Selamlarr, bu bölüm Serhat'ın Hira ile iddiaya girmesi ve iddia sonucunda Serhat'ın isteği beni bitirdi yaaa hani öyle böyle green flag bir istek okumamışızdır...
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Keyifli okumalar bacikolarım :)
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
12 EKİM CUMA, 2018
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Anıl Özar’ın bakış açısıyla…
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
30 Ağustos Perşembe sabahı kendimi bir ormana atmıştım ve haykırmıştım; kuşlara, böceklere, hayvanlara, ağaçlara, bulutlara, havaya, güneşe… O an orada olan her şeye ve o mavi dosyayı tüm hıncıma rağmen yırtamamıştım. Yaptığım tek şey mavi dosyadaki o fotoğrafı en ince ayrıntısına kadar zihnime kazımak olmuştu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yirmi iki yıllık eksikliğimin nedeni, bir daha hiç unutamayacağım türden zihnime çizdiğim ve o fotoğrafta gördüğüm garip elâ gözlerdi. Tam elâ değildi ama elâydı işte, vesikalıktı ve dümdüz bakmıştı kadraja.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu iki şıklı bir eksiklikti, ya o elâ gözlerin eksikliği yüzünden biz bir türlü tam olarak bir aile olamıyorduk ya da o elâ gözlerin varlığı yüzünden biz tam olarak bir aile olamıyorduk.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Olumlu bir sonuç için bizim evimizde, gözlerinin varlığını ya da eksikliğini kabul eder miydi ya da ben onun gözlerinin varlığını ister miydim veyahut o, onun gözlerinin varlığını istediğimi kabul eder miydi?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
31 Ağustos Cuma gecesi Serhat'ı da ikna ederek bir bara gittim, hıncımı çıkartmak ve Serhat'a da bu kördüğümü anlatmak için ama Serhat o gece o bara gelmedi fakat şu an izlediğim görüntüyle onun o bara geldiğini fakat yanıma uğramadığını görmüştüm. İddiayı kazanmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Videoyu dün, yani perşembe günü o otobüsten, 712’den indikten sonra gösterecekti bana ama bir işi çıktığından acilen beni terk etmişti ve videoyu izlemek bugüne kaymıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'ı o bara çağırırken yanımızda Serkan da vardı, belki o da bizimle gelir diye yanında bu plandan bahsetmiştim, yine de gelmeyeceğini düşünmüştüm ama şaşılası bir şekilde kamera kayıtlarında Serkan'ın da o barda olduğunu görüyordum. Karanlık ve kırmızı ışıklı bir köşede yüzünü tuhaf bir kitapla gizlemişti. Hakkımda bir şeyler sezdiğini ve yanlış herhangi bir durumda müdahalede bulunmak için oraya geldiğini biliyordum, Serkan ile çok konuşmazdık ama yine de ruhlarımız birbirine yakındı, Serhat konusunda.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat bana o barda sadece kendisini gösterdi ve videoyu derhal durdurdu çünkü bir şeyler anlamamı istemedi. Birinden saklanıyor gibiydi, birini yakalamaya çalışıyor gibiydi ya da bir şeyleri gözlemliyordu ama çıkaramamıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"İddiayı kazandın, Serhat. Ne istiyorsun benden?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Benden beklemediğin bir şekilde basit ve sakin bir istek. Gariban bir üniversite öğrencisi en fazla bu kadar bir şey isteyebilir."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
30 Ağustos akşamı, Serhat'ın beni ektiğini düşünerek değil, akılsızca kalbimin isteği üzerine sarhoş olana kadar içmiştim ve babamın bana kızması için kendi evime değil, onların, ailemin evine gitmiştim. Kör olmuştum sanki, anahtarı yuvasına bir türlü sokamıyordum ve çıkarttığım seslerden beni fark ederler sanmıştım ama kapıyı bile güç bela kendim açmıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Karanlık koridora girdiğimde düşmemek için duvara tek elimle tutunmuştum ve anahtarı da galiba cebime atmıştım. Karanlık koridoru loş ışığa sokacak tek ışık, kapısı kapalı yarı cam salon kapısından geliyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annemin bağıran sesini duymuştum: "Yakandaki rozetlerin bize ne faydası oldu, ha?" Annemle babamın kavga ettiklerini anladığımda o alkollü hâlimle sırtımı duvara yaslamayı başarmıştım ve yere oturmuştum; karanlığa, soğuk koridora ve üşümüştüm de. "Aksine, rozetlerin arttıkça bizden uzaklaştın, Fırat."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Benimle bağırarak konuşma," demişti babam, demişti Fırat ve sesinin tınısı alçak ve baskılayıcıydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kavga etmeyi bırakıp bana odaklanırlar belki diye ayakkabımın topuğunu yere vurmuştum ritimle, ses çıkartarak sonra sarhoşluktan olsa gerek ayakkabılarımı içeri girerken çıkartmadığımı fark etmiştim, halıyı pisletiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Neden bağırarak konuşmayayım ki seninle!?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kapalı salon kapısını bulmuştu gözlerim, salonun beyaz ışığı kapının camından buraya hafif yansıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Aa, doğru," demişti annem, demişti Duygu yine aynı öfkeli ses tonuyla. "Sen benim kocamsın, değil mi?" Bir şey kırılmıştı, ikisinin de ayakta olduğunu biliyordum. "O zaman kocam gibi davran Fırat. Dokun bana, hadi!"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gülmüştüm, kendime acıyarak ama o gürültüde yine duyulmamıştım. Ellerimi gözlerimin önüne getirdiğimde kaç parmağımı açtığımı bilmiyordum. İki? Dört? On yedi? Gerçekliği kavrayamadığım gibi annemin ve babamın kavgalarının da gerçek olmamasını isterdim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Saçmalıyorsun, Duygu. Geç otur şöyle koltuğa. Yine sarhoş olmuşsun sen."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"İşte böyle temas et bana."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sen nasıl bir kadınsın ya," demişti babam, demişti Fırat ve annemin omuzlarından ellerini iğrenerek çektiğini düşünmüştüm, ya da çok yüksek ve güçlü bir duyguyla bire bir hissetmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Evli bir kadın!" diye bağırmıştı annem ve oturtulduğu koltuktan kalktığını çıkan sesten anlamıştım. "Biz kaç kez seviştik seninle yirmi iki, yirmi üç ya da bilmem kaç senelik evliliğimizde? Söylesene Fırat. Susma."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Galiba sadece beni dünyaya getirmek için ama o an ben bile kendimden iğrenmiştim. Alkolden ya da başka bir sebepten, midem bulanıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Senin aklın şu an yerinde değil," dedi babam bağırmadan ama acayip öfkeli bir sesle. "Su içerek mi sakinleşiyorsun, kahveyle kendine mi geliyorsun, kusuyor musun bilmiyorum ama sakinleş ve sonra geç karşıma."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annem bir kahkaha patlatmıştı ama o kadar ürkünçtü ki o kişi annem olmasaydı bir akıl hastanesinden kaçtığını düşünürdüm. "Yan komşumuz hamileymiş, nasıl kutluyorlardı bir görsen, millet birbirini-"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Siktirtme şimdi bana milleti!" diye bir anda gürlemişti babam ve dışarıda yağan yağmurun bile sesi kesilmişti sanki.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sana milleti sik diyen mi var!"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Nefesimi verdiğimde yüzümü buruşturmuştum, iğrenç bir kavgaydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sev bizi, sev!" Annem bir çığlık atmıştı, kulağımı kapatmak istediğimde elimi yanlış yere koymuştum, galiba saçıma dokunmuştum. "Anıl bile kahvaltıdayken seni babası olarak göremediğini, hissedemediğini söyledi!"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kavga konusu bir anda bana yöneltildiğinde şaşırarak kapıya bakmıştım, ne zaman demiştim ki bunu ya da söyleyebilmiş miydim hislerimi dışıma vurabilmeyi başararak?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ben hangi babalık görevimi yapmadım ki!?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Paran çok olunca baba olmuyorsun, Fırat!"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Mesleğimi bildiğin hâlde düğü-" Babam bir anda sustu ama hissetmiştim, cevabını tam verseydi belki de neden tamamen bütün bir aile olamadığımızı anlayacaktım. "Mesleğimi biliyordun, evlenmeseydin benimle o zaman. Ben sana âşık değildim."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ben sana âşıktım ama!" Annem ağlayarak büfeyi açmıştı, büfede sert cisimler vardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Paran çok olunca baba olmuyorsun dedin, koca da olmazmış ya benden. Bunu bilerek yapıştın yakama. Kendinle çelişiyorsun, Duygu."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Kendimle çelişmiyorum!" diye bağırmıştı annem ve babamın imlemesinden kafasına bir şey atıldığını anlamıştım, başına her ne çarptıysa küt diye ses gelmişti. "Özür dilerim, hayatım," demişti annem titreyen bir sesle ve babama yaklaşmaya çalışmıştı tahminimce, hatta sırf bundan babama herhangi bir şey atmıştı belki de. Babamın kanayan alnını temizlerken ona dokunurdu böylece.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Babamın yine bu evde uyumayacağını bildiğimden doğrulmaya çalışmıştım, artık beni fark etmelerine gerek yoktu. Ayağa kalmış mıydım bilmiyordum ama kapıyı bile açabilmiştim. Çelik kapının açılış sesi bile onların kavgalarının gürültüsünü bastıramamıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gerçek bir aile olmalarını, olmamızı isterdim. Bana karışmalarını isterdim, akşam geçe kalma demelerini ve bana sahip çıkmalarını, beni baskılayarak üzerime titreselerdi, alkol içtiğimde bana kızsalardı mesela ya da yemek yedin mi diye bana hatırlatmalarda bulunsalardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kapıdan ayrıldığımda ardımdan kapıyı kapattığımı hatırlayamıyordum, hem üşüyordum hem de terliyordum, trabzanlara düşmemek için tutunuyordum, yan tarafımızda bir dairenin kapısı açılıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Üst kattakiler yine kavga ediyorlar galiba. Polisi arasak adam zaten Emniyet Müdürü." Kadın merdivenlerden inmeye çalışan beni fark etmişti ve tiksinerek geri gitmişti, korkarak kapıyı kapatacaktı. "Ne biçim bir aile bunlar ya? Hepsi alkolik."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yuvamıza, daha doğrusu evimize bizi tanımayan biri baktığında ve az bucak incelediğinde evet der, baba işe gidiyor, anne sıcak yemekler yapıyor ve oğulları da okuluna gidip geliyor ama bir yuvanın, daha doğrusu bizim evin dışından görüntüsüyle içinden görüntüsü bir olabilir miydi?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Biçimsiz bir aileyiz, teyze.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annemi de babamı da seviyordum ama bazen onlara o kadar katlanamıyordum ki ikisini de temelli terk etme düşüncesi zihnimde yer ediniyordu. Ama yine de nefret ettiğin bazı insanlardan ayrılamıyorsun çünkü onlarla ömür boyu süregelecek olan bir kan bağın var.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
O gece Serhat'ın evinde uyumuştum. Serhat sol tarafımda sırtüstü uzanırken telefonuna bakıyordu ve ben ise onun beni ektiğini düşündüğümden onunla konuşmuyordum, yüzüstü uzanmıştım ve galiba yastıktan dolayı nefes alamıyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sol tarafımda bir hareketlenme oldu, Serhat hareket ettiğinden yatak çökmüştü kısa bir an. "Annenin tavırlarına rağmen baban harika bir adam, Anıl." Yüzümü görmediğinden omzumdan dürttü, ben bile uyuyup uyumadığımı bilmiyordum. Sadece kımıldamak istemiyordum çünkü yatak çok rahattı ve hareket etmeye çok üşeniyordum. "Olaylara kendi pencerenden bakmayı bıraktığında hatta annenin gözlerinden de olaylara bakmayı kestiğinde ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksın. Fırat Özar ideal bir baba tipi ama sen bunu bilemezsin çünkü daha kötü bir baba görmemişsin."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'ın yuvasını dışarıdan görmüştüm, kalabalık bir aileye sahipti ama kendimden biliyordum ve bir yuvanın içini bilmeden dışından gördüklerimizle bir kanaate varamazdık.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Nereden biliyorsun?" dedim güçlükle, galiba dudağım da yastığa yapıştığından zorla geveliyordum. "Fırat sana güzel babalık yaptığı için bu sözlerin." Cümlemin ardından derin bir nefes verdiğini işittim Serhat'ın sıkıntıyla ve bezmiş bir halde üstelik sırtını bana döndüğüne emindim ama yine de uykuya dalamadığını biliyordum. Onun aksine ben çok rahat uyuyacaktım. "Beni bi' salın artık."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Haklı olduğunu düşünmüyorum ama sizin yuvanızı içeriden bir göz olarak da izlemedim. Yine de Fırat'ı tanıyorum ve sizin yuvanıza dışarıdan birçok kez şahit de oldum." Serhat yine uykuya dalamadığından bu sefer yine yüzüstü döndü. "Haksızsın."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bütün her şeyi akışına bırakmayı tercih etmiştim ama akış bile üzerime üzerime geliyordu çünkü yedi aydır beraber olduğum kadının beni aldattığını öğrenmiştim. Kadınlarla olan iletişimimde temiz hareket eden bir adam değildim ama ona farklı davranmak istemiştim, olmamıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
1 Ekim Pazartesi, 2018'de onunla son kez görüşüp bu işi bitirmek için bir piknik alanında görüşmeye karar vermiştik, beni aldattığını öğrendiğimi bilmiyordu daha.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Banka oturacaktık, karşıdan bana doğru geliyordu, üzerimde ise Serhat'tan çaldığım fosforlu yeşil bir ceket vardı. Göz alıyordu ama kaliteliydi ve duruşu düzgündü.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yan yana banka oturduğumuzda kolumu omzuna atmıştım ve bana sarılmıştı. Bir şey hissetmiyordum, zaten ona aşık olmamıştım sadece sevmiştim, kırgın bile değildim ama öfkeliydim. Çünkü onunlayken kendimi dışarıya o kadar kapatmıştım ki sadece düzgün yürüyen bir ilişki istemiştim ancak arkamdan iş çevirmişti. Ben gözlerimi sadece onu görecek şekilde ayarlarken o benim duygularımla alay etmişti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Saçlarını okşadım, saçlarından öptüm ve yüzü bile kızarmadığı hâlde utanıyormuş gibi yaptı, parmaklarıyla oynadı ama hepsi roldü, onun gerçek yüzünü gördükten sonra artık daha iyi anlayabilmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Onun isteği üzerine biz bu yedi ay boyunca beraber olmamıştık, irademle oynanmıştı resmen ve iradesi güçlü bir adam değildim bu konuda ama o istemiyor diye hiçbir şekilde bu konuyu diretmemiştim. Bir elimle çenesini tuttuğumda rolden başını eğmek istedi ama yine de kaldırdım ve onu öpmek istediğimi söyledim. Reddetti, herhalde bana acıdığından çünkü onu daha dün başka biriyle öpüşürken görmüştüm, yüksek ihtimal midemin kaldıramayacağını düşünmüştü ya da onu hak etmediğimi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Arkadaşlarıma ve aileme, her ne kadar babamın beni sevmediğini düşünsem de ve annemin de babama yakın olabilmek için beni kullandığını bilsem de, ölümüne bağlıydım ama hayatıma aldığım kadına, ne yaşarsak yaşayalım bir yakınlık hissedemezdim. Belki beni gerçekten seven birini bulamadığımdan belki de ben gerçekten birini sevemediğimden ama iki türlü de içimde bir üzüntü yaşanmazdı. Önceden nasıl yaşıyorsam yine aynı şekilde hayatımı yaşamaya devam ederdim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yine de öptüm onu, ikna etmem uzun sürmüştü ve şimdi de daha önce hiç öpüşmemiş gibi davranıyordu; bu duruma gülmek istiyordum, kahkaha atmak ve bağırıp çağırmak ama ben ne olursa olsun kadınlara saygımı bozmama taraftarıydım, ne olursa olsun çünkü annemi hatırlıyordum. Ne yaşanırsa yaşansın hepsi birer anne adayıydı, en nihayetinde ama ben hiçbir zaman baba olmak istemiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ellerini omuzlarıma koyacağı esnada ondan tiksindim, daha doğrusu ellerinden çünkü fotoğrafta görmüştüm o elleri. Aslında ondan midem bulanmıyordu, sadece o elleriyle bana dokunmasını istememiştim ve ellerini tutup arkasında birleştirmiştim, ondan uzaklaştığımda ise nazik bir şekilde bileklerini ovuşturmuştu ama sıkmadığıma emindim. Belki de farkında olmadan bileklerini sıkmıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Rol yapışına şaşırdım, utanmadığı hâlde benden utanıyormuş gibi yapmasına hayret ettim, daha önce hiç öpüşmemiş gibi davranmasını aklım almadı ve o bir anda bana döndüğünde belki de refleks olarak yüz ifademi yumuşatmıştım ama bana sarılmaya kalktığında o öfkeli suratıma geri döndüm, bana sarılmasını engelledim ve ayağa kalktım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir insan başka bir insanın gözlerinin içine baka baka yalan söyleyebilirdi, bir insan başka bir insanı salak yerine koyabilirdi ama bütün bunlara rağmen bir insan bir insanı daha nereye kadar kandırmaya devam edebilirdi ki?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir şey anlamadı, bir şey anlamıyormuş gibi yaptı, kırıldı, kırılıyormuş gibi yaptı, hayal kırıklığına uğradı, öyle düşünmemi sağladı, tokat attı, beni aldattığını öğrendiğim hâlde onu öpmeme laf etti ve benim de geçmişimin kirli olduğunu yüzüme haykırdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ben kimsenin geçmişine bakmam ve bunu kir olarak da görmem, sonuçta doğru kişiyi bulmaya çalışıyoruz ama sen aynı anda bilmem kaç kişinin -pardon, üç kişinin- doğru olduğuna karar vermeye çalışıyorsun. Ve bu yaptığın diğer iki kişiye saygısızlık, onlara da ve bana da."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Onunla daha detaylı ve daha ağır da konuşabilirdim. Kendi yuvasına içeriden şahit olmama hiç izin vermemişti ve onun yuvasını hep dışarıdan görmüştüm, bir ailesi vardı ve ön yargılı bir insan olup bir yuvanın dıştan analizine bütün düşüncelerimi inşa edecek olsaydım onun ailesinin kızını ancak bu seviyede yetiştirebildiğini düşünürdüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
