiyormuş müdürcüğümüz?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Güldüğümde "29 Ekim için velet sınıflar resimler hazırlamışlar, onları bodrum kattaki büyük alana, duvarlara asacakmışız. Herkes iki tane assa biter bu iş, bence."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Çantalarımız sırtlarımızda bodrum kata iniyorduk ama ben en arkadan gidiyordum ki kimse burkulan bileğimi fark edemesin diye. Düne göre biraz daha iyiydi ama tam olarak iyileşebilmesi için biraz daha zamana ihtiyaç vardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bodrum kattan boş ve büyük bir odaya girdiğimizde burada çok güzel yakalamaca oynanır demiştim içimden çünkü fazlasıyla geniş ve karanlıktı üstelik camsız olduğundan mıdır bilinmez duvar boyası kokuyordu içerisi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İki öğrenci masasının birleştiği yerde kule kadar uzun, üst üste konulmuş resimleri gördüğümüzde şaşırmıştık çünkü herkes beş tane assa ancak biterdi daha sonra sadece yedi bant olduğunu fark ettik.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Al anasını satayım," derken Cafer elini kaldırıp indirmişti. "Sadece yedi bant var." Kişi başı fazla gelmesin diye dönüşümlü asalım diyecek sanmıştım. "Bu da demek oluyor ki yedi kişi dışındakiler evlerine gidebilirler."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Elimle alnıma vurduğumda bazıları gülerek gitmeye yeltendiler ama müdür bir anda kapıda belirdiğinde biri yine kısık sesli bir küfür savurdu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Burası hallolmadan kimse bir yere gitmiyor, zaten burayı halledecek ve aynı zamanda da derslerinden mahrum kalmayacak kurban bir sınıf arıyordum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
El mahkûm hepimiz çantalarımızı kapının önünde yere koyduk, o sırada müdür herkese görev veriyordu. Ben önde olduğumdan göze çarptık ve "Siz böyle yedi kişi alın ellerinize birer bant ve duvarlara asmaya başlayın," dedi. "Ama şu gösterdiğim duvardan başlayın. Siz üç kişi de oradaki bezleri alıp geriye kalan üç duvarı silin. Oradaki süpürge ve kürekleri de şu grup alsın ve yerleri süpürsün."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Adam beleşe hizmetçi çalıştırıyor sanki."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Üstümün başımın kirlenmeyeceği bir görev aldığım için sevinmiştim sadece.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Resimleri duvara çizgilerin sırasına göre asın, gençler. Alttan üç sıra yukarıya doğru assanız yeter, boylarınızın yetmediğini başka biri tamamlayacak."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Müdür bizi terk ettiğinde "Böyle işin amına koyayım," diye söylenenler bile vardı ve burası öyle büyüktü ki süpürenler yarım saatte bitiremezdi ve yine buranın duvarları öyle büyük ve uzundu ki biz yedi kişi bu duvara üçer resim asmamıza rağmen ne zamana bitirirdik tahmin edemiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Üç resmi alt alta astığımda çizgiye göre bir adım yana kayıp aynı işi yeniden yapmaya başlamıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Aynen aynen," dedi Begüm elindeki resmi asarken ve gözleri Gurbet'i seçmeye çalıştı. "Herkes iki resim assa bitermiş aynen canım aynen."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ben ne yapayım be?" dedi Gurbet süpürgeyle yerdeki pislikleri Murat'ın tuttuğu küreğe iteklerken. "Müdür kandırdı bizi, bu benim suçum değil. Ben onun sözlerini iletmiştim sizlere."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Herkes kendi işine sessizlik içerisinde odaklandığı esnada arkada bir hareketlilik oldu, biraz daha sessizleştik sanki sonra sol tarafıma bir gölge çöktü.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hafif yutkundum ve soluma döndüğümde neon yeşili gözleriyle ela gözlerim anında bir çatışma yaşadı, bu çatışmayı ben yumuşatıp saniyesinde geri önüme döndüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat siyah bir eşofman ve gri bir sweat giymişti ama buna rağmen görüntüsü bol ve karmaşık duruyordu fakat ben bu karmaşıklığı sevmiştim. Basit bir kombinin onun üzerinde nasıl mudil durabildiği ise tam bir soru işaretiydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sol elindeki yaralarından ve dövmelerinden karmaşık duruyor olabilirdi, gür saçlarından görüntüsü bol duruyor olabilirdi, hafif kirli sakallarından karmaşık duruyor olabilirdi, kızarık gözleri ve baygın bakışları da onu karmaşık gösteriyor olabilirdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat eline birkaç resim almıştı ve benim aşağıdan yukarıya astığım üç resmin üstlerini, boylarımın yetmediği kısımlarını tamamlıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Resimleri hızlı bir şekilde astığından az önceki uyuşukluğumdan çıkıp gergin bir şekilde hızlanmaya başladım ve bu hızlanışın kaynağını gören sağımdakiler de seriye taktılar olabildiğince.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ada çayı kokusu gitgide yaklaştığında "Sana yaklaşabildim, sonunda," dedi Serhat nefes alıp almadığını anlayamadığım bir esnada ve bana yandan baktı. "Sana yetişmek için hızlı asıyordum, sen yavaş takıl."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hala önüme bakmaya devam ettiğimde başımı aşağı yukarı sallamakla yetinmiştim. Serhat resimleri uzun boyuyla duvarın en yukarısına kadar asmaya çalışıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir tur daha yana kaymadan önce biraz geriye gidip resimlerin asıldıktan sonra nasıl durduğunu görmek için büyük alanı taradım daha sonra da çizgiye göre biraz yana kaydım ama bütün bunların olduğu esnada Serhat'ın dehşet bakan göz hapsine tutulmuştum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Neden bilmiyordum ama geriliyordum ve biraz başımı eğip sesimi alçak tuttum: "Neden öyle izledin?