O beni terk etmedi, ben onu terk ettim ve hırsına yenilemediğinden piknik alanını ilk terk eden o oldu ama buradan ayrılmadan önce okulun orada bir şey görmüş gibiydi çünkü yüzünü kapatarak gitmişti. Başkalarından utanmak yerine kendi yaptıklarından utansaydı belki daha gerçekçi ve daha farklı olabilirdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yavaş yavaş okulun oraya döndüm ama gördüğüm tek şey belli belirsiz bir karaltının duvarın ötesinden yere çömelmesiydi. Onun dışında okulun bahçesi boştu ama yine de gözlerimi oradan çekmemiştim. Duvardan biraz daha uzaklaşmış hâlde bir kız ayağa kalktı ve görüş alanıma girdi, sakince izlemeye devam ettim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Onu bu mesafeden tanıyamazdım, onun yüzünü çıkartamazdım ama saçlarının renginden kim olduğunu anlamıştım ve kadere hayret etmiştim. Daha öncelerden karşıma çıksaydı onu saçlarının renginden unutmazdım ve onun hakkında tam bir şey öğrenmişken birden karşıma çıkmıştı. Tek kelimeyle enteresandı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Küllü kumral diyordu saçlarının rengine ama internetten bakmıştım ve tam olarak o renkten değildi, gözlerine elâ diyordu ama gözleri de tam olarak elâ sayılmazdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hira, kızın gittiği yolu gösterdi işaret parmağıyla, bu hareketten yine yanlış anlaşıldığımı biliyordum çünkü ben Anıl'dım, çünkü ben kadınları hep kullanırdım ve sonrasında terk ederdim ama uzaktan bir izleyici olsaydım belki de kendim hakkında düşüneceklerim, başkalarının benim hakkımdaki düşüncelerinden pek de farklı olmazdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kader bu ya, ona biz şekil verirdik. Ve yine kader bu ya, farkına vardığımızda sanki daha öncesinden hiç karşılaşmıyormuşuz gibi kişileri hep karşımıza çıkartırdı. Sanki önceleri aynı yerde hiç yaşamamıştık ve onu öğrendiğimden beri hep karşılaşasımız tutmuştu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hira, okuduğum üniversitenin okul bahçesinde pazartesi günü sıradaydı ve bu mesafeden onu yine saçlarının renginden tanımıştım sonrasında onu kendime benzetmiştim ve ilk kez yakınlık duymuştum ona ama bu uzun sürecek bir his değildi. Sadece benziyorduk.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat, Serdar, Serkan ve Savaş dışında hiçbir hemcinsimle anlaşamazdım ve o okul sırasında Hira'nın da kendi hemcinsleriyle iyi anlaşamadığını fark etmiştim, bakışlarımı ondan çekmemem bundandı ve zeki oluşunu da Serhat'a benzetmiştim. Bu mesafeden onu izlediğimi fark etmişti hatta test etmek için hiç beklemediğim bir anda sağa sola kaymıştı, başımı onun gittiği yöne doğru ansızın götürmüştüm. Güzel ve çevik bir hareketti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Başka bir yönden daha Serhat'a benzediğini düşünmüştüm çünkü Hira'nın o kızlara dümdüz ve sabit baktığına şahit olmuştum, tıpkı Serhat gibi doğrudan insanların gözlerinin içine, bakışlarını kaçırmadan bakıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hira'nın yuvasına daha dışarıdan bile şahit olamamıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
10 Ekim Çarşamba sabahı Serhat ile otoparkta kavga ettik, zaten beş konuşsak üçü kavga cümlesiydi. Serdar bıkmış bir hâlde bizi izlemişti, genelde bizi hep Serdar ayırırdı çünkü en büyüğümüz olarak bunu bir sorumluluk olarak görüyordu. Serkan ise yaslandığı duvarda telefonuna bakıyordu ama ara ara bize değen gözleri çok aleladeydi, bu duruma çok alışmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hira'yı arabanın arkasında gördüğümde Serhat'ın bilerek benimle kavga ettiğini anlamıştım; beni, Hira'ya kötü biriymişim gibi göstermeye çalışmıştı ama ne kadar başarılı olduğuna bakamadan öfkeyle orayı terk etmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yine de dayanamadım ve orada birbirimizden öfkeyle ayrılmış olsak bile Serhat'ın sol elini boş revirde sargıya aldım, bu yaraları kendine nasıl yaptığını bilmiyordum ve sormuyordum da, zaten zaman geçtikçe Serhat daha da garip bir hâl alıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ben Serhat'a vurabilirdim, Serhat'ın da bana gücü yeterdi ama Serhat yakınlarına hiç vurmazdı. Defalarca ansızın ona yumruk atmıştım ve bir karşılık alamamıştım, yüzündeki dayak izlerinin sebebi ben değildim elbette ama artık başkaları tarafından dayak yediğini ve kendini koruyacak kadar gücü kuvveti yerinde olduğu halde hiçbir türlü kendisini savunmadığının nedenini düşünüyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hira'nın varlığına dayanamadığımı düşündün ve ona kötü şeyler yapabileceğimin ihtimaline karşı mı beni ona kötü göstermeye çalıştın, Serhat?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Çünkü Anıl, Hira'nın varlığını bir tehdit olarak görmeye başlamıştın."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Onun varlığına dayanamıyorum değil, sonuçlara dayanamıyorum nihayetinde o kötü biri gibi durmuyor." Derin bir nefes almıştım. "Bana açıklama yap."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Seni telefonda konuşurken duymuştum ve onu sevmediğini zaten biliyordum." Serhat'ın kafasının içini anlamak benim için bu dünyadaki en zor şeylerden biriydi. Serhat en yakınına bile, sırf kendisine doğru geliyor diye bir sürü planlar kurup hiç fark ettirmeden o kişiyi parmağında oynatabilecek kadar kurnazdı, öyle ki o ciddi kavgada Hira'yı görmeseydim ne yapmaya çalıştığını hiçbir zaman anlayamazdım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Yani," demiştim gazlı bezi eline dolarken. "Amaç?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Anıl, kurduğun cümlelerin gidişatı hiç iyi değildi ve ufak bir oyun oynadım." Koyu ama parlak yeşil gözleri dümdüz sardığım eline bakıyordu dalgın ama dikkatli kelimelerinin karışımı bir şekilde ve o an anlamıştım ki Serhat'ın zihni bambaşka bir şeyi düşünürken ağzı bambaşka bir konu hakkında konuşabilirdi. "İnkâr etsen bile yine de Hira'nın senin hakkındaki düşüncelerinin kötü olmasını istemedin. İçinde Hira'ya karşı bir yakınlık olmasaydı Hira'nın senin hakkında ne düşünüp ne düşünmediğini de umursamazdın. İleri gittiğim için özür dilerim ama bunun farkına var istedim diye söyledim o sözleri. Üzgünüm, gerçekten."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
11 Ekim Perşembe günü Hira'nın ders saatine göre onların beden eğitiminin birinci dersindeydik, arkadaşları oyun oynarken oyuna katılmayan Hira bankta yazı yazıyordu, uzak bir köşede ise ben ve Serhat vardık. Yere oturmuştuk ve konuşuyorduk.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat "Fazla sessiz," dediğinde doğrudan Hira'yı izliyordu ve bakışları çok ürkünçtü, dümdüzdü ve hiçbir ayrıntıyı es geçmek istemiyor gibiydi. Biraz da dalgındı ama Serhat çoğu zaman baygın da bakardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sınav senesi," dedim tekdüzelikle. "Normaldir."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Onun sınıfını bir yokladım ve sınıf arkadaşlarının beş para etmez olduklarının kanısına vardım."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'ın, Hira'nın sınıfına gitmiş olmasını hiç yadırgamadım çünkü Serhat her an her şeyi çok kısa bir zamanda gerçekleştirebilirdi ama onun sınıfına ne amaçla gitmiş olduğunu bilmiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Gayet normal," dedim çünkü zaten arkadaşlık bile bir çıkar ilişkisiydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sence ne yazıyor?" diye mırıldandı Serhat, aşağı indirdiği kaşlarıyla Hira'yı ve not defterini seyre dalmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Dersleriyle ilgilidir herhalde."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Deminden beri ilgisiz alakasız verdiğim cevaplarla Serhat, bu umursamaz hâlimi gözler önüne sermekten çekinmedi. "O kadar umursamazsın ki Anıl," dedi Serhat baskılı bir sesle. "Onu tanımıyorsun ve-"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'ın sözünü kestiğimde "Ve senin o muhteşem beynin siktiğimin iki gününde tüm karakter analizini yaptı hatta şu mesafeden ne yazdığını da okuyabilecek kadar geliştirdin kendini. Şahane bir adamsın," dedim bir anda yükselerek.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat gözlerini devirirken "Boş versene, Anıl," diye mırıldandı benim aksime sakin bir sesle. "Sen hiçbir şeyi hak etmiyorsun, bu kafanla çok bile yaşamışsın."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ve sen de o kafanla hiç yaşayamıyorsun," dediğimde yerden ayağa kalktım ve arkamı silkeledim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat yerde oturmaya devam ederken kollarını bacaklarının etrafına doladı ve Hira'nın üzerinden bakışlarını kestiğinde yere baktı düşüncelere dalarak. Sözlerimin doğruluğunu düşündüğüne emindim. Serhat hep sakindi, hep bir şeyler düşünüyordu, hep tetikteydi, hep zekiydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir anlık kararla Hira'nın yanına gideceğim esnada "Yerde daha fazla oturmaya devam etme," dedim ve ilerledim. Sırtım ona dönüktü. Aramızda ne yaşanırsa yaşansın Serhat’a olan sevgim azalmıyordu çünkü onun kanı gerçekten de sıcaktı. "İleride çocuğun olmaz, bak."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Olmasın zaten."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
8 Ekim Pazartesi günü kahverengi arabamla öylesine dolaşırken 712 otobüsünün içinde Hira'nın olduğunu fark etmiştim ve otobüsü çarşının içerisine kadar takip etmiştim amaçsızca. Daha sonra ise indiği durağın bir market önü olduğunu görmüştüm ve arabamı o marketin karşı kaldırımına park etmiştim. Boş boş ve uzun bir süre arabanın içerisinde oturmuştum daha sonra Serhat'ı ve yanındaki sarı saçlı Şevval'i beraber marketin içine girerken görmüştüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Benim için büyük bir süreydi bu arabanın içinde geçirdiğim ve düşündüğüm vakitler yoldan geçen arabaları ve insanları izlemek. Sonrasında, bir anda tanıdık olan o saç rengi gözlerimin önünde belirdi ve Hira'nın arabamın önünde, kaldırıma oturduğunu gördüm ama o beni fark etmemişti. Başımı sol omzuma eğdiğimde Hira'yı izlemeye devam etmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Tam olarak iki arabanın arasına oturmuştu, sonra annem üzülmesin diye gazı kökleyip kökleyemeyeceğimi düşünmüştüm ama sonra kendimden utanmıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hira'nın sabit gözlerle nereye baktığını merak ettiğimden başımı biraz öne getirmiştim ve Serhat'ın arabasına baktığını fark etmiştim ama biliyordum, daha tanışmamışlardı ve buna rağmen dikkatleri birbirini çekiyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hira, Serhat'ın arabasına öyle dalmıştı ki ne onu izlediğimi fark etmişti ne de yanındaki benim arabama dikkat etmişti. Bu; Serhat’ı, Anıl’a tercih etmekti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şevval çıktı marketten ama bu sefer yanında Serhat yoktu hatta marketten çıktığında Serhat'ın arabasının içerisine bakmıştı. Demek içerideyken alışverişlerini ayrı ayrı yapmışlardı. Sonrasında Şevval tam olarak Hira'nın önünden geçti, birbirlerine hiç de iç açıcı bakmadılar ve nedenini bilmediğim bir şekilde ben de Şevval'i turşu yemişim gibi bir ifadeyle izlemiştim, Şevval beni fark etmişti ve karşılıklı kaşlarımızı çatmıştık ama bu durumu Hira'ya hiç belli etmemişti bizden uzaklaştığı esnada.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şevval çok güçlü bir kadın gibi duruyordu, sırf şu izlenimden bile ailesinin onu böyle dimdik yetiştirdiğini düşünebilirdim ama bunu yapmayacaktım, böyle düşünmeyecektim çünkü bu yine bir yuvayı dışarıdan seyredip bir kanıya varmak olurdu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yaşlı bir kadın geldi, onu tanımıyordum ama uzaktan akrabamız olabileceğini düşündüm sonuçta biz Hira ile akrabaydık.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Muhtemelen Hira'nın nenesi olan kadın Hira'nın ellerine poşetleri tutuşturduğu esnada market kasasının önünde bekleyen Serhat'ı cama rağmen gördüm; Serhat, Hira ve nenesine kısa ama dikkatli bir bakış attı. Gözlerimi devirmiştim çünkü dikkatleri birbirini çekiyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hira; nenesi, Serhat'ın olduğu markete girerken biriyle mesajlaşıyordu ve her kim ile mesajlaşıyorsa hâlinden memnun görünüyordu. Sonra Serhat marketten çıktı, poşetin içerisinde hazır yemeklerden ve hiç eksik edemediği değil, etmediği alkol şişelerini gördüm. Elbette ki arabamı fark etti, çok dikkatli bir adamdı hatta bazen bakmadığı yerlerdeki ayrıntılara bile dikkat kesiliyordu ve bu beni hayrete düşürüyordu. Sonra arabamın önünde olan ve mesajlaşan Hira'ya kısa bir bakış attığında yine gözlerimi devirdim, bu hâlimi Serhat gördü mü görmedi mi bilmiyordum ama dikkatlerinin birbirlerini çektiklerini biliyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat arabasını sürdüğü esnada Hira, Serhat'ın arabasının gittiğini fark etti ve öne çıktı, Serhat giderken ön camını açmıştı ve muhtemelen Hira, Serhat'ın sol kolunu görmüştü ama buna bir tepki vermediğinde şaşıracağım bir başka şeye tepki vermişti. Arabanın plakasına. Neden plakaya şaşırmıştı bilmiyordum ama hayretini garip ve meraklı bir ifadeyle izlemiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kim bir arabayı uzun uzun seyre dalıp sonrasında bir anda plakasına şaşırırdı diye sormuyordum çünkü özellikle bizim hayatımızda kader ya da tesadüf takdir ettiğim bir şekilde çok güzel ve aynı zamanda da çok kötü işlenmişti. Yine de anlıyordum, plaka detayından bile ve ikisinin dikkatleri birbirini çekiyordu ve yine anlıyordum ki ikisinin bir geleceği olacaktı, illaki tanışacaklardı hatta annem ve Hira bile tanışacaktı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hira ve nenesi evin yolunu tuttuklarında arabamı çalıştırmıştım ve ilerlediğimde Hira ansızın arkasına dönüp arabama dikkat kesilmişti. O benim yüzümü görememişti ama ben onun ifadesini aynadan fark edebilmiştim. Hep sonralardan fark edilmiyordum ama şu an sonralardan fark edilmiştim, rahatsız olmamıştım sonuçta şansımın seviyesinin bilincindeydim, her konuda ve özellikle sevilememe konusunda.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
12 EKİM CUMA, 2018
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bazen hayatın sıradanlığına şaşardım çünkü yaşayan herkes uyurdu, uyanırdı, yemek yerdi, lavaboya giderdi, yorulurdu, yeniden uyurdu, nefes alırdı. Bu ve bunun gibi eylemlerin yaşayan herkes için ortak olması, derinine düşündüğüm zamanlarda bir anlığına bende hayret uyandırırdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sabah erkenden uyandığımda herkes ile ortak olarak yaptım bu eylemleri ve bu sefer düzgün bir kahvaltı yapmıştım. Kısa kollu mor okul formamı ve siyah bol pantolonumu giydikten sonra yıkanmış olan akrepli siyah ceketimi de giyindim ve annemden biraz para alıp evden çıkmıştım Cansu'yu hiç beklemeden ama elbette ki annemden kafama göre para almıyordum, hep sorardım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Üzerimdeki siyah ceketimde, yıkanmış olmasına rağmen hâlâ akrep yumurtası olduğunu düşünüyordum ve ceketin üzerimdeki varlığını her hatırladığımda hafif titreyerek gerinip kendimden tiksiniyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Durağa giderken telefonuma numarasını dün kaydettiğim Kübra’yı arıyordum. Telefonumu kulağıma götürdüğümde aradığınız numara kullanılmamaktadır sesiyle karşılaştım ve kaşlarım gerilirken aval aval telefona baktım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Dün otobüsteyken birbirimizi arayabilmiştik ama." Sonra akşam saatlerinde Kübra'ya mesaj gönderdiğimi hatırladım ve WhatsApp'a girdim ama yarın otobüse beraber binelim diye attığım mesajın hâlâ tek çizgi olduğunu gördüm. "Bu da ne demek?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bundan sonra otobüse beraber binelim teklifini yapan Kübra'ydı ama şimdi ona ulaşmamı sağlayacak tek etmen olan telefon numarası iptal mi edilmişti?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Marketin önündeki durağa geçtim, önceden durak bizim eve biraz daha yakındı, kahvehanenin önündeydi ama inşaat çalışması olduğundan yirmi adım kadar ileri taşınmıştı durak.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hiçbir zaman duraktaki insanlara dikkat etmezdim ama her gün aynı insanları gördüğümü düşünüyordum. Mavi gözlü, uzun ve sarışın bir genç vardı mesela. Temiz giyimliydi ve dimdik duruyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Otobüs geldiğinde binebildim ama oturamadım ve bu sefer otobüsün en arkasına geçtim, mavi gözlü genç de kendini otobüsün motorunun olduğu kısımdan dolayı koltuk olmayan büyük kare şeklindeki yere yaslamıştı. Ben ise tersten oturanların tam karşısındaki demiri tutuyordum, mavi gözlü gencin kendisi arkamda kalıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yine erken binmiştim ve yine otobüsün çoğunu oluşturan fabrika işçileri ve Cumhuriyet Meslek Lisesindeki öğrencilerdi. Hep gördüğüm bir kadın da tam karşımda tersten oturuyordu. Ya üniversite öğrencisiydi ya da bir kıyafet mağazasında işe gidiyordu, yine kulaklıkları takılıydı ve camdan dışarıyı seyrediyordu. Bu kadın diğer herkesten farklı olarak insanları inceliyordu, tıpkı benim gibi ve bir şeylerden ilham aldığını düşündüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Otobüsten indiğimde okula doğru yürüyordum, ekim ayını yarılamış sayılırdık ve hava öteki günlere nazaran biraz daha kararmıştı ama İzmir havasıydı işte, öğlene yine haziran ayındaymışız gibi hava sıcak ve apaydınlık olurdu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Güvenliği geçtikten sonra otoparktan girmiştim ama gözlerime aşina hiçbir araba bulamamıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sınıfa girdiğimde bir iki çantanın varlığıyla sınıfa günün ilk adımını atanın ben olmadığımı anlamıştım. Kendi sırama geçtim ve ders çalıştım çünkü üniversite sınavına daha çok varmış gibi görünse de aslında zaman sudan bile hızlıydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Üniversitenin bir binasında üniversite sınavına hazırlanıyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sınıf yine zamanla doldu, gürültü başladığındaysa ders çalışmayı bıraktım ve haftanın son günü olması beni sevindirdi çünkü iki gün rahat takılmak istiyordum. Yataktan hiç çıkmayarak ve sadece tavanı izleyerek dinlenmek ve kafa dinlemek.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cafer ilk günler üniversitenin heyecanından olsa gerek erken gelmişti ama şimdi derse on dakika geç kalmıştı ve yine üzerinde, ceketinin altında okul formasının bir köşesinde bir karaltı görmüştüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Edebiyat dersine girdik, yine ilk saatlere sayısal derslerden konulması gerekirken boş zihnimizle edebiyata başlayacaktık. Sema hocamız geldi, kendisinde anne sıcaklığı olduğunu düşünüyordum ama sayısal ve üstüne üstlük on ikinci sınıf olmamıza rağmen iki saat boyunca sadece edebiyat anlatıyordu ve bu yetmiyormuş gibi uzun uzun yazdırıyordu da.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İkinci dersin bitimine beş dakika kala hocamız bizi serbest bırakmıştı, sanki beş dakika çokmuş gibi sonra hocamız telefonuyla ilgilendiği bir esnada "Çocuklar," dedi birden. "Yarasalar neden baş aşağı dururlar veya baş aşağı uyurlar?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Daha önce hiç böyle bir şeye dikkat etmemiştim," diye mırıldandı Deren.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Arkadan fırlama bir ses yükseldi: "Hocam görüntü gözlerine ters düştüğü için düz görmek amacıyla ters duruyor olabilirler mi?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Garip gülüşme sesleri eşliğinde hocamız da güldü ve "Ufak oğlum mesaj atmış da bana bu soruyu sormuş," dedi telefonunu kaldırıp göstererek. "Google'a kim soracak bir saat? Belki bilirsiniz diye sormuştum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Öğle arasına kadar sıramda oturarak zaman geçirdim, Deren ile fazla konuşmadık ve yine, öylesine derin düşündüğüm bir anda diğer bütün insanlar gibi nefes aldığımı ve oturduğumu düşündüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Öğle arasına girdiğimizde biraz hava almak istediğimden sınıftan ayrılmıştım ve dışarı çıkacağım esnada dışarıdan içeriye giren ve Şevval'in sınıfından olan Ömer'i gördüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ömer, üzerimdeki cekete kirpiklerini birbirine yaklaştırarak baktı. "Hani ceket arkadaşınındı?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yürümeye devam ederken sırıttım sadece ve hiç çekincesiz dilimi zehirledim, hiçbir şeyle uğraşmak istemiyordum bugün. "Çok beğendiğim için aynısından aldım."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Dışarı adımladığımda derince nefeslendim ve tahmin ettiğim gibi hava öğlen olduğundan yine sıcaktı ama üzerimdeki ceketi çıkartmamıştım çünkü zaten formam kısa kolluydu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kocaman bahçede yemek yiyenler ve üniversite öğrencilerinin takıldıkları alanlar vardı ama çok daha kalabalık bir yer gördüğümde gözlerimi kısıp oraya odaklandım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Meraklı bir insan değildim ama adımlarım benden bağımsız o yöne ilerliyordu. Karşı binanın arkasına kadar gitmiştim ve bazı insanların telin ardında durup bir şeyi izlediklerini bazılarının ise telden içeri girdiklerini gördüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Herkes grupça takılırken benim tek yürümem zoruma giderdi ama burada herkes bağımsız gibiydi ve kalabalığın arasına karışabileceğimi düşündüm. O kalabalıkta herkes gibi kayboldum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Boş bulduğum bir tel aralığına yerleştiğimde telin ardının bir basketbol sahası olduğunu gördüm, açık bir alandı burası ve oturanların yanında ayakta izleyenler de vardı bu maçı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gözlerim ilk önce Serhat'ı bulduğunda şaşkınlık gözlerime yerleşti ve sanki basketbol sahasını daha yeni görmüşüm gibi aydınlandım. Serhat gözlerini öne çıkartan yeşil bir tişört ve siyah bir şort giymişti, terlediğinden dalgalı saçları alnına yapışmıştı. İstemsiz gülümsediğimde başımı omzuma kadar indirip kollarımı da göğsümde bağlamıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sonra gözlerim Anıl'ı buldu; kahverengi, sıfır kol bir tişört giymişti gözleriyle aynı renk olan ve siyah bir şort giydiğini görüyordum altına.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gözlerim anında sahadaki en uzun kişiye çarptığında aydınlandığımı hissettim, gözlerim Serdar'ın parlaklığıyla kamaşmıştı resmen. Beyaz tişört, naylon beyaz bir şort, beyaz spor ayakkabılar, sarı saç, fazlasıyla açık ela gözler ve açık ten rengiyle fazla göz alıcıydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gölge bir tarafta Serkan'ı gördüm ve yine gözleriyle uyumlu koyu mavi bir tişört giymiş olduğunu fark ettim, şortu ise lacivertti ve esmer teniyle fazlasıyla karanlık tarafları temsil ediyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bence dördü de önceden anlaşmıştı ve bilerek göz renkleriyle uyumlu tişörtler giymişti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sahada başka erkek oyuncular da vardı ama onları tanımadığım için dikkatimi fazla çekmemişlerdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Arkamda kalabalık sesler duydum sonra "Beni yalnız bırakın iki dakika," diyen tanıdık ve kibar bir kız sesi işitmem ile sağ tarafımda resmen bir güneş doğdu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şevval bir anda sağıma geçtiğinde ve tepemizdeki güneş her yeri apaydınlık ettiğinden sarı saçları bir an gözüme çok ışıltılı geldi, çıplak beyaz kolları bile o an pasparlaktı. Okul forması giymediği için pembe, sıfır kol bir crop giymişti ve altında da gri eşofmanı vardı, sarı ve dalgalı saçlarını omuzlarından aşağı salmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şevval'i izlememe rağmen bana bakmadı ve aşağımızdaki maça açık mavi gözlerini odakladı. "Ne yapıyorsun, keyfin yerinde mi?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bana bakmadığı için ben de maçı izlemeye yeniden koyuldum. "Gördüğün gibi," dedim umursamaz bir sesle ve hafif sola doğru kaydım, 1.75'lik boyu bana fazla ağırdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şevval "Hangi takımı tutuyorsun peki?" derken tele tutundu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Kimlerin hangi takımda olduklarını anlayacak kadar izlemedim daha."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şevval başını ağırca aşağı yukarı salladı ve bir müddet sessizce basketbol maçını seyrettik. Serhat top eline değdi an sol tarafa götürüp basket atmaya çalışıyordu ama Anıl, Serdar ve Serkan topu sağ tarafa götürmeye çalışıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Kimin hangi takımda olduğunu anlayabildiysen eğer kimin taraftarı olmak isterdin?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İçimdeki dürtüyle Serhat'ın olduğu takımı dile getirecektim sonra ikisinin sevgili olabileceği ihtimali aklıma geldi ve "Anıl'ın takımını tutuyorum," dedim sabit bir sesle sonra elimi salladım. "Ya da hangi takım hak ediyorsa o takım kazansın."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Biliyor musun?" diye sordu Şevval kıstığı açık mavi gözleriyle basketbol topunu seyrederken. "Bu eğitimcilerin önceden planladığı bir maç değildi, öylesine oynamaya başladılar ve izleyenleri de bir anda arttı."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Enteresan dercesine dudaklarımı büzdüm sadece. Şevval ile konuşacak kadar kendimi güçlü hissedemiyordum. Bir kere uzun boylu olduğundan bana tepeden bakıyordu, hakimiyet kurabiliyordu ve bizim tarafımıza bakılsa ilk dikkati Şevval çekerdi. Üstelik ben neden geçen yıldan beri 1.70'tim, niye bir yıldır hiç boy atamıyordum?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Maçı biraz daha Şevval ile yan yana seyrettik, gerçekten de güzel oynuyorlardı ve insan acayip heyecanlanıyordu. Bir ara Serdar upuzun boyuyla topu basket potasına atıyordu fakat Serhat top daha deliğe giremeden potanın altından eliyle kurtarmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir hakem vardı, maçın sayısını söylüyordu ve Serhat'ın olduğu takım öndeydi. O an aklıma bir şey takılmıştı, Serhat neden kardeşlerinin ve Anıl'ın takımında oynamıyordu?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir müddet Şevval ile hiç konuşmadık ama sonra birdenbire "Ne düşünüyorsun?" diye sordu Şevval. "Aklında herhangi bir şey var mı?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ne gibi diye sormak istedim ama vazgeçtim ve "Hiçbir şey düşünmüyorum," diye yanıtladım onu. Onunla konuşmak istemiyordum değildi, şu an benim için sanırım tepemizdeki güneşin de etkisinden dolayı konuşmak çok zordu ve terlediğimi hissediyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sen Serdar'ın, Serhat'ın ve Serkan'ın kardeş olduklarını biliyor musun?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gizli saklı sıkkınca nefesimi verdiğimde başımı olumlu anlamda salladım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şevval sanırım Serdar'ı izliyordu. "En büyükleri o, sonra Serhat ve sonra da Serkan," derken Şevval sarı saçlarını tek tarafında birleştirmişti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şevval'in bilgilendirmesiyle bu sefer biraz derin düşünmüştüm çünkü aslında hepsi de büyük gösteriyordu ama Serhat ikisinden de görünüş olarak daha ileri gibiydi ama Serdar'ın en büyük olması Serhat'ın yaşını tahmini yirmi yedi yapmazdı ama öte yandan Serdar'ın yirmi sekizin üstünde olma ihtimali var mıydı?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Düşünceler içerisinde kaşlarım çatılıyken "Sence hangisi üvey?" diye sordu Şevval dan diye ve çatık olan kaşlarım havaya kalktı o an hatta dudaklarım aralanmasın diye kendimi sıkmıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şevval'in bunları bilmesini, Serhat ile sevgili olduklarından olağan karşıladığım esnada o an cidden hangisinin üvey olduğunu düşünmeye çalışıyordum. Üçünden biri kesin olarak üvey kardeş ise bu kim olabilirdi ki?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ben yüzeysel bir mülahaza içerisindeyken Anıl ve Serhat basketbol topunu birbirinden almaya çalıştı ama Anıl kurnazca hile yaptı ve o sert topu birdenbire Serhat'ın kasığına isabet ettirdi ardından sanki çok komik bir şey yapmış gibi kendini geriye atıp kahkaha attı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şevval ile acıyı hissetmiyorduk elbette ama sanki top suratımıza isabet etmiş gibi yüzümüz gerilmişti. Serhat direğe tutundu ve kimseden çekinmeden elini kasığına bastırdığında yüzüm biraz daha gerilmişti çünkü Serhat'ın şu an canının yandığını düşünüyordum ama o başını eğmişti ve belki de acıyla sırıtıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serdar ilk etapta endişeyle Serhat'ın yanına gitti, Anıl eğlendi ve Serkan hiçbir tepki göstermedi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Birkaç dakika geçti, yeniden oynamaya başlamışlardı ama daha yedinci dakikaya ulaşamadan Anıl bu sefer de sert basketbol topunu Serhat'ın suratına atmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat yeşil tişörtünü alnına kadar çekti ve eğilip bekledi, Anıl yine kahkaha attı, bu sefer Serdar endişelenmedi ve konuşmayı hiç sevmeyen Serkan bile bıyık altından güldü.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'ın takımındakilerden itiraz sesleri yükseldiğinde Serhat yeşil tişörtünü yüzünden çekti ve itiraza gerek yok gibi bir el hareketi yaptı takımına karşı sonra karşı takımdaki kardeşlerine ve Anıl'a öfkeyle bakacağını düşünmüştüm ama sıradan bir şekilde baktı, hiç gülmeden ve kabullenişin gözlerde somutlaşmış hâliyle.