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Çünkü acını umursamadan yürüdün hatta bu öyle bir yürümeydi ki kendin bile unutmuş gibiydin ve," derken duraksadı ama ona bakmadım ve bir türlü koparamadığım bandı duvarla başımı bir edip dişlerimle kopardım, o esnada daha detaylı incelenmiştim. "Ve kendime yaptıklarımın aynısını senin de kendine yapabileceğini fark ettim. Bendeki o potansiyeli sende gördüğümdendi bakışlarımın nedeni." Derin cümlelerine karşın onunla göz göze gelme ihtiyacı hissettim ardından onun astığı resme baktım uzun bir süre, ona bakamadığımdan. Kısık sesle konuşuyorduk, duyulmuyorduk ama gözler bizdeydi. Serhat'ın kaşlarının çatıldığını gördüm göz ucu ve sol koluna kısa bir an baktı ardından da benim bileğime. "Acı eşiğin yüksek midir senin?" Bekledi sabırla. "De?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"De?" diye tekrar ettim Serhat'ı. Ne zaman Serhat ile konuşsam kendimi hep bir mantık odasının içerisinde buluyordum. "Senin geçtiğin yollardan geçiyorum ama sen daha öndesin. Bunu mu demek istiyorsun?" Serhat'ın temasımız olmasa da sürekli aramızdaki mesafeyi indirmeye çalıştığının farkındaydım ve rahatsızlık duymamama şaşırdım. "Ben geriden geliyorum demek."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat başını üzerime doğru eğdi, gözleri kısıktı ve dikkatliydi. "Fazla geride değilsin ama hiçbir zaman önüme de geçemeyeceksin," duraksadı ve dudaklarını birbirine bastırdı. "Ki geçeme de. Benim ya da bizim yolumuzda önde olmak özellikle de sıfır tecrübeyle sadece yaşımızı büyütür."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yüzünün yakınlığına gülümsemiştim anlamla, kendisini öyle bir ayarlıyordu ki nefesini solumuyordum ama mesafesi öyle belirleyicisizdi ki aslında yakınlığı çok netti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Tekrardan göz göze geldiğimizde bir şey söyleyecek gibi oldu sonra sessizleşip dudaklarını birbirine bastırdı ardından boş ellerini gösterdi. "Arkadan resimleri alıp geliyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Tamam," dedim sakince. "Olur."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'ın kokusu yok olduğunda gözlerin varlığı da son buldu, en azından yüzde doksan dokuzu ve duvar boyası kokusu soludum daha net bir şekilde ve bu ani keskin kokuya bir anlam verememiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat yeniden sol tarafıma geçtiğinde boya kokusu da uçup gitti ve yerini yeniden ada çayı kokusuna bıraktı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Serhat," dedim birdenbire ve biraz başımı kaldırdım yukarıya. "Arabadayken otobüslere yeni binmeye başladığımı söylemiştin, tam hatırlamıyorum ama bunu ima etmiştin." Bandı yeniden dişimle kopardım, dudaklarıma baktı. "Buraya gelmeden önce de otobüse biniyordum belki de, neye dayanarak doğruyu bildin?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat da ayakları üzerinde doğrulup bir bandı dişleriyle kopardı ama bu hareketi düşünmek için kendisine zaman yaratmasından ibaretti. Ya sorumu anlamamıştı ya da vereceği cevabı düşünüyordu. "Otobüslere yeni binmeye başlamanı biz arabadayken önümüzde olan 712 otobüsünden anlamıştım. Saatlere bakmadan okuldan erken ayrılmışsın demek oluyordu bu. Otobüslere binmeye alışkın olan biri ESHOT saatlerine bakmadan dışarıya çıkıp da uzun süre otobüs bekleme riskini almaz." Başını hafifçe, düşünceyle salladı. "En azından ben öyle bir risk almazdım." Bana döndü, boyundan dolayı tepeden bakıyordu. "Uygulamadan otobüsün hangi durakta olduğunu bile görebiliyorken neden dışarıda boş boş bekleyeyim ki?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Dudaklarım aralıktı ama bir cevap vermek yerine başımı salladım ve bir adım daha sağa kaydım. İki adım attıktan sonra diğer kişinin astığı resimlere geliyorduk yani işim bu duvar için bitiyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sen de farkında mısın, bilmiyorum Hira ama seninle konuşurken kendimi acayip sakin hissediyorum ve sanırım konuşurken desibellerimizin karşılıklı sabit kaldığı ikinci insansın."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu durumun ben de farkındaydım ama onun dile getirmesine şaşırmıştım. "Nasıl?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Konuşarak sakince anlaşabiliyoruz," dedi iki kelimeyle ve onun elindeki resimlerin yeniden bittiğine şahit oldum. "Resim stoğu yapıp geri geleceğim."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Az önceki konuşma karnımı ağrıtmıştı, galiba gerginliktendi ama bu karın ağrısı bir yandan hoştu da, bana insan olduğumu hatırlamıştı ve avuçlarımın içi de soğuk terler boşaltmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bendeki resimlerin bitmesini fırsat bilip avuçlarımı pantolonuma sürttüm ve resim almak için döneceğim esnada ensemde bir sıvı hissettim ardından bir panik sesi ve "Yanlışlıkla oldu," bağrışı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kalp atışlarım hızlandığı esnada tamamıyla arkamı döndüm ve Hivda ile göz göze geldim. Onun yüzü yapay bir pişmanlık içeriyordu ama benim kaşlarım durumun farkına varamadığımdan şaşkınca çatılıydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Keskin duvar boyası kokusu ciğerlerimi acıttığında iki parmağımla saçlarımı önümde topladım ve...