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Elimi yüzüme götürmek istiyordum ama Şevval'in varlığıyla bunu yapmamıştım fakat Şevval'in de yüz ifadesi benimkinden farksızdı. O topun her darbesini bedenimizde hissediyorduk sanki.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu sefer Şevval ile aynı anda verdik tepkiyi. Şevval tellere hırsla tutundu ve bense elimle çeneme dokundum çünkü bu sefer basketbol topu Serhat'ın çenesine gelmişti ama Anıl değil, aralarında en irisi olan Serkan yapmıştı bunu hem de çok sert bir şekilde.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat bu sefer de çenesini ileri geri götürürken gözlerini kapatmıştı ve yine itirazlara engel oldu, izleyenlerden azınlığı eğlenip gülüyordu, geriye kalanların hemen hemen yarısı nötrdü ve diğer yarısı ise ben ve Şevval gibiydi. Yüzlerimiz gergindi ve bu oyunun hiç de hakkaniyetle oynandığını düşünmüyorduk, eğlenmiyorduk da ve yapılanlardan rahatsızdık.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Serhat'ın üvey olduğunu düşünmeye başladım," diye mırıldandım sahayı izlemeye devam ederken. Aslında mantıklıydı da çünkü Serhat üveyse eğer yaş görüntüsü açısından aralarındaki uyumsuzluk bir netliğe kavuşabilirdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şevval bana hiç dönmedi ve sadece omuz silkti. Şimdi bu evet mi yoksa hayır mı anlamına geliyordu?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Maç bir hocanın koordinatöründe gerçekleşmediğindendi tüm bunlar ama Serhat kendine geldiğinde öyle hırslı oynadı ki aynı şiddetle yakınlarına o top ile vurmamış olabilirdi ama bu da güçlü bir cevaptı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat neden Anıllara aynı şekilde şiddetle karşılık vermiyor diye sormak istedim Şevval'e ama çenemi kapalı tuttum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'ın zaten sol eli yaralıydı, yüzü bir şekilde bir olaya karıştığını gösteriyordu ve gözlerinin kızarıklığından uyuyamadığı belliydi. Bu durumda Anılların yaptığı çok gaddarcaydı ama hakkaniyet yerini buldu ve maç Serhat'ın ve takım arkadaşlarının hırsıyla kazanıldı. Serhatların takımını tutmuştum, Serhatların takımı kazanmıştı ve bu bir ilk sayılırdı çünkü yarışma programlarında kimi tutsam genellikle ilk önce o eleniyordu ama şimdi karşımda, yanımda ya da başka bir yerde Serhat hep kazanırdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Görüşürüz," dedi Şevval şaşıracağım türden yumuşak bir yüz ifadesiyle ve yanımdan ayrıldığında ben de geri binamıza girmiştim, sabırla öğle arasının bitmesini bekliyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yine bir ders bitimi sonrası sınıfta tek başıma kaldım, cam kenarına geçtim ve yine Serkan'ı bahçede tek dolaşırken gördüm. Garipti, tek başınaydı, düşünceliydi, fazla sessizdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yine içimden gelen bir dürtüyle Serkan'ın yanında yürümek istedim ve sınıftan ayrıldığım gibi tanıdık bir erkek sesi duydum yakınlarımda. Karşılıklı iki kişi bir itiraz içerisinde gibiydiler.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hayır," dedi o kişi ve yakınlaştığımdan daha net gelen o sesle bu kişinin Serhat olduğunu anladım. "Senin Pamukkale ile ilgili yanlış bilgilerin var, essahlar senin sözlerinde değil."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sanırım dejavu yaşayacaktım, Serkan'ın yanına gidip bahçede sessizce yan yana yürümek için ayrılmıştım sınıftan ve yine Serhat tarafından alıkoyulacaktım. Aptal değildim, anlıyordum. Bizim binamıza girmiş olması ve yanına öylesine bir arkadaş alıp konuşması tahminlerimi destekler nitelikteydi. Serhat gerçekten kurnazdı ve bazen kafamın içindeki beynimi zorlamazsam ne yapmaya çalıştığını anlayamazdım, hatta illaki kaçırdığım noktalar olmuştur.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Önceden kestirdiğim gibi Serhat binanın ortasındaki boşluğun demirlerinde arkadaşıyla karşılıklı dururken benimle göz göze geldi ve istemesem bile gözlerimi kaçırıp elimden geldiğince normal yürümeye çalışarak yolumu yürümeye devam ettim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Kanka sen boşuna fizik okuyorsun, ben söyleyeyim sana."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Kendi cahilliğinle beni karıştırma lütfen," dedi Serhat ve tam yanlarından geçip aşağı inecekken "Hatta," diye de ekledi, gözleri bana dokundu. "Arkadaşıma da soralım."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Öncelikle Bismillahirrahmanirrahim. Nefes al. Olağan dur. Yürümeyi bırak ve onlara garip bir yüz ifadesiyle bak, boğazını temizle ama yutkunma. "Ne oldu?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat ağırca dudaklarını yaladı ve ilk önce telefona bakan arkadaşına daha sonra da bana baktı. "Arkadaşıma gerçekleri izah etmeye çalışıyorum ama cahil aklı işte, içine çiçek atsam samanla taş karışımına dönüşür onun cahil aklı."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Cahil mi?" Arkadaşı alayla gülerek telefonunu Serhat'a gösterdi. "Bak anasını satayım, bütün siteler Pamukkale Travertenlerinin kireç taşı olduğunu söylüyor."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sen internete güveniyor musun?" diye sordu Serhat alayla arkadaşını süzüp ve başını salladı. "Ben bile internet sitesi açıp garip garip bilgiler sunabilirim sana ve sırf internette gördün diye bana da inanırsın sen şimdi."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Olaya dahil olmak istemiyordum ama Serhat belki de kaçacağımı düşündüğünden bana baktı ve kendimi o an çok zorlanmış hissettim, sanki konuşmam gerekiyordu. "Travertenler kireç taşından," dedim sakinlikle. "Kimyama sonsuz güveniyorum, kireç taşının neye benzediğini de biliyorum ve travertenlerin kireç taşından oluştuğunu da."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat kaşlarını kaldırıp alnını kırıştırarak ve inanmaz gözlerle baktı bana. "Yanımıza gelir misin? Sizinle sabaha kadar bu konuyu tartışabilirim çünkü Pamukkale Travertenleri yüksek magnezyumlu dolomitten oluştu."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serkan'ın yanında yine Serhat'tan dolayı yürüyemeyecektim ve Serhat'ın şu anda nasıl bir planı olduğunu bilmiyordum, şu an ne yapmaya çalıştığını anlayamıyordum ve beynimin bu konuya yetmemesi kaşlarımı hafif çattı, nefesimi verip yere baka baka onların yanına gittim aramızda iki adım mesafe bırakıp.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'a bakmıyordum ama Serhat sanki konuşmamı beklermiş gibi yüzüme bakıyordu ve acayip baskındı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hâlâ kimyama sonsuz güveniyorum." Serhat'ın arkadaşına baktım ama sonra geri Serhat'a dönemedim ve binanın orta kısmındaki boşluğu izledim, tam karşımdaydı ve kişiler düşmesin diye demir fileler asılmıştı. "Magnezyum dolomit zaten kireç taşının bir cinsi ama travertenler kireç taşından oluştu, yani arkadaşın haklı."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'ın arkadaşına, konuşması için yeniden döndüğümde telefonu çaldı ve işte dedim kendi kendime. Şimdi seni Serhat ile yalnız bırakacak ve kaçamayacaksın.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sezgilerim doğrultusunda Serhat'ın arkadaşı cidden de bizi yalnız bıraktı ama ne Serhat'ın karşısına geçtim ne de ona baktım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Kireç taşı son kararın mı?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Başımı olumluca salladım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Çok mu eminsin?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Adımın Hira olduğuna emin olduğum kadar."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat nefesini verip güldü ve "İddiaya girelim o zaman," dediğinde iş içimde ciddiyete binmişti, galiba neden böyle bir şey yaptığını yavaş yavaş belli ediyordu ve nedensiz ya da nedenli başımın belaya gireceğini düşünüyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Seninle iddiaya girmem diyemedim ve "Seninle iddiaya böyle basit bir konu için girmek istemiyorum," dedim net bir sesle.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Nedenmiş o?" Sorgulayıcı ses tonunun yanında gözlerini üzerimden hiç çekmemesi de vardı. "Korktun mu yoksa bilgilerinden emin mi değilsin?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ne diyeceğimi bilmiyordum, hem cahil ilan edilecektim hem de korkak ama bir yandan da travertenlerin kireç taşından oluştuğuna yüzde yüz emindim. "Sen," dedim Serhat'a, bazı zamanlar dilim dönmüyordu konuşurken ve Türkçeyi katlediyordum ama bu konuştuğum kişiye göre değişkenlik gösteriyordu. "Ciddisin. İddia konusunda."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu bir iddia konuşmasıydı ama Serhat ikna eden taraftı ve yanlış seçeneği sunduğu hâlde, kaybedeceğine yüzde yüz eminken iddiaya girmek istiyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir anda sol elini uzatıp serçe parmağını bana uzattığında kendime küfredeceğim bir halde ellerimi arkamda sımsıkı yaptım, omuzlarımı geriye götürdüm ve gözlerim başka bir noktaya değdiğinde resmen milimlerle ama fark edilecek bir türden ondan uzaklaştım, sanki ondan kısa bir an korktuğumu düşündü ve elini biraz geri çekti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sakin," dedi sabırla. Bu sefer nereden güç geldi bilmiyordum ama gözlerinin içine baktım çenemi gerip ve Serhat yine baygın ve sıradan bakmaya devam etti. "Benden korkmana gerek yok demeyeceğim ama inan bana güvenilemeyecek kadar da daha düşmedim."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Senden korkmadım," dedim kararlı bir sesle ya da gururumla. "Sadece ani hareketine has bir refleks oluştu."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sen bilirsin dercesine omzunu indirip kaldırdığında başını hafif yana eğmişti. "Seninle iddiaya girmek istiyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Neye dayanarak kazananı belirleyeceğiz o zaman?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Fakültede alanında uzman coğrafyacılar var." Elini indirdi. "Onlardan birine sorarız."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ben onuncu sınıftayken coğrafya hocamız olan Turan öğretmenimin net bir şekilde kireç taşı dediğini hatırlıyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir anda gardımı indirdim ve "Tamam," derken omuzlarımı düşürdüm kabullenişle. Bu işin nereye bağlanacağını merak ediyordum ve özellikle de Serhat'ın neden kaybetmeye çalıştığını da.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"İddiaya girelim mi?" diye bir kez daha sordu Serhat ve bu sefer temiz olan sağ elini sakin bir şekilde uzattı bana, serçe parmağını açığa çıkarttı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Girelim," dedim sonra çekinceyle ve sağ elimin serçe parmağıyla onun serçe parmağını kavradım. Eli sıcaktı. "İddiaya girdik." Düşündüm. "Neyine peki?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sıfır lirasına," dedi efesle. "Sıfır lirasına iddiaya giriyoruz."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ama sıfır lira yok ki bende," dedim garipçe. "Şu an olmayan bir şeyin varlığından bahsediyoruz."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hafif bir kahkaha attığında beni zorlayan göz temasını hâlâ kesmemişti. "Eğer sende sıfır lira yoksa sıfır lira var demektir."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ve ben de güldüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İlk kim elini çekecek diye bekledim, belki de o da bunu düşündü ve bakışırken resmen konuşarak aynı anda ellerimizi çekme kararı kıldık, buna o kadar şaşırmıştım ki çünkü bir insanın gözlerinin içine bakarak konuşmak apayrı bir boyuttu, öyle herkesle gerçekleşmezdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Şaka maka bir yana," dedi Serhat göz büyüsünü bozmadığı halde ama ben ona bakmayı kesmiştim, Serhat'a uzun süre bakabilmek çok güçtü. "Kaybeden kazananın bir dediğini yapsın, kabul mü?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kaybetmeyeceğime emindim ama Serhat'ın zihnine bir türlü güvenemiyordum, kendinden öyle emin duruyordu ki şu an bütün kesin bilgilerimden kuşku duyabilirdim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sana bir türlü güven veremediğimin farkındayım ama," dedi Serhat belki de düşünceye dalmış yüz ifademe ithafen. "Kötü hiçbir şey istemeyeceğim, buna emin olabilirsin."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Kazanacağına bu kadar eminsin yani?" dedim kaşlarımı kaldırarak. "Kaybettiğinden haberin yok herhalde çünkü belki de yüzüncü kez söyledim ve travertenler kireç taşından oluşmuştur."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sen nasıl düşünüyorsan bakışı attı Serhat ve merdivenleri gösterdi. "Fakülteden bir hocaya gidelim o zaman, bakalım coğrafyacılar bu konu hakkında ne düşünüyorlar ya da ne biliyorlar?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Çekinceliydim ama belli etmemeye çalışarak Serhat'ın arkasından yürüdüm, ben daha önce üniversitede eğitim veren bir hocanın yanına gitmiş miydim ya da bu hocalar böyle bir konu için rahatsız edilmekten öfkelenmeyecekler miydi? Sanırım geriliyordum, neyse ki sadece içimdeydi bu his.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bahçeye çıktığımızda Serkan yoktu, belki de artık dersleri bitmişti sonuçta üniversitede ders saatleri farklıydı. Serkan ile yürüyememiştim ve dejavunun hatırlattığı yine Serhat yüzündendi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu sefer başka bir binaya girmiştik ve daha önce gelmemiştim buraya. Serhat bir anda durup bana doğru döndüğünde etrafta hocasını gördü herhalde diye etrafa bakındım ama "Neden yanımda yürümüyorsun?" diye sordu. "Benden mi utanıyorsun? O kadar mı kötü görünüyorum?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gerginlik ve yutkunma dürtüsü ama boğazda oluşan o madde ve yutkunmakta zorlanmak. Hepsini aynı anda yaşamıştım şu an. Serhat'a bir cevap vermedim, şaşkın ifademe belli bir müddet bakıp sonra yine önüne döndü ama söyleyeceğim sözlerden daha etkili bir şey yaptım ve sol tarafına geçtim. Serhat Aymaz elbette ki şaşırmadı ya da çok iyi gizliyordu, bunu bilemeyecektim ama belki de hafiften ve içten gülümsemiş olabilirdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Uzun koridorda çantasını koluna takmış ve bize doğru gelen ya da çıkışa doğru hızlı adımlarla giden bir kadın gördüğümüzde Serhat'ın durmasıyla ben de durmuştum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"İyi günler, hocam."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kadın, Serhat'ın kendisine bir şey söylediğini anlamayan bir yüz ifadesiyle belli ettiğinde telefonunu açtı ve o an kadının siyah saçlarının örttüğü siyah kulaklıkları gördüm. Kadın belki de dinlediği şarkısını kapatmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Evet, Serhat?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Çok kısa bir sorumuz var size." Serhat bana doğru döndüğünde lafı devraldım ve mimiklerimi sabit tuttum. "Pamukkale travertenlerinin taşının ismini merak ediyorduk da biz, bunu sizden öğrenebilir miyiz?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Magnezyum dolomit, canım."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hiçbir şekilde bozuntuya vermedim, öylece durdum ve sabit bakışlarla kadını bekledim. İnanmıyordum. İnanmayacaktım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat şu an hiçbir tepki vermiyordu, buraya gelişimizde nasılsa cevabı duyduktan sonra da aynen öyleydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Emin misiniz?" diye sordum sakin bir şekilde.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kadın kaşlarını çattığında "Peki, biraz açıklama da yapabilir misiniz?" diye araya girdi Serhat ama ben neden bu üniversite hocalarının en bilgili benim ve siz de bunu sorgulayamazsınız tavırları olduğunu bilmiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