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Nefesimi verdim, hayır, galiba büyük bir nefes aldım. Ya da solunum sistemim durmuştu kokuyu solumamak için.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kalbimin atışları hızlanmıştı ama hareketlerimde bir durgunluk vardı, sebebi geri dönülebilir bir olay olarak algıladığımdandı bunları.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Çok özür dilerim," dedi Hivda gözlerini büyüterek.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Olayı algılamaya çalıştım, algıladım ama gerçek olmasını istemediğimden yeni fark ediyormuşum gibi yaptım. Küllü kumral saçlarım siyah duvar boyasına bulanmıştı. Uçları, hayır yarısı, belki de yarısından fazlası.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Farkındalığım ile Hivda'ya öyle bir baktım ki benden ürktü ve bir adım geriye kaydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İntikam diye geçirdim içimden, aynısını ona yapma dürtüsü ama zaman kaybıyla boyanın saçımda kuruyacağı gerçeğiyle de yüzleştim ve saçlarımı kurtarmanın önceliğim olması gerektiğine kanaat getirdim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yankıyı yetenekle yerine getirebilen bodrum katı nasıl bu kadar sessiz olabilirdi?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hivda'nın omzuna tüm gücümle çarpıp kapıya ilerlediğimde saçlarımı iki parmağımla havada tutuyordum siyah ceketime boyanın bulaşmaması için.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat arkasını dönüktü, resimleri eline almıştı ama kımıldamadan bekliyordu ve beni böyle görmesini istemeyeceğimin bile farkındaydı ya da kendisine sabır zamanı tanıyordu veyahut hiçbir şey hissetmiyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kapının önündeki çantamı sırtladım ve olabildiğince hızlı ayrıldım bodrum katından. İlk kattaki kızlar tuvaletine kendimi attığımda saçlarımı suya tutarsam boya akıp gider diye düşünüyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Aynadan kendime bakmaya korkuyordum ama gözlerimi ürkerek açmaktan da kendimi alamadım. Saçlarım... Yarısından fazlası simsiyah boya olmuştu. Saçlarımı burada suya tutamazdım ve acilen eve gidip bol şampuanla ve sıcak suyla saçlarımı yıkamam gerekiyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Saçlarıma çok düşkündüm ama neden ağlayasım gelmiyordu hiçbir fikrim yoktu, sanırım saçlarımın hiçbir telinde boya kırıntısı kalmayacağına emin olduğumdandı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Siyah ceketimin kapüşonunu düzgün bir şekilde ayarlayıp saçlarımı da kapüşonun içerisine koydum ve kapüşonu dikkatli bir şekilde başıma geçirdim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Tuvalet kapısı birden açıldığında içeri Şevval girdi, buz mavisi gözleri direkt bana dönmüştü. "Serhat neden etrafına hiç odaklanmadan doğrudan okul çıkışına gidiyordu?" diye sordu, bekledi ve havayı kokladı, kaşları çatıldı. "Bu koku da ne?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Korku hormonlarımı ele geçirmeye başlıyordu yavaş yavaş çünkü gerçekliğin farkında olmam gerekiyordu, saçlarım duvar boyasıyla kaplanmıştı. Ya bu boya saçlarımdan çıkmazsa ne yapacaktım? Koku da ani bir farkındalık sağladı ve aynaya yeniden dönemedim üstelik Şevval tam karşımda olmasaydı direnemeyip ağlayacağımı düşündüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şevval beni dikkatle süzerken gözleri kapüşonumda bir iki saniye odaklandı ardından gökyüzü mavisi gözleri irileşti ve bana yaklaşmaya başladı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Umarım düşündüğüm şey gerçek değildir," diyordu bana yaklaşmaya devam ederken ama ben onun temiz saçlarına bile bakamadım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gerçekten de endişeli bir ifade ile kapüşonumu indirmek istedi ama anında bir adım geriye gidip elimle onu durdurdum. Nasıl bakıyordum bilmiyordum ama onun şu anki bakışlarıma bakmasını istemiyordum çünkü bu olay unutulduğunda Şevval'in aklına öylesine bir zamanda şu anki bakışlarım düşerdi sonra da gülümsediğim bir vakit şu anki hâlimi düşünüp bana acırdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Pekâlâ," dedi sakinlikle. "Benim eve gidelim şimdi, hemen şu an ve saçlarını temizlemeye çalışalım, olur mu, Hira?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Küçük bir teklif, büyük bir mutluluk, rahat bir nefes ama bir türlü geçmeyen iç sıkıntısı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şevval'in bu sıcak tarafı hep tahmin ettiğim gibiydi; soğuktu, sertti ama çoğu anneden daha iyi bir anne olurmuş hissiyatı veriyordu çevresine.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sadece eve gitmek istediğimi fark ettim çünkü artık gerçekten korkmaya başlamıştım. "Hayır," dedim basitçe, önüme bakarak ve sırtımdaki çantamı tek elimle omzumdan tutup kapıya ilerlemeye başladım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Unutma ki kötü bir arkadaşın," dedi Şevval ve sırtımı izlediğini düşündüm. "Belki de sana sağlayacağı tek fayda yeni bir hayat tecrübesidir." Kimseye sırtını dönme. “O aklı bir karış havada sınıf arkadaşlarına bu saygısızlıklarının bedelini ödeteceğim.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kapüşonu biraz daha önüme indirdiğimde Şevval’in iyi niyeti bile aklımı başıma getirememişti. Binadan çıkmak için bir adım attığımda tam kapı eşiğinde Hivda ve Begüm ikilisiyle denk geldim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kıskançlık. Anlıyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Etrafta kimse olmadığından Hivda gerçek yüzünü gösterip bana sırıttı, onu izledim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Uzaklarda, arkadan bir yerde Şevval'in varlığını hissediyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hivda yeniden bana döndüğünde "Çevrene gözümüzü diktiğimiz erkekleri alm-" diyordu ama dişlerimi sıkıp onun sözünü kestim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Onun gözleri," dedim öfkeyle, Serhat'ı ya da kıskandığı herhangi bir erkeği kastettim. "Sadece beni görür çünkü beyazın içindeki tek bir siyah nokta dikkat çekerken siyahın içindeki tek bir beyaz nokta dikkat çeker." Bir adım ona yaklaştım ve boyumun avantajıyla ona üstten baktım. "Hepiniz istediğiniz rengi seçebilirsiniz, ben hep sizin seçtiğiniz rengin dışındaki renklerden biri olmuş olacağım çünkü siz çoksunuz, ben ise tekim." Dudaklarımı birbirine bastırdım ve yüzünün aldığı o çirkin hâli izledim. "Seninle yarın hesaplaşacağız, okula gelmemezlik etme sakın."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Öfkeyle bahçeye çıktığımda intikamımı şiddetle almayacağımı biliyordum ama şiddetten daha güzel intikamların olduğunun da bilincindeydim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Otobüs saatlerine bakmak istiyordum ama burnumun ucunun sızlaması beni o an çok kötü hissettirmişti, dışarıda ağlamak istemiyordum ve telefona başımı eğerek bakarsam gözlerimden yaşların daha kolay akabileceğini düşündüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Saçlarım duvar boyası olmuştu, bu nasıl bir farkındalıktı böyle ve tek temennim şampuan, tarak ve sımsıcak suyla boyanın geçecek olmasıydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Önceki duraklara gitmeye gerek görmedim, bekledim ve otobüs saatlerine bakmaya da korktum çünkü ya otobüsün buraya gelişi geçe kalsaydı, ya geçen zamandan saçlarımda boya kurumuş olursa ne olurdu diye düşünmekten karnım ağrıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ben hala nasıl ağlamıyordum?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Zaman kavramını düşünmemeye çalıştığımda otobüs herhangi bir zamanda geldi, bindim, birkaç durak sonra oturdum bile çünkü öğrenci ve işçi sınıfının saatlerinde değildik.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ön tarafta, dörtlü kısımda, cam kenarında ve düz oturuyordum. Ağlama dürtüm vardı, ağlamıyordum ama ağlama sebebim saçlarımdan değildi, insanlar tarafından kolay görünmemdi mesela herhangi biri Hivda'nın saçlarına böyle bir şey yapamazdı ama herhangi biri benim saçlarıma boya sürebilirdi. İşte şu anda beni ağlamaya zorlayan duygum buydu, ezik kalışımdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yanımda yaşlı bir teyze vardı, önümde bir genç ve birbirlerini tanımadıklarını biliyordum ama sohbet ediyorlardı, arada teyze önümdeki gence yaklaşmak için beni dürtüyordu ama bunu şu an sorun bile edemiyordum. Tamamen kapüşona gizlenmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir iki kere ağlama dürtüsüne yenik düşecek gibi oldum ama yenik düşmedim ve sadece ezberlediğim manzaraya odaklanarak zamanın geçmesini bekledim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ellerime bakıyordum, kucağıma, kucağımdaki çantama, yine ellerime sonra Petrol Ofisi durağına geldiğimizde ayağa kalkmak istedim, kımıldadım ve teyze karşıdaki boş koltuğa geçtiğinde ben de teyzenin kalktığı yere oturdum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Dış dünyaya döndüğümü hissettiğimde teyzenin yanında oturan genç sesini inceltti, hayır, sesi böyleydi. Kaşlarım çatıldığında gözlerim genci buldu ve kalbim acıdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yüzüm, kendime üzüldüğümden daha çok acı çekercesine kasıldığında gencin bir kadın olduğunu fark ettim, sadece saçları yoktu, tek tük diplerinde vardı sadece ve o an parmaklarım göz pınarlarımı otomatikman sıktığında kendimden utandım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Benim erkek kardeşimin kızı da senin gibi kanser hastasıydı ama iyileşti," dedi teyze. İyileşti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kanser hastası kadının yüzüne çekinceyle baktığımda dudakları dikkatimi çeken ilk şey oldu. Geniş ve bakılası bir gülümsemesi vardı, insan onu izlediğinde istemsiz gülümsüyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İnmek için ayağa kalktığımda her gün otobüste gördüğüm o kadını yeniden gördüm, kulaklığı yine takılıydı ama bu sefer kanser hastası kadına ve teyzeye arada bir bakarak telefonuna bir şeyler yazıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Neyi anlamam gerektiğini bilmiyordum, insanlar kimdi anlayamıyordum, saçlarımdaki boyanın kuruduğu gerçeğiyle yüzleşmek istemiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kendi durağımda, Fevzi Çakmak'ta indim ve eve gitmeye korktum, annemle yüz yüze gelmekten de ya da komşulara görünmekten de ama aslında bunların hepsi bir bahaneydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bizim sokağa girmek yerine üst sokağa girdim, yokuştan çıktım ve sol tarafımda bir çocuk parkı gördüm. Burası Ayrancılar'ın bilindik bir çocuk parkıydı ama ikindiye kadar boş olurdu çünkü çok güneş görüyordu. Tıpkı şimdiki gibi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Çocuk parkına girdim ve bütün oyuncakları görebileceğim tam karşı banka oturdum. Ayağımın altı betondu, arkam ve sağım solum ise çimdi ama çiçek yoktu. Burası fazla güneşli ve sıcaktı, parkta ise kimse yoktu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Karşımda kaydırak, karşı sağımda salıncak ve biraz ön tarafta bir tahterevalli vardı. Birkaç bank dışında var olan tek şeyler bunlardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ben küçükken annem beni bir çocuk parkına götürmüştü, çok küçük olduğumdan bir rüyaymış gibi hatırlıyordum bu anıyı ve o çocuk parkının etrafı ormanlık alandı. Ben ise çocuk parkından çıkıp ormanda kaybolmuştum ama şu an burada olduğuma göre gayet de güzel bulunmuşum. Keşke bulunmasaydım ve şu an bomboş bir çocuk parkını bir deli gibi izlemek zorunda kalmasaydım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Daldığım yerden bir hareketlilik beni çekip aldı ve kaydırağın en tepesinde, kapalı tarafın köşesinde bir kımıltı gördüm. Orada oturmuş bir kız çocuğu vardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Çantamı bankta bırakıp ayağa kalktım ve kaydırağa doğru ilerledim, kapüşonu biraz daha çekmiştim başıma doğru.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kaydırağın başına geldiğimde kız çocuğu da kaydıraktan kaydı ve bana sadece kısa bir an baktı. Zayıf bir kız çocuğuydu, ya birinci sınıfa gidiyordu ya da seneye birinci sınıfa geçecekti. Saçları ise kumraldı ve seyrekti üstelik kirliydi de ama beni hep bunlar çekerdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ne yapıyorsun sen burada tek başına?" diye sordum kıza, kız bir yerlere gidiyordu ve ben de arkasından takip ediyordum oyun alanının içinde.