“Çünkü kireç taşı genel bir ifade. Magnezyum dolomit de zaten kireç taşıyla aynı grupta yer alan bir kayaçtır. Basite indirgemek için kireç taşı deniliyor sadece. Bu ayrıntı bir bilgidir.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kadın daha fazla bizimle iletişimde olmadan yanımızdan çekip gitti ve öylece boşluğa daldım. İnanmıyordum. İddiayı kaybetmiştim. Belki de önceden anlaşmışlardı ama bunu nasıl kanıtlayabilirdim ki?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Bizim," derken duraksayıp yutkundum ama Serhat'a bakmadım. "Bizim lise hocalarına soralım. Bizim coğrafyacılara, emin olmak için."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Yenilen pehlivan güreşe doymazmış lafı ne kadar da doğruymuş meğerse." Serhat da bu sefer bana bakmıyordu, kollarını göğsünde birleşmişti ve oldukça rahattı. "Gönlün rahat olacaksa eğer sizin hocalara da sorarız ama gerçekten bir liseci mi yoksa bir üniversiteci mi daha bilgilidir?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Konuşacak hiçbir şey bulamadığım esnada binadan çıkmak için ilerlemeye başladım. Gergin değildim çünkü kendimden ve bilgilerimden emindim, bu halimin Serhat da farkındaydı hatta ve iddiayı kaybetmem gözümde imkansızdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İlk yürüyen bendim ve Serhat arkamdan yanıma kadar gelip sağımda yürümüştü.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bizim binaya girdiğimiz esnada öğretmenler zili çaldığı için öğretmenler odasının önünde bekledik sonra bir coğrafyacı hocamız çıktığında bu sefer soruyu Serhat sordu, Serhat sorarken ise onun yüzünü incelemiştim çünkü belki de kaş göz hareketi yapardı hocamıza karşı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Akademik olarak Magnezyum dolomit ama kireç taşıyla hemen hemen aynılar, biz genel ifadeler öğretiyoruz, o kadar da detaya girmiyoruz."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Kaybettin," dedi Serhat büyük ama keyifli bir nefes verirken.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hayır," dedim ve başımı salladım. "Kaybetmedim." Kollarımı göğsümde bağlamıştım ve oldukça rahattım ama Serhat ile göz göze gelirsem diken üstünde otururdum. "İnanmıyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Mızıkçılık yapacaksın yani?" Tek kaşı havadaydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir kez daha başımı salladığımda bu rahatlığımın nereden geldiğini bilemiyordum. "Ne istiyorsun?" Yıllardır kandırılmışım gibi hissediyordum, biraz cahil ve biraz da yenilmiş ama hâlâ taşlar zihnimde yerli yerinde değildi. Yine de sözümde durmak istiyordum, kötü bir şey istemeyeceğini kendisi dile getirmişti zaten.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat dudaklarını aralayıp bir şey söylüyordu ki "Ama," dedim araya girerek. Bir anlık zihnimde bir şimşek çakmıştı, galiba anlıyordum. "Sakın benimle iletişim kurma sebebinin nedeni için iddiaya girdiğimizi söyleme. Neden benimle tanışıyorsun bilmiyorum ama benimle tanışma nedenin ile ilgili hiçbir şey yapmam." Anlatabildim mi bilmiyordum ama beni anlıyormuş gibi yeşil gözleri sakindi. Bir amacı vardı, buraya geldiğim günden beri bir şekilde yollarımızı kesiştiriyordu ve isteği bunun ile ilgiliyse dediğini yapmayacaktım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ona bakmadığım esnada gözlerini yumup başını olumsuz anlamda salladı. "Merak etme," dedi dudaklarını yalarken, demek doğru tahmin etmiştim. Üzerimde bir amacı vardı. “Sana yakınlaşmamın nedenini yapmanı istemeyeceğim, isteğim biraz daha başka ama birbirimizi daha iyi tanımak için de en etkili yol. Hem eğlenceli de bir istek. Birbirimizi tanıyalım istiyorum sadece.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kafamı sorgularcasına salladım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Seni sınıfına kadar bırakayım," dedi ilk önce ve yürümeye başladığımızda elini cebine sokup bir kutu çıkarttı. "İçinde kulaklık var, diğer çifti de bende. Sana haber verdiğim an o kulaklığı takacaksın ve yirmi dört saat boyunca da iletişim hâlinde olacağız. Sonuç itibariyle yirmi dört saat boyunca benim konutlarımla hareket edeceksin ama normal hayat akışına olabildiğince minimum düzeyde müdahale edeceğim."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İlk başta saf gibi gülümsedim sonrasında ise aklıma çevrem geldi ve yüzüm düştü, kabul etmeme raddesine geldim hatta sebep ise ailemdi, arkadaşlarımdı. Bana nasıl davrandıklarına şahit olacaktı Serhat ve bu korkunçtu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Onu reddetmek için duraksadığımda yüz ifademden anladı ve "Hayır," dedi kibarca. "Lütfen, söz verdik. Hem bu istek karşılıklı, sen de beni duyacaksın."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Biraz daha ısrar edersem bu sefer bizzat şahit olmadan hayatım ile ilgili bir şeyler tahmin ederdi. Yirmi dört saat boyunca çevremden ters cevaplar yemeden dayanabilir miydim ya da bana olumsuz yaklaşmadıklarında rahat olurlar mıydı etrafımdakiler?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Attığın her doğru veya yanlış adım," dedi Serhat bastırarak. "Yüreğinin sana bahşettiği cesaretle sınırlıdır, Hira. Lütfen beni geri çevirme, seni yakından tanımak istiyorum sadece."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gözlerimi meçhul bir noktaya dikip düşündüm, Serhat hem güven verip hem de güven alıyordu ama ne kaybedebilirdim ki? Biraz dikkatli ve detaylı düşününce aslında isteğinin çok mantıklı olduğunu düşünmeye başlıyordu insan.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Biraz daha düşünmemeye fırsat kalmasın diye elindeki kulaklığı aldım ve gülüşünü seyrettim. Ya çok pişman olup rezilliğe batacaktım ya da çok eğlenip mutlu olacaktım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Bana nasıl haber vereceksin ki ama?" Serhat ile iletişim kurabileceğim telefon numarasını kastetmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Bir şekilde sana haber vereceğim ve o zaman kulaklığı takacaksın, böylelikle de hem iletişimimizin hem de yirmi dört saatimizin başlangıcı olacak."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Derse birkaç dakika kadar geç kalmıştım ama öğretmenimiz umursamıyordu bunu, neyse ki dersimiz matematik değildi yoksa Mazlum öğretmenim bu sefer alttan almayabilirdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Zaman akıp geçti, bir teneffüse daha girdik, son bir ders saatimiz kalmıştı ve artık iki günlük tatilimiz gelecekti. Koca bir hafta son bulmuştu resmen ama çabucak geçmemişti zaman kesinlikle.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sınıfın yorgun olduğunu hissediyordum çünkü bu sefer sınıfta tek değildim, belki de bir on kişi vardık.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Birdenbire bir gürültü koptu, sınıfımızın kapısına biri çarptı ve içeriye bodoslama girip sınıfımızın en arkasına kadar girdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat. Elinde bir muz vardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hemen ardından Anıl da koşturarak ve gülümseyerek girdi içeri. "Ver bana muzumu çabuk."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sınıfımdaki birkaç kişi ben de dahil iki devi izliyorduk, aslında görüntüleri olmasa şu an çocuk gibi davranıyorlar derdim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Vereyim muzunu," dedi Serhat ve kimseyi görmeden etrafına baktı, bir kâğıt ve kalem alıp bir şey yazdı ve ilerleyip önüme bıraktığında derhâl okudum. "Özür dilerim."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Anıl, Serhat'a dik dik bakarken Serhat da Anıl'a doğru ilerledi ve bir anda soyduğu muzu yanlış anlaşılmaya acayip müsait bir şekilde ağzına attı, güldüm ve kahkaha sesleri duyuldu hatta Serhat da ağzı dolu güldüğünde Anıl şaşkındı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ahlaksız mısın?" derken Anıl'ın dudakları aralıktı ve demin Serhat'ın ağzına muzu attığı boşluğa bakıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Müzik kelimesini bir sik anladın az önce." Serhat kapıdan çıkmak üzereydi ve ithafı arkasından gelen Anıl'aydı. "Serçe kelimesini sertçe anlayan sapık ruhlu bir adamsın sen Anıl, iftira atma gözünü seveyim."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Elimdeki nota baktım, özür dilerim yazıyordu ve ahlaksızlığını iki kelimeyle örtmeye çalışıyordu ama burada bana olan saygısını sezmiştim, belki de kulaklığı takmam ve onu reddetmemem için böyle bir incelik yapmıştı sadece bana karşı. Cevapları hiçbir zaman öğrenemeyeceğimi düşünmeye başlıyordum artık.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhatların gittiklerini düşünmüştüm ama Serhat yeniden kafasını sınıf kapısının önünde belli etti ve baş parmağını kaldırdı, sanırım bu şimdi kulaklığı takabilirsin demek oluyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kulaklığın kutusu cebimde olduğundan sınıfın ortasında takmak istemiyordum bu yüzden sınıftan çıkıp kızlar tuvaletine girdim ve boş bulduğum bir kabinde kulaklığı kutudan çıkarttım. Beyaz bir kulaklıktı ve normal kulaklıklardan bir tık daha ufaktı üstelik telefon bağlantısı olmadan nasıl çalışacak bu şey diye de düşünüyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İlk önce kulaklığı taktım ardından da küllü kumral saçlarımı açıp kulağıma doğru kapattım sonra da kabinden çıkıp aynada saçımı başımı bir kez daha düzelttim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ve bir kez daha söylüyordum, hâlâ iddiayı kaybettiğimi düşünmüyordum. Serhat'ın dediğini yaparak ya çok rezil olacaktım ya da çok mutlu olacaktım ama ortası yoktu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir kız gelip bana çarparak "Kenara çekil," dedi ve daha şimdiden yüzümü buruşturdum, insanlar bana sataşmadan yirmi dört saati çok rahatsız geçirirdi herhalde.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"O kızı hiç takma bile," dedi kulağımdaki ses, yüzüm şaşırdı ve tam karşımda biri varmış gibi konuşacakken duraksadım ve konuşmamı bastırmak için yutkundum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Bir şey mi söyleyeceksin?" diye sordu bana çarpan kız ve en köşeye geçtiğinde çatık kaşlarımla başımı olumsuzca sallayıp derin bir nefes aldım. Telefon bağlantısı olmadan kulaklıkta Serhat'ın sesini nasıl duyabiliyordum ki şu an? Böyle bir cihaza normal insanlar erişebilir miydi ki yoksa ben şu an fazla mı cahil kalmıştım?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Lavabodan çıkarken Serhat'a bu nasıl olabilir diye sormak istiyordum ama soramıyordum. Sınıfa gireceğim esnada dudağımda bir şey varmış gibi dudağımın çevresini silerken "Sen şu an neredesin?" diye sordum kısık bir tonla.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hâlâ okuldayım."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sınıfa giriş yaptığımda konuşmayı da kesmiştim. Derse girdik, ders boyunca hiç konuşmadım ve zil çaldığındaysa sonunda koskoca bir haftanın sonuna gelmiştik. Siyah ceketimi düzeltip siyah çantamı sırtıma geçirdim ve elimde telefon ve ESHOT kartımla sınıftan ayrıldım. Bugün Cuma olduğu için bahçede İstiklâl Marşı’nı okumuştuk. Her zamanki gibi yanımda kimse yoktu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Otoparktan çıkabilme ihtimalin var mı?" diye bir anda sordu Serhat, anlık bir irkilmenin ardından "Elbette," dedim ricasına karşı ama merdivenlerden inerken bir iki kişinin göz hapsine tutulmuştum. Kendi kendime konuştuğumu düşünüyorlardı sanırım çünkü kulaklık kulağımda görünmüyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Otoparka giriş yaptığımda baş kısımlarda bir sessizlik hakimdi ama ilerledikçe bir köşeden kahkaha ve konuşma sesleri duyuyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Havada ikindi vakitlerinin loş aydınlığı vardı ve batan güneş hâlâ ısı yaymaya devam ediyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Düz yürümeye devam ederken bir anda sağ tarafımda hem Anıl'ı hem de Serhat'ı gördüm sonra hafif bir sersemlikle duraksadım ve sırıttım çünkü Anıl, Serhat'ın arabasını yıkıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Oğlum," dedi Anıl camlara su tutarken. "Kendimi porno filmlerinde gibi hissediyorum lan şu an. Hani var ya iç çamaşırlarıyla araba yıkayan kadınlar gibiyim."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Biraz daha güldüğümde Serhat da gülüyordu ama onun sesi kulaklıktan değil bizzat dıştan duyuluyordu. Demek ki Serhat onu duymayayım diye kendi sesini kulaklıktan kapatabiliyordu. Yani karşılıklı derken beni kandırmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sana porno filmlerinden bir teklif gelmesi lazım, filmdeki kadınlardan daha güzel yıkıyorsun Anıl ben bile etkilendim şu an senden."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Lan." Anıl süngeri köpükledi. "Aa, ileriden güzel kızlar geçiyor." Güldü, Serhat'ın üstten basık siyah farlı beyaz arabasının köşesine saklanıyormuş gibi yaptı. "Arabayı yıkamasam olmaz mı şu anlık?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz, Anıl." Serhat, Anıl'ı sırtından itekleyip yine piyasada görünür hâle getirdi. "Şimdi arabamı yıkamaya devam et çünkü ben gariban bir üniversite öğrencisiyim, bir de oto yıkamaya para basamam." Duraksadı sonra da gülümsedi. "Ve güzel kadınlar geçiyorsa da ne olmuş ki yani?" Anıl'ı inceledi, gülümsedi. "Sen şu an fazla seksi görünüyorsun, güzel kızlar seni kıskanırlar eminim ki. Hem yüzü güzel görünenin kalbi çirkin de olabilir yani."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Şu şahıs gibi mi?" diye sordu Anıl beni işaret parmağıyla göstererek. Şimdi ben güzel görünüp kalbi çirkin olanlardan mıydım?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İkisine de dişlerimi göstererek sırıttım ve son kez Anıl'ın arabayı köşe bucak yıkamasını seyredip oradan ayrıldım. Cidden izlediklerim çok komiğime gitmişti ve hâlâ da sırıtıyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Anıl ile bir iddiaya girmiştik ve kendisi kaybetti, ondan arabamı yıkıyor."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Arkamı döndüm ve Serhat’a baktım, bana o kadar büyük bir anlayışla gülümsemişti ki bocaladığımda Anıl fark etti ve “Elimdeki süngeri kafana yersin,” dedi Serhat’a. Serhat ise gözlerini devirerek Anıl’a döndüğünde “Beynine karpuz çekirdeği ekmemi istemiyorsan o çeneni kapat, Anıl,” diye karşılık vermişti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Karşıdan karşıya geçip bizim durağa geldim ama burada durmadım ve ileriki duraklara doğru yürümeye başladım. Düşünceliydim. "Girdiğin bütün iddiaları kazanıyor gibisin Serhat ama bir yandan da hile yaptığına eminim."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hmm," diye mırıldandı Serhat. Araba kullandığını düşünüyordum. "Hile yaparak kazandığımın teşhisini sana düşündürten şey ne? Çünkü hocalara beraber sorduk, yanımda sen de vardın hatta."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Çantamın kolunu omzumdan tutarken bu konuyu es geçme kararı aldım çünkü ertesi güne kadar bu konu tartışılabilirdi. "Şey," dedim ve bu konuda alttan almayacağıma kendime garanti verdim. "Senin sesin hiç kesilmesin istiyorum. Kendi sesini kapatmasan olur mu?" Boğazımı hafifçe temizledim ve yutkundum. "Bu bir iddia, farkındayım ama ikimiz de birbirimizi kesintisiz duyalım, tek fark da benim senin komutlarına uymam olsun."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sen nasıl istersen." Birkaç saniye sessiz kaldık. "Seni evine bırakabilirim bu arada. Neredesin?