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Oyun oynuyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yutkundum. "Arkadaşların neredeler?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kız bu sefer kocaman gözleriyle gözlerime baktığında dışımdan gülümsedim ama hiçbir şey olmamasına rağmen kalbim sızladı. "Biz buraya yeni taşındık, onlar da benimle oynamadılar ben de burada tek başıma oynuyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kaşlarımı kaldırdığımda kız da salıncağa geçti, ben de yine takip ettim. "Ufak tefek bir şeysin ama konuşma üslubun büyük insanlar gibi."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kız kendi kendini sallandırmaya çabalarken omuz silkti, ben ise kötü bir insan olduğum için kızı sallamayı akıl edemedim ya da sadece kızın bir şeylere olan çabasını izlemek istedim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ailen burada olduğunu biliyor mu?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Evet," dedi kız ve salıncağın korumasını kaldırdı, zincir sesiyle eş zamanlı salıncaktan atladı ve kaydırağın oraya gitti yeniden. "Onlar umursamıyorlar fazla, dışarı çıkıyorum sonra da eve gidiyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir kez daha yutkunduğumda kız tam merdivenleri çıkacakken "Sana şeker vermemi ister misin?" diye sordum ve banka doğru ilerlemeye başladım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kız hiç sorgulamadan peşimden geldiğinde çantamın fermuarını açıyordum, içinde Serhat'ın bıraktığı hurma şekerleri vardı. Bir avuç kadar kıza verdim, kız sevinerek kendi avucuna baktı ama bana bakmadan yeniden kaydırağın oraya gitti. Kaydırağın en tepesine oturdu, kaymadı ve şekerleri orada yemeye başladı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ufak bir şeker, minik bir iyilik, büyük bir mutluluk, onarılmaya istekli minik bir kalp.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ben o kıza tanımadığın insanlardan bir şey almamaya dikkat et diye tavsiye de verebilirdim ama ya herkesi kendim gibi sanıyordum ya da böyle cümleleri ufak bir çocuğa söylemek o an bana zor gelmişti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yeniden oturdum banka, güneş biraz daha vurdu tenime, sımsıcak olduğumu hissettim ama eve gitmek istemiyordum zaten normalde şu anda öğle arasını yeni yarılamıştık hemen hemen.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Herhangi bir plan program yapamıyordum, eve gittiğimde ilk ne yapmam gerektiğini bile düşünemiyordum ve sadece etrafı, bir nefes dışındaki boş çocuk parkını boş boş izliyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Açık havada bile adaçayı kokusunu alabildiğim için fena bir şekilde gerildiğimde ellerim ceketimin ceplerinde yumruk oldular ve nefesimi tuttum. Gözlerim yerdeydi, görme açıma beyaz spor ayakkabılar girdiğinde bile başımı kaldıramadan ve gözlerimi kırpmadan baktım o ayakkabılara.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Onlarla hiçbir muhabbetin olmamasına rağmen," dedi Serhat nefeslenerek ya da kendini dizginlemiş gibi göstermeye çalışarak. Sol bileğime baktığını hissettim. "Arkadaşların," sesinde tiksinti vardı ama sinirli olmadığını da biliyordum. Saçlarıma kapüşondan bakamadı ve ona bakamadığım halde gözlerime kilitlendi. "Sana zarar veriyorlar."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Konuşmam gerekiyor, konuşamıyorum ve sadece yere bakıyorum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat bir adım geri gittiğinde nefesini vererek başka bir yöne döndü, sebebini zorlamadığımda ise yeniden bana doğru adımlar attı ve soluma yerleşti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sessiz sessiz bekledim, çanta aramıza girmişti ve mesela çantaya doğru dönsem Serhat'a doğru dönerdim sonuç itibariyle çantayı alıp gidemiyordum, ona bakmadan da ya da ona dönmeden de çantamı alıp buradan gidebilirdim ama kaçıyormuşum imajı vermek de istemiyordum. Hayır, daha doğru bir tabiri gerildiğim için hiçbir türlü kımıldayamıyordum, nefes bile almıyordum çünkü göğüs kafesim hareket ederdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Neden put gibi duruyorsun?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sadece gözlerimi kımıldattım ve kız çocuğuna döndüm, şeker paketlerini kaydırağın tepesinde bırakarak yeniden kaymaya başladı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat hâlâ bana dönük oturuyordu ve o da ilerisine dönerek oturmadığı sürece onunla konuşmama inadına girmiştim sebepsiz, hayır sebepli çünkü çok aciz hissediyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Zaman geçti, Serhat inadımı anladı mı bilmiyordum ama sonunda sırtını banka verip ileriye dönük oturduğunda belli belirsiz nefesimi vermiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"İlk olarak onlar arkadaşlarım değiller," dedim olabildiğince sakin bir hâlde. "İkincisi ise kımıldamadan oturmak daha güzel."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kapüşonun varlığıyla yüzümü kendime buruşturmuştum, kurduğum cümleleri düşünmeden dışa aktardığımda böyle boş ve aciz konuşuyordum işte.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat nefesini vererek güldü. "İlk cümlenin farkındayım fakat sana ikinci cümlenin sebebini söyleyemiyorum, belki bir farkındalık yaşarsın diye ama eve gitmeye ne dersin?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kaşlarım çatıldı. "Burada oturmak güzel."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Bana açıklama yap demiyorum sana ama gerçekten eve gitmen gerektiğini düşünmüyor musun, çünkü-"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Çünkü saçlarımda boya var." Başımı salladım. Nedense ağlamaya meyilli hissediyordum kendimi ama direncimi de tebrik ediyordum. "Yıkarım ve geçer. Hepsi bu."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Boğazını çekinceyle temizledi. "Sanırım duvar boyası su bazlı değildi." Ellerimi biraz daha sıktım ama geçen zamanla artan gerilimimi belli etmedim, parktaki kız çocuğu olmasaydı da gözlerim nereleri takip ederdi bilmiyordum. "Tinerle geçer mi ondan da emin değilim ama denemekten bir zarar da gelmez," duraksadı, "tamam, saça illaki zararı vardır ama," yine duraksadı, "en azından," bekledi "kesmek zorunda," yine bekledi ve bana döndü, "kalmayız."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ağlamayacaksın, Hira. Ağlamayacaksın.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Eve ne zaman istersem o zaman giderim."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat bir anda bütünüyle bana döndü. "Ağzımı açtırma, Hira." Meraktan kaşlarım çatıldığında Serhat'ı dinlemeye devam ettim. "Saçlarını yıkamaya git."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Neden ağzımı açtırma dediğini anlamak için direndim. "Eve gitmeyeceğim dedim. Saç da benim saçım," konuşurken zorlandığımı hissediyordum. "Sonuna ben karar veririm."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Öfke sınaması yaptığının farkındayım ama oyununa geldiğimden değil, bunları fark et diye konuşacağım." Onu görmüyordum ama dudaklarını yaladığını fark ettim. Bana biraz daha yaklaştı. "Eve gitmek istemiyorsun çünkü bu korkudan değil, bütün mesele otobüste gördüğün kanser hastası kadının saçlarının olmayışından çünkü kendi sorununu, benimki de dert mi diye düşündün ve bu durumdan utandın; tek başına oturmak istiyorsun çünkü," parktaki kıza döndü, "o kızın tek başına parkta oyun oynayabiliyor oluşunu güçlü buldun. İki türlü de kendinden utanmana gerek yok çünkü herkes bireyseldir ve sen kendini hep daha kötülerle kıyaslamaya çalışırsan sonucunda hep daha kötüsüne çekilirsin."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ağır bir yutkunuş yaşadım, Serhat bana bakmadan ayağa kalktığında beni ardında bırakıp küçük kıza doğru gitti ve sallanmaya çalışan küçük kızı gülümseyerek salladığında ben yine kendimden utandım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ben demin küçük kızın sadece sallanmaya olan çabasını izlemiştim, Serhat ise küçük kızı kendi düşüncesiyle salıncakta sallamaya başlamıştı. Tıpkı Müge gibi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ben böyle kötüydüm işte, çabasızdım ve düşüncesizdim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Küçük kızla deminden beri arada sırada göz göze geliyorduk ama Serhat kızı salladığından ve kızla ilgilendiğinden beri küçük kız artık bana bakmıyordu bile.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kendime güldüm, kendime üzüldüm ve gözlerimle beraber kalbim de dolduğunda çantamı aldığım gibi çocuk parkını terk ettim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ağlama, Hira, diren. Yumruk yaptığım ellerimi gözlerime bastırdığımda bu sefer direnemediğimi anlayabiliyordum, bu sefer olmuyordu. Hırsla yürüyordum, kırgın yürüyordum, hem güçlü hem de ezik bir şekilde ilerliyordum, bazen nasıl yürüdüğüme şaşırıyordum ama bir şekilde binamızın önüne gelebilmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Fazlasıyla koşasım gelmişti, belki içimdeki bütün iyi ya da kötü hisleri arkamda bırakabilirim diye ve öyle hızlı koşmaya devam ederdim ki o her türlü his peşimden gelse bile bana yetişemesin diye ama ben ne yaptım; yavaş yavaş yürüdüm, bütün hislerimin ellerinden tuttum ve binaya duygularımla beraber girdik.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Anahtarı yuvasıyla buluştururken ellerim titriyordu ama üstesinden geldim ve içeri girdiğim gibi sırtımdaki çantayla kendimi banyoya attım, kapıyı ise iki kez kilitledim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Televizyonun sesini duymuştum ekstradan annemin bulaşık yıkadığının sesini de öyle ama yine de evde gürültü yoktu, şu an kendime tokat atsam mesela babamın odasından duyulurdu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Patlamamak için kendimi o kadar kasıyordum ki kendimi şu şekil kasmak, kendimi kasmadığım hâlden daha yüksek sesle ateşletirdi beni ama elimde değildi çünkü ben hep kendimi tutmaya alışıktım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Aynaya bak dedim içimden kendime, aynaya bakamadım, sonra bir şekilde bunu yapmak zorunda olduğumu hatırladığımda gözlerimi kapattım ve aynanın karşısına geçtim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Aç gözlerini, aynadan bak, kendime bakmaya çok korkuyorum ama bunu yapmalıyım, indir kapüşonu ve bak kendine, hadi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yüreğimin cesaretsizliği beni direkt duşa kabine götürdü ve ceketimi çıkarttığım gibi başımı musluğun altına eğip sıcak suyu açtım. Sıcak su aktı, gözlerim açıktı ve akan siyah boyayı gördüm, ama çok azdı...
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Korkudan ve güçsüzlüğümden boyayla katılaşmış saçlarıma dokunamadım ve sanırım artık başımdan aşağı akan suya gözyaşlarım da karışmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Uzun zaman sonra ağlamıyordum, uzun zaman sonra ağlamak için evdekilerin uyumasını beklememiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kendimi baskılayarak ağladığım vakit suyun altından başımı çıkartamayışıma da ağladım çünkü okul formam mahvolacaktı, kendimi delirmiş gibi hissediyordum ama hala düşünebildiğime göre aklımı da bütünüyle kaybetmemiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sıcak su boyayı çıkartmaya yaramıyordu, başımı kaldırmadan şampuanı titreyen ellerimle saçlarıma döktüm ve saçlarımı köpüğün arasında tel tel ayıklamaya çalıştım ama yine çıkmadı. Siyah boya sadece akıyordu ama hem bitmiyordu hem de kabuklaşmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir türlü kurtulamadığım boya beni öyle sinirlendirdi ki üzerimi bile düşünmeden suyu kapatıp başımı kaldırdım ve damlayan su yere akmasın diye de üstümü kullandım. Artık bir okul formam yoktu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Tesadüf eseri bir anda ayna ile karşı karşıya geldiğimde kendimden öyle korktum ki kısa bir an ağlayışım durdu, ama kısa bir an ve bu sefer bir öncekinden daha şiddetli ağladım kendi gözlerimin içine aynada bakarak.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Çok düşünmemem gerekiyordu, kadere yazılan ya da sonradan değişen alın yazısı öyle ya da böyle saçlarımı öldürecekmiş zaten.