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hayret ettim, belli etmedim ve "Durağa yürüyorum," diye konuştum. "Sağ ol ama gerek yok." Yoldan geçerken bazı insanların göz hapsinde kalıyordum ama bazıları da biriyle telefonda konuştuğumu sanıp pek de umursamıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Çevremde benimle ileriye doğru yürüyen birçok öğrenci vardı ve bazılarının yüzlerini artık otobüsten tanıyor gibiydim. Çehrelere bir göz aşinalığım oluşmuştu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Dün Serhat'ın beni aldığı otobüs durağına kadar yürümüştüm ve daha ilerisini bilmediğimden artık bu durakta bekleme kararı almıştım ama otobüsten çehrelerine aşina olduğum bazı öğrenciler ileriye doğru yürümeye devam ediyorlardı. Onları hiç belli etmeden takip edip daha ilerideki durakları da öğrenebilirdim ama hiç hâlim yokmuş gibi hissediyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Neredesin şu an?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sanırım kulağımda bir anlığına duyduğum seslere irkilmemeye alışmam gerekiyordu. "Durakta bekliyorum." Kulağımda araba kapısının tık diye kapanma sesini duydum. "Sen gitmen gereken yere vardın galiba."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Evet," dedi kısaca sonra yabancı erkek sesleri duydum, Serhat onlarla selamlaştı hatta ve çimenlere basılma sesi geldi daha sonra ise bir kapıya tıklattı. Cidden de kulaklığı kapatmamıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Otobüs geldiği için kulaklıkla olan bağlantımı kendi içimde kesmiştim, bir şeyler konuşuluyordu ama dikkat kesilmemiştim ve otobüse binebilmeme şükretmiştim. Kartımı okutup otobüsten içeri baktığımda tanıdık o çehreleri de gördüm, bazı yüzleri gözlerim bulamamıştı ve bu durumu da otobüs duraklarının tam ortasında kaldıklarından olduğunu düşünüyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yine kısa araçtı, yine oturacak yer yoktu ve biri orta kümedeki cam kısımdan ayrılıp bir boşluk yarattığında refleks olarak o boşluğa geçtim ama sonra pişman oldum çünkü geçen sefer bir bebek arabası beni köşeye sıkıştırmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat biriyle diğer erkek seslerinden daha fazla samimice selamlaşmıştı ama bu selamlaşma biraz kırgınlık da içeriyordu sanki ve bu kırgınlık konusunun açılmayacak oluşu da iki adamın ses tonlarından belliydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Eliz yok mu?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Dışarıda," dedi kulak aşinalığımın olmadığı o kendinden emin konuşan erkek sesi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hayret," dedi Serhat kinayeyle ama neden böyle konuştuğunu bilmiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Kapat bu konuyu, Serhat. Seninle tartışmayacağım."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Tam karşımda benden kısa ama benimle yaşıt duran bir erkek öğrenci vardı ve bu karşımdaki kişiye haddinden uzun bakıyordum çünkü zihnim bu gencin yüzünü bir yerlerden ısırıyor gibiydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Karşımdaki oğlanla göz gözeyken oğlan tutunduğu demiri biraz sıktı ve saçlarıma baktı sonra gözleri kısıldığında belki de o an ben de bir parlama yaşamıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ali?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hira?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Kim o?" dedi Serhat ve şu an onun tek olduğunu düşünüyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ortaokuldan arkadaşım diyemedim, dört yıl boyunca tek tük konuştuğum o kişi diyemedim; beni sürekli yalnız bırakanlar arasındaydı Ali ve bunu dışımdan dile getirmek bile çok ağır geldi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Aynı ortaokul," dedim kısaca, sıfır duyguyla değildi elbette ama ses tonumun hissiyatını sadece benim gibi olanlar anlardı. "Aynı sınıf."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'a verdiğim cevabı Ali üzerine almıştı. "Evet, ortaokul arkadaşıyız."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gülme, Hira. İnsanlar için basit bir kelime bu. Herkes birbirine kanka diyor, ben kanka kelimesini sevmiyorum ve insanlar için anlaşamamazlık yaşadığın birine bile ortaokul arkadaşım demek çok kolay geliyor.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Değişmişsin," dedi Ali beni detayla incelerken.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ali. Orta boylu, hızlı konuşan ve hızlı yürüyen özellikleri hiç değişmemişti. "Sen de hâlâ aynısın." Mesafemi muhafaza ediyordum. "Ne zaman geldin İzmir'e?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ortaokulunu hangi şehirde okudun ki?" diye konuştu Serhat sabit bir sesle.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Çanakkale," diye mırıldandım sanki karşımda Serhat varmış gibi ama Ali bu yarım cümlemi bile kendisine konuştuğumu sandı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Çanakkale'den İzmir'e geleli iki yıl oldu."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kaşlarım havadaydı. Bir yandan konuşmak istemiyordum çünkü onunla iletişim kurdukça ortaokuldaki küçük Hira'ya haksızlık ettiğimi düşünüyordum ama öte yandan da çok merak ediyordum sınıfımın durumunu. "Hâlâ görüşüyor musun..." Aynı sınıfımızda olan kişilerle. "...Ortaokul arkadaşlarımızla?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Bazılarıyla yollar ayrıldı ama çoğunlukla iletişimi hiç koparmadık ki."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Elimi kalbime götürmek istiyordum, sonrasındaysa herhangi bir noktaya üzgünce bakmak ama bunların hiçbirini yapamadım ve bir robot gibi sabit bir şekilde durdum, bomboş olmasa da normal baktım ve konuşmak istesem bile yine de sessiz kaldım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hatta," dedi Ali. "Tuğçe ile aynı okula gidiyoruz, o da İzmir'e taşındı ve tesadüfen aynı lisede olduğumuzu öğrendik." Ali'nin okul üniformasına baktım, kırmızıydı ve Cumhuriyet Mesleki Teknik Anadolu Lisesine gittiğini fark ettim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Konuş, Hira. Ali'nin yüzüne vur, hepsi ne kadar da yüzsüz.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hira," dedi o ses sakin ve yumuşak bir şekilde. "Sessizliğinden anlıyorum ne konuşmak istediğini." Ali'ye ve ortaokul anılarıma öyle odaklanmıştım ki Serhat'ı da ve kulaklığı da unutmuştum hatta Serhat'ın nefes seslerini bile işitemez olmuştum. "Detaylıca anlayamam ama sana bir tavsiye verebilirim." Gözlerim Ali'deydi ve kulağım da Serhat'ta ama Ali'ye bakarken bile dalgınca Serhat'ı karşımda görüyormuş gibiydim. "Bazen dürüstlük de en iyi laf sokma yöntemidir."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Konuş, Hira. Bu sefer gerçekten konuş.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Tuğçe ile aranız nasıl?" diyebildim en fazla çünkü daha ilerisi ara bozmaya giderdi, üç hafta daha kullanacaktım bu otobüsü ve arada Ali ile denk geleceğimize emindim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Aramız çok iyi," dediğinde Ali'ye gülmek hatta yüzüne karşı kahkaha atmak istedim ama sadece istedim. "Aramız bayağı iyi, bayağı bayağı iyiyiz."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Dudaklarım cevabına karşın ağlarcasına bükülmüştü ama o sırada Ali arkama geçen kıza odaklandığından bu halimi görememişti ve ben de zaten çabuk toparlanmıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yine sessiz kaldım ama Serhat sanki duvara bakarmış gibi bakan gözlerimden o duvarın ardını karşımda olmadığı hâlde görüyor gibiydi. "Anlayabiliyorum," dedi yavaşça. "Ve şu an içinden geldiği gibi konuşmanı istiyorum Ali denen şu çocukla." Serhat'ın sesi kısık ama aksi bir cevabı kabul etmeyecek şekilde kesinkesti. "Gerçekten, Hira. Bazen dürüstlük de en iyi laf sokma yöntemidir. Bizi sürekli yalanlar kurtaramaz veya gizleyemez."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Büyük bir nefes aldım, konuşabilmek için çünkü dürüst olmak da en az yalan söyleyebilmek kadar zordu hatta yalandan daha da güçtü. "Aramız çok iyi dedin ama ortaokuldayken Tuğçe'nin bir yalanını yakaladın diye kızı bir okulun bahçesine gömmediğin kalmıştı, Ali." Dürüstlüğün insanların yüzlerini bu kadar ani değiştirebileceğini daha öncesinde hiç bilmiyordum. "En ufak bir hatada insanları başkalarına rezil etme konusunda başı çeken kişilerdendin, ne ara herkese kötülediğin o kızla aranız bu kadar iyi oldu?" Onun anlık düşen ve hafif kızaran ciddi ve dikkatli yüzünü inceledim. "Fazla," sustum, ağır gelip gelmeyeceğini düşündüm ardından kulaklığın ardındaki Serhat'ı düşündüm. "Fazla yüzsüzsünüz. Ali’nin ve Tuğçe'nin gelecekte bir arkadaşlık kuracaklarına ortaokuldaki küçük Ali inanır mıydı sence?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bekledim, bir cevap gelmedi ve derin ve ferah bir iç çektim gülümseyerek. Önüme döndüğümde dürüst olabilmenin bu kadar rahatlatıcı bir etkisi olduğunu bilmiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Başka bir isteğin?" dedim Serhat'a ithafen ve boş bir noktaya bakıyordum. Belki yine hoşuma gidecek isteklerde bulunurdu ve şu an fark etmiştim ki Serhat bir şey anlamadığı hâlde iç sesiyle bana dürüst olmam gerektiğini söylemeseydi o an sadece Ali'yi, Ali'nin sözlerini alttan almış olurdum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Evet, Ali. İnsanlar değişir ve gelecekte iyi anlaşabilirler. Tuğçe annesinin kanser olduğunu söylerken o zamanlar kanser çeşitlerini bilebilecek yaşta değildi ve siz bu konuda kızın yalan söylediğini düşünüp bütün okula kızı rezil ederken gelecekte bu kadar iyi anlaşabileceğiniz kimin aklına gelirdi ki?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Şu anlık sadece iyi hissetmen."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sen nasıl hissediyorsun peki?" Ali bana baktı, boşluğa bakarak konuştuğumdan gözleri hafif kapanıktı. Bu yüzden deli muamelesi yiyordum ya, saçlarımla kulaklığı örttüğümden kendi kendime konuşuyormuşum gibi görünüyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Gergin hissediyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yüz ifadem değişti. "Neden ki?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Arkadaşımın evindeyim şu an ve her ne kadar odada yalnız olsam da o eşek sıpası her an odasına bodoslama giriş yapabilir." O an Serhat ile aynı konular üzerinde ortak düşüncelerimizin olduğunu fark ettim. "Bir anda yanlış bir şey söylemesinden korkuyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sen ona senin duymaman gereken konuşmalar yapabilir desene.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Cidden mi?" dedim basitçe. "Sen daha benim çevremi görmedin, inan bana bugün çok hafifti ve yarının da cumartesi olup okulun olmaması o kadar iyi ki." Etrafım konusunda Serhat'a dürüst olmama kendi içimde şaşkındım, bunda Ali'ye dürüstçe konuşmamın da bir etkisi vardı sanki.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
En azından hakkımda kötü şeyler duymazdı ya da insanlar tarafından nasıl tersleneceğime şahit olmazdı, eğer öyle bir şeye denk gelseydi utançtan iddia işini bırakabilirdim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Annenler peki?" Duraksadı. "Hiç endişelenmiyor musun, sonuçta aile içi ortamına şahit olacağım. Bu sefer bir yuvanın sadece dışını değil, içini de göreceğim."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Alayla gülmek istedim çünkü yuva diyordu ama ben bizim bir aile bile olamadığımızı düşünüyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Benim utanılacak bir durumum yok," dedim net bir sesle Serhat'a karşı. Rezil olabilirdim, evet ama bu benden kaynaklı olmazdı hatta Serhat bir yuvayı nasıl temele oturtmaya çalıştığıma da şahit olurdu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Her şeye rağmen Ali'ye hoşça kal dedim, arayı bozmamak için ve Ali petrol ofisi durağında inmişti, ben ise iki durak sonra iniyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Otobüsten inmeye yakın otobüsün içindeki insanları inceliyordum, bizim okulun öğrencileri birbirleriyle konuşuyorlardı ve bu otobüste bile tek başıma olduğum gerçeğiyle yüzleştim. Bir otobüs arkadaşım bile yoktu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Yaşantından memnun musun, Hira?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İnmek için düğmeye basarken Serhat'ın hangi konuda böyle bir soru sorduğunu düşünmeye çalışıyordum. "Neden memnun olmayayım ki?" İfadem çatıktı, düşünmekten. "Normal bir şekilde yaşıyorum işte."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Etrafına bakar mısın şu an?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'ı dinledim ve yine otobüsün içine baktım. "Yaşayan herkes uyur, uyanır, yemek yer, çalışır, lavaboya gider, yorulur, yeniden uyur, nefes alır." Bilinçsizce konuşuyordum çünkü hâlâ Serhat'ın konuyu nereye bağlayacağını bilmiyordum. "Bu ve bunun gibi eylemlerin yaşayan herkes için ortak olması, derince düşündüğüm zamanlarda bir anlığına bende hayret uyandırır, Serhat. Konuşarak tarif edebildim mi bilmiyorum ama insanlar bazen derince düşündüğünde çok kısa bir anlığına garip bir farkındalık yaşarlar."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Serhat?" Yine o kendinden emin yabancı erkek sesini duydum ardından "Üzgünüm," dedi Serhat ve sesi bir anda kesildi. Güya onun beni dinlediği gibi ben de onu dinleyebilecektim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Otobüsten inmiştim ve eve doğru yürüyordum. Cansu'yu hiç görmemiştim ve annem veya babam eve ayrı ayrı geldiğimizi görseydi ya da duysaydı uzaya çıksam bile paçayı kurtaramazdım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hep boktan meseleler."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'ın sesi sonunda duyulmuştu. "Hani sen de sesini kapatmayacaktın?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Kapatmam gerekti."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Peki ya benim de kapatmam gerekirse?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"İddiayı kaybeden sensin, sesini kapatman ya da söylediklerimi yapmaman gibi bir lüksün olamaz ama bir kez sesini istediğin zaman kapatabilme hakkı veriyorum. O da ben sözümü çiğnedim diye."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hiçbir zaman meraklı bir insan olup olmadığımı çözememiştim çünkü merak ederdim ama soramazdım ve bir şeyleri sorup sorgulamayınca da meraklı bir insan olmazdık fikrimce.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Neden ne konuştuğumuzu sormuyorsun?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Bilmemi isteseydin sesini kapatmazdın."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hayatımda bir arkadaşımın daha babasına yaranmaya çalıştığını görüyorum. Gereksizce hem de." Serhat nefesini vererek güldü. "Bomboş işler işte ama arkadaşıma ve babasına baktığımda daha net bir şekilde görüyorum ki nefret ettiğin bazı insanlardan ayrılamıyorsun çünkü onlarla ömür boyu süregelecek olan bir kan bağın var."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hmm," diye mırıldandım. "Konuyu köşe bucak bilemem ama yine de anlayabiliyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Yaşantından memnun olup olmadığını düşündün mü?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Neden sürekli bu soruyu sorup duruyorsun, Serhat?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sadece düşünür müsün?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Apartmanın içine girene kadar cidden yaşantımı düşündüm ve normal bir insan olduğumun kanısına vardım. Sabah erken uyanmak, okula gitmek ve sonra da eve dönmek.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Anahtarları yuvasına sokarken yine düşündüm ve anormal bir insan olduğumun kanısına vardım. Her ayın ilk pazartesileri karşıma çıkan siyah maskeli adamlar, asosyal halim, benimle tanışmaya çalışan dört adam, liseyi üniversitede okumamız.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Düşündün mü?