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gözlerimi yumduğumda iki gözümden de kocaman göz yaşı damladı sonra ellerimle burnumu ve dudağımı sildiğimde kabullenilmiş bir çaresizlikle çantamın en küçük gözünden bir makas aldım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Pembe filli makasımı elimde tutuyordum, bir insan saçlarının katilini ellerinde de tutabilirmiş, sımsıkı bir şekilde hem de.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Telefonumdan herhangi bir şarkı açtım en kısık seste, sanırım şarkı Kurtulmak’tı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sarhoş biri gibi ceketimi de aldım ve temiz kısmını ağzıma doldurdum, gerçekten çünkü yeniden aynanın karşısına geçtiğimde bu sefer yüksek sesle ağlıyordum. Ağzıma tıktığım ceket ise sesi azaltıyordu, neden bunu yapıyordum, çünkü annem duymasındı ve kısa göreceği saçlarıma ansızın imaj değişikliği yalanını söyleyecektim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Acizliğim yalanlarımdan geliyordu ama şartlar beni buna zorlamıştı, annemin beni sevdiğini hissetseydim ona her şeyi anlatırdım ama aramızdaki manevi mesafe ve umursanmadığımın hissiyatı tüm bunlara engel oluyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ne kadar ağlarsam ağlayayım, olayım ve üzüntüm ne kadar beni sarhoş ederse etsin yine de düşündüm ve çöp kutusunu mermere koydum çünkü birazdan kesilecek saçlarımı toparlamam da gerekecekti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Biraz daha ağladım, dişlerimle ceketimi çenemi bütün gücümle kasarak ısırdım ve gözlerimi de sımsıkı yumduğumda makas saçlarıma dokundu. Hiçbir şey görmüyordum ve o an boğazımı da kesebilirdim ama duyduğum tek ses saçlarımın kesildiğinin sesiydi. Bence en acısı da buydu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ben saçlarımı kestikçe başım hafifliyordu sanki ama parmaklarımı her oynatış kalbimde bir ağırlıktı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ceket ağzımdan yere düştü, makası ise mermere koydum ama hâlâ gözlerimi açamıyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
16 Ekim Salı, 2018'di bugün. Hayallerimden, lisemden, olmayan arkadaşlarımdan bile vazgeçebilirdim, saçlarımdan mı vazgeçemeyecektim? Yavaşça ve ürkerek gözlerimi açtım ve ilk olarak ıslak kirpiklerime baktım sonrasında ise saçlarıma.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İlk kez hiç olmadığı kadar kısa görüyorum saçlarımı ve aynanın yalan yanlış yansımasına bile inanamadım, ıslak gözlerimi yumup ellerimle saçlarımı kontrol ettim ve keşke etmeseydim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Dış kapı açıldığında bir anda kalbim öyle korktu ki çünkü ya babam geldiyse ve banyoya girmek isterse nasıl cevap verecektim mesela? Nasıl bu surat ile karşısına çıkacaktım? Nasıl saçlarımın açıklamasını yapacaktım?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cansu'nun sesini işittiğimde bir hafifleme yaşamıştım. Daha fazla aynaya bakamadım ve ağlamaya devam ederek banyoyu toparladım, ardımda iz kalmasın diye sonra kapının ardını dinledim, annemin de Cansu'nun da mutfakta olduklarına kanaat getirdikten sonra çok hızlı bir şekilde temiz kıyafetler alıp geri banyoya döndüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kendimi o kadar kötü hissediyordum ki bir şeyler yapıyordum, yaptıklarımın farkında değildim ama doğru ilerliyordu her şey. Ağlayarak banyo yapıyordum, çok normalmiş gibi ince uçlu sarı tarakla saçlarımı taramaya çalışıp tarak saçlarıma her takıldığında saçlarımın o kısımlarını da kesiyordum, bir ara gözyaşlarımın sıcaklığı ile suyun sıcaklığı arasındaki farkı anlayabiliyordum, bir ara bir yerlere tüm şiddetimle vurma isteğimi bastırıyordum, bir ara aynaya bakmadan kurulanıp giyiniyordum bir ara ise Cansu'nun kapıya art arda vurmasını duymamazlıktan geliyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Derin derin nefesler alıp saç kurutma makinesiyle yine aynaya bakmadan saçlarımı kurutmaya geçtiğimde annemden, kapının ardından banyodan çabuk çıkmam gerektiği konusunda Cansu vesilesiyle bir uyarı duymuştum ama umursamayıp saçlarımı kurutmaya devam etmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Zaman kavramını çözemiyordum ama saatler geçmiş gibi hissediyordum, son demlerde Cansu'nun kapıya her git gel yapışında vurması mesela zaman yavaş aksa bile ben içeride günlerdir kalmışım gibi hissettiriyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kendimi hazır hissettiğimde kapının önünde dikelmiştim. Siyah eşofman, beyaz çorap, siyah kazak ve omuzlarımın üzerinde hissettiğim küllü kumral saçlarım, saçlarım bu kadar siyahlığa fazla aydınlık kalıyorlar ama artık geçmiş zamanda saçlarımı bütün siyahlıklardan kurtardığımı hatırlıyorum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Banyo etmeyi bitirdiğimden beri yüreğimin cesaretsizliğinden aynaya bakamamıştım ve hala da aynaya bakmama konusunda ısrarcıydım. Dik durmaya çalıştım, Cansu'nun kapının ardında beni beklediğinin bilincinde olarak da kapının kilitlerini açtım ve bir ruh gibi Cansu ile göz göze geldim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Aynasız zaman geçirdiğimden ağladığımın yüzümde ne kadar belli olduğunu bilmiyordum ama Cansu'nun şaşkın bakışlarına bakarken aynaya bakmışım kadar kötü hissetmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sen saçlarını mı kestin?" diye sordu ve ağlayıp ağlamadığıma dikkat çekmemesi hoşuma gitti çünkü bu kadar eziklenme fazlaydı. "Neden kestin?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Dümdüz bakmaya devam ettim, bir ruh gibi ve sadece "İmaj değişikliği," diyebildim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cansu bana şaşkınca bakmaya devam ediyordu ama ben bomboş ileriye bakıyordum sonrasında banyoyu terk ettim ve odamıza girdim, ayakta kaldım ve yapacak bir şey bulamadığımdan mutfağa adımladım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ne yemeği yediğim umurumda değildi, ben bu vazgeçişlerin arasından hala yemek yiyebilecek psikolojiyi kendimde bulabildiğime şaşırıyordum sadece.