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Evet," derken ayakkabılarımı çıkartıyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hayatında olmaması gereken bir şey buldun mu peki?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Öyle bir gizle soruyordu ki Serhat'ın Gizemli Adam olduğunu ve sürekli bu soruyu sorarak bana bunu hatırlatmaya çalıştığını düşünmeye başlamıştım. Yine de bu konuyu hemen açmak istemedim çünkü yanlış düşünüyor da olabilirdim. Annemin salonda televizyon izleyen tıkırtılarını duyduğum için Serhat ile konuşmadım çünkü bizim evde en köşeden nefes alsak evin öteki tarafında megafonla nefes almışız gibi net bir şekilde duyuluyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hira," dedi Serhat kulaklıktan. Nefes sesi işittim. "Dersteyken hiç derse katıldığına şahit olmadım." Odaya girdiğimde çantamı duvarın dibine bıraktım. "Otobüste Ali denen kişiyle karşılaşmasaydın yine hiç konuşmadan otobüs yolculuğu yapmış olacaktın." Yutkundum, hafifçe. "Eve dönüşte yalnız yürüdün, eve girdin ve hiç herhangi birine selam verdiğini bile duymadım." Çenemi sıktım, tekrardan yutkundum. "Günde kaç kelime ediyorsun toplam, çünkü günlük ettiğin kelime sayısının elle sayılabilir olduğuna eminim, Hira."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Bilmiyorum," dedim vurguyla ve onu tersleyerek.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ama essahlardan bahsediyoruz." Ayakta beklerken dudağımı ısırmıştım, bu kadar erken yalnızlığımın fark edileceğini düşünmemiştim ama demek ki bu kadar erken fark edilebilecek kadar yalnızlığım göze batıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Umursadığım konulardan bile değil," dedim fısıltıyla, anneme sesim gitmesin diye ve bu cümlemde ciddiydim, artık.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Arkadaşsız kalmayı, yalnız görünmeyi umursamıyorsan sonuçlarını da umursamamalısın ve sonuçlara katlanmalısın da." Serhat'ın kurduğu cümle yapısıyla ilkokuldayken bir kereliğine karşıma çıkan yeşil gözlü çocuğu anımsamıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Görünüşünün kirli olmasını umursamıyorsan sonuçlarına da umursamadan katlanman gerekir gibi bir şey demişti o kişinin küçüklüğü. Serhat da hatıralarımdaki o çocuğa benziyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kıyafetlerimi düzeltmiştim ve şimdi çevremi de düzeltmem lazımdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kapıyı kapatıp sessizce giyinmeye başladığımda "Cansu gelmedi mi?" diye seslendi annem, salondan.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Dürüstçe cevap vermeni istiyorum şu an."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Otobüstedir demedim, geç kalır demedim, arkadaşlarıyladır demedim ve sırf dürüstçe olsun diye "Birazdan gelebilir," diye konuştum, bunda bile emin olamadığım için cümlem olasılıklaydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Siyah eşofman ve pembe bir tişört giydikten sonra lavaboda yüzümü yıkadım ve mutfağa geçtiğimde annemin yemek yapmamış olduğunu fark ettim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Korkuyordum, şimdi anneme yemek nerede diye sorsam verebileceği ters cevabın Serhat'ın da kulağına gidecek olmasından korkuyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Eviniz niye bu kadar sessiz?" Mutfak tezgahına tutunurken her ihtimale karşı saçlarımla kulaklarımı biraz daha gizledim çünkü annem mutfağa girebilirdi her an sonra yine Serhat'a dikkat kesildim. "Üç kardeşsiniz, annen ve baban da var ve konuşacak birçok konunuz olmalı, mesela annen babanın arkasından bir sürü laf etmeliydi tecrübelerime binaen ama şu an senin nefes sesini bile zor duyuyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ben nasıl Serhat'ın nefes sesine odaklanıyorsam arada demek ki Serhat da aynı noktaya odaklanıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annem salonda diye yine Serhat'a bir cevap veremiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Anlıyorum," dedi Serhat sadece, sesi gerçekten fazla anlayışlılık içeriyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Çelik kapının ardından çalan zili duyduğumda annemi de salondan çıkarken gördüm, annem kapıyı açmaya giderken "Yumurta kırıp yiyebilirsin," dedi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Genişçe gülümsedim, gerçekten çünkü bu evde olan kimsenin Serhat'a karşı olumsuz bir etki bırakmasını istemiyordum nedensizce. Belki de şu an Serhat'ın gözünde annesinin sevdiği kız gibiydim çünkü hâlâ bir yuvanın tam olarak içine şahit olamamıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Dolaptan iki yumurta çıkartıp tezgâhın üzerine koyduğumda tavayı yağlayıp ocakta kızdırmaya bırakmıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Dış kapının ardından Cansu'nun sesini duydum, demek gelmişti ve acayip aç olduğunu söyledi anneme ama o mesafeden Serhat'ın annemlerin seslerini duyup duymadığını bilmiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cansu ellerini bile yıkamadan mutfağa girdiğinde peşinden annem de gelmişti. Cansu anında yemek masasına geçince annem "Çekil," dedi bana. "Ben kıracağım yumurtayı, yemek yapmadım bugün. Beraber yumurtayla domates yiyin."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kalbim gerçek anlamda acıdığında yemek masasına geçmiştim ben de, Serhat'tan bir ses yoktu ama yüksek ihtimalle vay be diyordu, annesi gerçekten de bir anne ve çocuklarını besliyor kendi elleriyle ama Cansu olmasaydı ben annemin elinden yumurta bile yiyemeyecektim mesela, Serhat da bunun farkına belki de hiçbir zaman varamayacaktı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annem yumurta sayısını beşe çıkartmıştı ve tavanın içine az biraz çırpılmış yumurtaları döktü ardından da tuz ekledi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Anne," dedi Cansu. "Sana güzel bir haber vereyim mi? Cumhuriyet Mesleki Teknik Anadolu Lisesinin kontenjanından yer edebilmişim. Şimdi sadece o okula kayıt yaptırmamız kaldı."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Şaşırmadım," diye mırıldandı Serhat ama nedenini sonradan anladım. "Kader bile ikimize yol açıyor, kardeşini eledik mesela ve o okulda sana ayak bağı olmaktan da çıktı."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Anlıyorum," dedim Cansu'ya bakarak ama lafım Serhat'aydı. Benim ile bir sebepten yakınlık kuruyordu ve o sebepten ötürü Cansu'nun çevremde olmaması onu sevindirmişti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cansu bana kısaca baktı, bir cevap bile vermedi ve anneme döndü. "Orada onuncu sınıflar sabahçıymış bir de yine 712 otobüsüyle gideceğim." Sesinde tedirginlik sezdim, tek başına otobüse binip oraya kadar gidebilir miyim düşüncesi hakimdi zihnine, bunu da anlıyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Senin okulun tam gün ve kız kardeşin de sabahçı." Serhat biraz sessiz kaldı. "Kader gerçekten de iyi denk getiriyor, şimdi ben çıktığımız bu yolda önümüzdeki kar yığınlarının kazma makinasıyla açılmasına çok seviniyorum, biliyor musun?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ne zaman gidip kayıt yaptıracağız?" Annem tavada kırılmış yumurtayı ve dilimlenmiş domatesleri önümüze koydu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Yarın cumartesi, yarın gideriz. Pazartesi de okula başlarım." Hâlâ tedirginlik hakimdi Cansu'ya.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Anne yemeği mi?" dedi Serhat enteresan ve belki de hiçbir zaman anlayamayacağım o ses tonuyla. "Yumurta bile olsa sonuçta anne eli değmiş, tadı çok güzeldir."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Evet," dedim hafifçe, Serhat'a ithafen ama annemlere baktım, onlarla konuştuğumu düşünsünler diye. "Pazartesi direkt okula gitmiş olur Cansu yarın kayıt yaptırırsanız."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cansu bana göz devirdi, Serhat bunu görmedi mesela. Annem bana ters bile bakmadı, hiç bakmamayı tercih etti, Serhat bunu da görmedi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir yuvanın içi ve dışı buna denirdi işte. Serhat sadece duyuyordu; hissedemezdi, gerçekleri göremezdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat bunu dile getirdi diye mi bilmiyordum ama yumurtanın tadı çok güzeldi, her ne olursa olsun anne eli lezzeti bir başkaydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yeniden kapı çaldığında bu sefer ben ayağa kalktım ve kapıyı açtım, Ebru gelmişti ve "Hoş geldin," sözüme karşın "Hoş buldum," demesine yine o kadar sevindim ki çünkü Serhat'ın gözünde kötü aile imajının olmamasını istiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sanırım en kötüsü ve en gerçek yüzümüz babam geldikten sonra ortaya çıkacaktı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yeniden mutfağa geçtiğimizde Ebru tavada kalan yumurtayı yiyordu, ben en köşeye geçmiştim, Cansu telefona bakıyordu ve annem de oturmuş, Ebru ile sohbet ediyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ben LGS'den düşük yaparsam Cansu'nun okuluna gideceğim."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cansu gideceği okula düşük puanlı muamelesi yapılmasından hoşlanmadı ve Ebru'nun kafasına vurdu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"İkinizi de döverim," dedi annem uyarıcı bir tonda.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Kardeşlerin arasından en sakini sensin." Onlarla hiç konuşmadığım için mi söylemişti bunu?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Başımı aşağı yukarı sallamak istedim ya da evet diye konuşabilmek ama annemlerin yanında bunları yapmamam gerektiğini biliyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annem buzdolabından bir tencere çıkarttığında "Yere siniyi koy, Ebru," dedi sonra ise poşetteki dolmalık biberleri çıkarttı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ne yapacaksın, anne?" Cansu eline hiçbir şey sürmek istemiyormuş gibi konuşmuştu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Yarın için dolma hazırlayıp dolaba koyacağım."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kulağımda yağ cızırtısı sesi duyduğumda "Sen yemek yedin mi?" Serhat? diye sordum bir anda ama annemler bana birdenbire dönünce "Anne," dedim. "Yumurta yemedin ya," diye geveledim çabucak. "Yani..." Başımı salladım. "Sen yemek yedin mi anne?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat diğer uçtan gülmüştü. "Marketten hazır köfte almıştım, onu kızartıyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annem mutfak masasındaki tavaya ve domates tabağına baktı, ben ise sözsüz mesajı almıştım. "Yedim."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sen bulaşık yıkayacaksın diye benimle benim gönlümü kırarak konuşmadığı için anneme ısınmıştım. İki parça bulaşığı yıkadığım esnada annemler de arkamda biberin içini dolduruyorlardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Mutfak dolabının metal kulpundan arkama baktığımda Cansu ile metal yüzeyde göz göze gelmeyi başardık, beni hem sinsi buldu hem de kıskandığından "Onu benden öğrendin," diye beni tersleyerek salak salak konuştu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hiç şaşırmadım ve hiç de hoşuma gitmediler. Ergenlik dönemlerine veriyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İyi aile imajı çizmeyi başaramıyorduk ve Serhat ise zaten her şeyi anlayabilecek potansiyeldeydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Saçlarım yüzümü kapatacak şekilde önüme eğdim başımı ve sonrasında köpüklü tavaya değen suyun köpükleri kaydırmasına bir terapi niyetine odaklandım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annem, Ebru ve Cansu sohbet ediyorlardı dolmanın içini doldururken ve yine öyle fazlalıktım ki baskın bir şekilde bu mutfaktan çıkma dürtüsüyle dolmuştum. Serhat da yüksek ihtimalle annemlerin muhabbetine bir türlü dâhil olamadığımın bilincindeydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Utançla kapıya doğru giderken "Ben banyo yapacağım," dedim bahaneyle.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Arkamdan Cansu "Beyazlaşmak için banyo yapıyorsun," gibisinden yine aptalca bir cümle kurdu. Tek amacı bana laf atmadan bir dakika bile geçiremeyecek olmasıydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Şu ergen kardeşini cevapsız bırakmaz mısın, lütfen? Ayrıca sen zaten beyaz tenlisin."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cevap vermeden gitmeyi düşünüyordum ama Serhat'ın sesiyle durdum ve arkamı döndüm. "Banyo yapan herkes beyaz olsaydı dünyada siyahi kalmazdı, Cansu."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Al sana kapak," diye mırıldandı Serhat ben mutfaktan ayrılırken sonra çok doğru bir cümle kurdu. "Nefret ettiğin bazı insanlardan ayrılamıyorsun çünkü onlarla ömür boyu süregelecek olan bir kan bağın var."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Benim aile ortamımı konuşmak istemiyordum, bundan dolayı "Senin çevrenden hiç ses duyamıyorum ama," dedim kısık bir tonda.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ben tek yaşıyorum çünkü. Kendi kendime aynalarla konuşmamı falan mı bekliyorsun?" Biraz bekledi. "Gerçi arada onu da yapıyorum ama..." sonrasında nefesini vererek güldüğünü işittim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Üzerimdeki kıyafetler temizdi, bundan sadece iç çamaşırları ve bir temiz havlu alıp banyoya geçtim sonra ani bir farkındalık yaşadım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Kulaklığı çıkartıyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Neden?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kaşlarım çatıldı. "Banyo yapacağım çünkü."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hıı," dedi anlarcasına. "Bir hakkın vardı zaten, kullan o zaman."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ama," dedim yine fısıltıyla. İtirazım, hakkımı babam ile konuşma yaparken kullanacak olmamdandı. "Banyo yaparken mecburi çıkartmış olacağım, hakkımı kullanmakla ne alakası var?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Güzelim," derken güldü, sakindi. "Kulaklık zaten su geçirmiyor ki."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Dengemin bozulmamasına özen göstermek için gözlerimi devirdim. "Şimdi ben bu kulaklığı su dolu kovanın içine düşürürsem," atarsam, "Hiçbir şey olmaz mı bu kulaklığa?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Olmaz." Su sesi duydum sonra bir anda arkamı döndüm ama ben suyu falan açmamıştım. "Sadece eğleniyordum, hakkından bağımsız çıkartabilirsin kulaklığı tabii."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sanırım aynı anda banyo yapmıştık, banyo işini hallettikten sonra temiz iç çamaşırlarını ve yine siyah eşofmanımı ve pembe üstümü giyinip banyodan çıkmıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annemin eşarplarından birini aldım ve kulaklığı da örtecek şekilde ıslak saçlarıma bağladım eşarbı, genelde böyle yapınca saçlarım nemli bir şekilde ve yıpranmadan kuruyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Çantamı pazartesi günü için hazırlarken Cansu içeriye girdi ve yüzüme dikkatlice bakıp "Maymun," dedi ve bir anda korktum, irkildim ve ellerimi bacaklarımın üzerine koyup önüme döndüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cansu kendisinden korktuğumu sanmıştı ama ben kulaklıktan gelen seslerden korkmuştum. İlk önce çelimsiz bir kadın çığlığı sesi duydum, sonrasında yüksek ihtimalle Serhat duvara ya da kapıya gürültüyle yumruk atıp bağırdı ve ziller çaldı. Bizim dış kapıda babam olmalıydı ama Serhat'ın kapısının önünde kim vardı hiç bilmiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İtinayla Serhat'a hiçbir şey sormuyordum sonrasında Serhat kapısında her kimi gördüyse "Defol git," demişti. "Şu an hiç misafir kaldıramam."