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Anneme olabildiğince görünmemeye çalışıyordum, başarıyordum da sanırım çünkü annem salondan çıkmamıştı ben yemek yiyene kadar sonra kimseyi görmeye tahammülümün olmadığını fark ettim ve yeniden direkt odaya geçtim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şu anda tek hedefim vardı; kimseyle yüz yüze gelmemek, uyumak ve gizlice ağlamak.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sırtımı kapıya dönecek şekilde yatağımda oturduğumda yarın için çantamı hazırlamaya başladım, büyük gözü açtığımda ve içeriden bir şişeye benzer bir şey gördüğümde ise elim doğrudan kalbime doğru gitti ama artık öyle bir boyuttaydım ki o hareketi yaparken, artık ağlamak istemiyorum gibi bir ifadeye bürünmüştüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Tam yeniden ağlamaya başlayacağım diyordum ki kapıda annemin varlığını hissettim ve taş gibi kesildim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Bir şey yok, değil mi Hira?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yutkundum, ses tonumu ayarladım ve arkamı dönmeden "Hayır," dedim basitçe.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annemin gittiğine emin olduktan sonra ise dayanamadım ve yine gözlerim doldu, hem de o kadar çok doldu ki yeniden ağlamamak için gözlerimi kırpmamaya çalışıyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Eski Hira kendini tutabiliyordu ama şimdiki Hira tek bir dokunuşta bile gözyaşlarını tutamayıp çözülecekmiş gibiydi. Kendimi anlatmamamın bir nedeni de bu, çünkü eğer bir kere anlatmaya başlarsam kendimi tutamam ve bunun devamı da gelir.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Çantamdan tiner çıkmıştı, kimin koyduğu belliydi ama ben bu kadar düşünüldüğümü ya da neden bu kadar düşünüldüğümü bilmiyordum üstelik tek takıldığım noktalar da şu anda bunlar olamıyordu çünkü ben şu an hiç iyi değildim. Sağlıklı düşünemediğimin farkında olmam beni aklı başında olan bir birey saymıyordu ve en kısa sürede uyumam gerekiyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir kez daha tiner şişesine baktığımda elim kalbimde ben bugün hep küçük eylemlerin doğurduğu büyük mutluluklar dediğimi fark etmiştim bir kez daha.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İstemsiz Gizemli Adam'ın kim olabileceğini yazdığım yeşil kapaklı not defterimin bir sayfasını çıkarttım ve yeniden yazdım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şu an ağlayarak yazıyorsun bunları ve tek temennin seneler sonra bu yazıyı okuyabilecek olduğunda şu hatırayı gülümseyerek hatırlayabilmek olacak.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Arkadaşlarımı düşündüm, elbette ki benim arkadaşlarım değillerdi ama onlara başka nasıl seslenebileceğimi bilmiyordum sonra yarın okula bu saç ile gideceğim geldi aklıma ve bir anda kalbime yeniden büyük bir sıkıntı düştü. Hepsi saçlarımı boya yüzünden kestiğimi anlayacaktı ve dalga konusu olacaktım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kendimi şu anlık temenni edip o temenni üzerine tatmin olacağım şeyler yazmaya ittim, bir şeyleri yazamazdım ama içimden kendimle konuşuyormuşum gibi yaptığımda ortaya güzel cümleler çıkabiliyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Başkaları tarafından sevilmiyorsam ben kendimi severim değil, başkaları beni sevse de sevmese de ben hep kendimi sevmeye devam ederim olacak doğrusu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gülümseyerek yazmaya çalıştım ama gözlerim dolu doluydu, saçlarımı ise yeniden kontrol edemiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kendimi sevmeyi öğrenmem gerekiyor.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Aklıma Serhat geldi yeniden.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ama ondan önce kendime tahammül edebilmeyi öğrenmem lazım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Saçlarımı bu hâlde de sevebilmeyi öğrenmeliyim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yazdıklarımın üzerini çizme gereği duydum çünkü silgi ile silseydim bile içimden geçtiğini inkâr edemezdim, on yıl sonra da mutsuz yaşamımda üstünü çizdiğim kelimeleri gördüğümde şey derdim, geçmişteki ben hiç yanılmamış, gerçekten de düşünmeye bile değmeyen bir zamandı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat kim, bilmiyorum ama sürekli ince detaylarda karşıma çıkıyor ve hep yardımcı olma tarafında. Saçlarımı benden daha çok düşündüğünü sanmıyordum ama saçlarımı kurtarmayı benden daha çok istediğini içimde bir yerlerde hissedebilmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yazmayı bir anda bıraktım çünkü şu anki aklımla fark edebilmiştim, Serhat benim otobüste kanser hastası bir kadın gördüğümü bilmişti. Hem de o otobüste kendisi olmadığı halde.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bazı şeyleri akıl edebilecek potansiyele geldiğime sevinememiştim şu an çünkü korkmuştum, Serhat ile o bankta yan yanaydık ama çantamın fermuarı hiç açılmamıştı, çantam ikimizin ortasındaydı üstelik o zaman bu tineri nasıl ve ne ara fark ettirmeden çantama atabilmişti?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bütün bunların arkasındaki başka biri miydi yoksa ben detayları fark edemiyor muydum?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ürktüğümü hissettiğimde bütün bu soru işaretlerini yazamadım bile, yeşil kapaklı defteri ortadan kaldırdım ardından çantamı da aceleyle duvar kenarına koydum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Çoraplarımı çıkartıp yatağa girdiğimde kendimi güvende hissedebildiğim değil, kendimi kendi alanımda hissettiğim ve kimsenin bana ben bu yataktayken karışmayacağını düşündüğüm nadir ya da tek alandaydım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Rahat bir şekilde ama sessiz ve fark edilmeden ağlamaya başladığımda zihnimden sürekli bugünün yaşananları geçiyordu ve düşünüyordum, düşündükçe de daha çok ağlayasım geliyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Arkadaş denen bir şey yoktu. Kardeşlik denen şey de öyle. Aile kavramı sadece bir arada yaşamak ve çocukların ihtiyaçlarının karşılanmasına neden olacak bir kavramdı. Ve insanlar bencildi. Ve Serhat da gizemliydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
//
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Instagram: esmanur.yilmaazz
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.