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Babamın gelmiş olmasıyla gerginliğim daha da artmıştı, strese girdiğimi ellerime baktığımda bile anlayabiliyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Şey..." Serhat'ın yutkunduğunu işittim. "Özür dilerim ama bil ki bütün hareketlerim kastidir, kontrolümü kaybettiğimde bile aslında o an bilerek kontrolümü kaybetmişim gibi rol yapıyorumdur." Serhat'ı dikkatle dinliyordum ama Cansu'ya da anın ve kulağımdan gelen sesin etkisiyle ürkünç ve dümdüz baktığımın farkındaydım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Seni var ya hiç sevmiyorum." Babam geldiği için Cansu kısık sesiyle konuşuyordu, sonra ona bakmayı kesmediğimi gördüğünde gözlerini üzerimden çekti. "Allah belanı versin senin."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Seni kıskanıyor," dedi Serhat ve yatak sesi duydum. "Saçlarını, fiziğini, yüzünü, ten rengini, omurganı..."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kaşlarım havaya kalktığında Cansu'nun telefonunu ellemesi bile sinirlerime dokunmuştu. İnsan birinden nefret ettiğinde o kişinin yaptığı en normal hareketi bile cidden de göze batıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ben galiba becerememiştim, Serhat yuva olmayan dört duvar arasının içini görmeye başlıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Babamın mutfağa girişini gördüğümde Cansu'nun yüzündeki gerilime bile acıdım çünkü ne olursa olsun kendisi kardeşimdi ve ikimizin de aynı stresi yaşadığımızı biliyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ne yemeği yaptın bugün, Hasret?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hiçbir şey diye geçirdim içimden ve devamını Serhat'ın duymasından korktuğumdan evimizin dış kapısına kadar yürüdüm, seslerden uzaklaşmak için.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yavaştan tartışma seslerini duyabildiğimi işittiğimde evimizde olmayan ses yalıtımına saydırmak istedim ve ellerimle kulaklığın üzerini kapattım, kendi kulağımı da kapatmış oluyordum böylece.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat itiraz eder sanmıştım ama onun anlayışlılık seviyesine hayret etmiştim çünkü dediği tek şey "Şu an yüksek yerlere çıkarken kulağımızda oluşan basıncın aynısından hissediyorum," demesi olmuştu, her şeye rağmen gülümsemiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Çok merak ettiğin yuvamızın içi de böyle işte ama tek yaşamana rağmen seni kıskandım Serhat. Kafan rahat ve kafası rahat olanlar uzun yaşama ihtimali yüksek olanlarmış, ben bu gidişle yarına bile çıkamayabilirim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bazı zamanlar babam anneme bir şey yapacak diye o kadar çok korkardım ki o korkunun şiddeti bile bir anda canımı benden alabilirdi. Annem yemek yapmamakla haksızdı ama babamın ses tonu ve annemden daha baskın oluşu kalbimi çarpıtıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ses Serhat'a gitmiyor diye rahatça ama can acıtacak kadar da rahatsızca yutkunmuştum. Boşanmalarını isterdim, boşanmak bizim aileye yakışmaz cevabını babamdan alırdım ama daha kaba ve sert bir haliyle.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Nefesimi verip ellerimi kulağımdan çektim ve askılıkta bir işim varmış gibi sesler çıkarttım sonra yine odaya geçtim, kendimi akıl ve ruh sağlığım için annemin ve babamın seslerinden öyle soyutlamıştım ki en son sözü kimin söylediğini ya da en son ne yaptıklarını hiç bilmiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hepsi salonda olmalıydı ve bu odada tek kalmak bile çok yalnız hissettirdi ama salona gitsem bile yine bu yalnızlık ve içe dönüklük hissi gitmezdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yine yatak yayı sesini işittim. "Sen daha uyumadın mı?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat da aynı benim gibi fısıldadı: "Uykum kaçtı."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gülümsedim, rahat olabilseydim uykun nereye kaçtı derdim mesela, kavga ettiğiniz için mi kaçtı? Uykunu kaçırtacak kadar kaba ne yapmış olabilirsin de diyebilirdim. Hiçbirini söyleyemedim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Güç bela, çekine çekine salona geçtim ve tekli bir koltuğa oturdum, babam yine üçlü koltukta uzanmıştı, annemler ise diğer üçlü koltukta hep beraber oturmuşlardı ve benim oturduğum koltuk iki taraftan da bağımsızdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Fazla sessizdi, hem de çok. Televizyonun sesi tamamen mi kapalıydı acaba? Gerginlikten ve stresten önüme eğilip ellerime bile bakamıyordum, kımıldayamıyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Yanımda olsaydın şu an karşılıklı oturup meyve yiyor olurduk." Elma ısırığı sesi duydum, gülümsedim ve en temizinden bir elma seçmiş olsaydım bile içinden kurtçuk çıkardı çünkü şansım bunu gerektirirdi demek istedim. "Allah kah..." bekledi, sabırla. "İçinden kurtçuklar çıktı, hem de ülkemize gelen göçmen nüfusundan bile daha fazla." (Yazar notu: Ben dün payıma kalan bir şeftaliyi içinden kurtçuk çıktı diye yiyemeden çöpe atmış bir insanım... 31 Temmuz Pazartesi 2023)
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kahkahamı bir anda bastırabilmek için dudağımı ısırdım ve o sırada da "Bana biriniz su getirin," diye sinirle konuşan babam bile gerginliğimi geri getiremedi. Hiçbir kardeşimin mutfağa gitmeyeceğini bildiğimden gönüllüce ayağa kalktım ve mutfağa gittiğimde "Cidden mi?" diye fısıldadım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Fark etmeseydim protein niyetine kurtçukları yerdim de evdeki protein tozlarımla şöyle bir bakıştık. Elma da çöpe gitti zaten."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'ı kendime daha çok benzetmeye başlamıştım, Serhat'ı kendime daha yakın bulmaya başlamıştım. Kalbimin ona ısındığını gerçek manada hissedebiliyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Babama bir bardak suyu uzatırken bütün aile fertlerine tek tek baktım, bütün soğuk duvarları tenimde hissedecek kadar da üşüdüm ve kurtuluşu da hiç göremedim. İçimden mırıldanıyordum babamın su içişini izlerken. Nefret ettiğin bazı insanlardan cidden ayrılamıyorsun çünkü onlarla ömür boyu süregelecek olan bir kan bağın var.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ortam yine fazla sessizdi, hem de çok.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yine sevemediğim aslan belgesellerini izlemeye başlamıştık, nefret ediyordum bu hayvan belgesellerinden ve keşke şu an böcek belgesellerinden birini izleyebilseydik.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Yanımda olsaydın seninle şu an vıcık vıcık bir böcek belgeseli izliyor olurduk." (Yazar notu: arkadaşlar ben vıcık vıcık böcek belgeselleri izlemeyi severim…)
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Şaşkın bir şekilde nefesimi verdiğimde bu kulaklığın beynimin seslerini de duyuyor olabilecek olmasını düşünüyordum korkuyla ve kulaklığı çıkarıp atmak istedim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Evimiz yine fazla sessizdi, hem de çok. Bu sefer ise annemin çalan telefonu ortama bir giriş yapmıştı ve Asude teyzemin aradığını gördüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Babam sırf bunlar ne konuşacaklar diye duyabilmek için televizyonun sesini kısmıştı ve annem de belki de benim gibi kımıldayamadığından başka odaya gidemedi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Cemal, Necati'yi mi arasın?" Babam, annemin cümlesinde kendi ismi geçtiğinden anneme bakmıştı. "Söylerim," dedi annem. "Tamam, hadi görüşürüz."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Babam bir cevap istercesine annemi izlemeye devam etti. Annem ise televizyona döndü. "Necati seninle konuşmak istiyormuş ama kontörü yokmuş. Asude; Cemal, Necati'yi arasın dedi."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Babam telefonunu istercesine Cansu'ya baktığında Cansu ayağa kalktı ve odadan babamın telefonunu getirdi. Babam ise Necati eniştemi aradı ve konuştular, sevemediğim Necati eniştem, babam ile ara yapmaya çalışıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu evde baskılanmasaydım çıkardığım sonuçları bir arkadaş gibi anneme ve babama anlatabilirdim ama öyle baskılanmıştım ki anneme ve babama istediğim ve düşündüğüm hiçbir şeyi rahatça anlatamıyordum. Onlara bir fikir belirtemiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Necati eniştem kurnazdı, kontörü elbette ki vardı ve sırf ilk adımı babam atmış görünsün diye babama kendisini aratmıştı yoksa isteseydi teyzemin telefonundan da babamla konuşabilirdi. Babam ve eniştem siyaset kavgası yapmışlardı, bu ufak bir tartışmaya giriyordu aslında. Bu ufak tartışma yaşanmasının sonucunda eniştemin telefonundaki numara rehberlerinin silindiği yalanına şahit olmuştum ve kurnaz ve haksız eniştem sayesinde benim babamın kontörü gidiyordu. Sevemediğim Necati eniştemin af konuşmasına fena gülmek istiyordum şu an.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Babam telefonu kapatırken yüzünde memnun bir ifade vardı ama ona kim gerçeği söyleyecekti ki? Annemin yüzüne baktığımda hiçbir şeyi umursamadığını ve sorgulamadığını gördüm.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Senin şu Asude teyzene ısınamamıştım." Serhat'ın yüzünü buruşturduğunu düşündüm. "Zaten onun yaptığı yemekler de çok kötüydü."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'a, Necati enişteme denk gelseydiniz onu da sevmezdin demek istedim ama yine konuşamadım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cesaret bulduğum ya da cesaretsiz bir şekilde ayağa kalkabildiğim vakit kendi odamıza kitap okumak için geçmiştim. Serenad'ı okuyordum ve sanırım katıldığım konuşma yarışmasında eleştirebileceğim bir konu bulabilmiştim ama bu konu sahneye ilk çıkışımda biraz ağır kalırdı, bunu da biliyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ne kadar zaman geçmişti bilmiyordum ama bayağı zaman geçmişti. Yatağımın üzerindeyken karanlık koridorda bir gölge gördüm, babam odasına uyumak için gidiyordu ve "Gelsene, Hira," diyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ellerime bakmadan kitabı kapattığım esnada "Kulaklığı çıkartmanı istemiyorum," diyen Serhat'ı duydum ve başımı olumsuz anlamda salladım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hakkımı kullanıyorum," dedim mırıltıyla.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"İddiamızın farkı senin benim sözlerimle hareket etmendi ve şu an kulaklığı çıkartmadan babanın yanına gitmeni istiyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Olmaz," dedim geveleyerek ve en son "Hira," dedi Serhat ama aceleyle kulaklığı çıkarttığım gibi yastığımın altına sakladım, hatta yastığı bastırdım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Normal bir şekilde yürüdüm babamın odasına giderken, her zamanki gibi babamın sözlerine açık olacaktım ve ne demek istediğini, ne amaçla o sözleri söylediğini hep tartacaktım ama gün sonunda yine kendi yolumdan ilerleyecektim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Öylesine ayaktaydım, babam da bacağına kas gevşetici sürüyordu. "Yolda yürürken elalemin gözüne bakma," diye söze başladığı andan itibaren iyi ki kulaklığı çıkartmışım dedim kendi kendime. "Başını eğ ve doğrudan eve gel."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'ın babamın sözlerini duyduğu anda nasıl bir tepki verebileceğini hayal ettim. Yıl olmuş 2018 derdi, cümlesini devam ettirmesine gerek bile kalmazdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Okuldan eve evden okula." Söylediklerine kafamı sallamakla yetiniyordum. Herkes her yanlışı yapardı ama sorun sadece kadın olmaktı, güya. "Kimsenin gözlerinin içine bakmadan eve geliyorsun." Neden ben yolda yürürken kimsenin gözüne bakmayacaktım? Birçoğu benim gözlerimin içine bakarken hem de.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Babamın karşısında öyle dilsizleşiyordum ki neden kardeşlerime de aynı uyarıları yapmıyorsun baba diyemiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kendimi doğrudan odama attım, yapım gereği miydi bilmiyordum ama baskılanmaktan o kadar nefret ediyordum ki bir irademin olmayışı gibi insanların üzerimde hakimiyet kurması içimde çok büyük sıkıntılı hisler hissetmeme neden oluyordu. Sanki nefes alırken içime buhar çekiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hiçbir kardeşim odada değildi, hiç düşünmeden kulaklığı alıp taktım ve "Sonunda," dedi Serhat ama "Konuşmak istemiyorum," diye olabildiğince yavaş fısıldadım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"En azından..." Yine yatak yayı sesi işittim, sanki Serhat sürekli yatakta kıvranıyordu. "Bir şey yapmadı değil mi? Kötü bir şey olduysa bile yine de kötü bir şey olmadığını söyle bana."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Işıkları kapattım ve yorganımı kaldırdım. "Hayır," diyebildim en fazla çünkü babam da kendi odasında uyumak için ışıkları söndürmüştü, kulaklar daha fazla duyardı. “Biz akşamları konuşuruz böyle.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yatağıma girdiğimde hemen yanımdaki perdeyi de sokak lambasının sarı ışığı vurmasın diye biraz daha çektim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Uyuyacak mısın?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hı hı," dedim kısık bir tonda.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hemen uykuya dalabiliyor musun?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Evet."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hmm," dedi yine, tasarıyla. "Çok iyi." Yine yatak yayı sesi duydum. "Şükretmelisin."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'ın telefonu çaldı sanırım sonra "Siktir," dedi Serhat ardından da yorgunca ofladı, yatakta döndü.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kulaklığı çıkarttım ve yatak çarşafının içine sakladım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ondan önce ise uyuyamıyorsun demek istemiştim, konuşamadım, üzüldüm ve kendi hâlime de şükrettim ama hayat buydu ya, belki gelecekte ben de uykuya kolayca dalamayan biri olurdum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
13 Ekim Cumartesi, 2018
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
İnsan sakin bir şekilde uyuyup sakin bir şekilde uyanabilmeyi özler miydi? Ben özlemiştim ve bugün bu hoş hisse kavuşabilmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Geç saate kadar uyumuştum, bugün hafta sonuydu, çok rahattım hatta ara ara uyandığım halde sırf tadı çıksın diye yatakta dört dönüyordum, asla yataktan çıkmak istemiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yataktan saat on buçukta çıkabildim sonrasında annemin çoktan kahvaltı yapmış olduğunu gördüm ve aç karnımla sofraya oturduğumda gözlerime milföyler çarptı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Midem onları yemem gerektiğini söylüyor. Aslında midem hepsini yemem gerektiğini söylüyor.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cansu ve Ebru daha uyuduğu için ve annem de salonda magazin izlediği için fazlasıyla huzurlu ve kendi hâlimde bir kahvaltı yapmıştım. Doyurucuydu ve gözüm doyana kadar da yemiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Magazin izlemek için salona girecekken durdum, bir anda bir aydınlanma yaşadım ve aceleyle odamıza girdim. Ebru'ya basmamaya dikkat ederek yatağıma geçtim ve çarşafın altına sakladığım kulaklığı çıkarttım. Kulaklığa cebime sokup bu sefer de babamın odasına gittim ve gizlenmeden kulaklığı taktım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Orada mısın?" diye alçak sesle konuştum. Ses yok. "Hey." Yine ses yok.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Uyuyordur diye düşündüm ve saçlarımla kulaklarımı kapatıp salona geçtim, yine tekli koltuğa oturdum. Bir insan üçlü koltukta annesinin yanına oturamayacak kadar cesaretsiz birine dönüşebilirdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hiçbir şekilde kitap yüzü açmadım, saat 12'ye doğruysa Cansu ve Ebru kahvaltı yaptılar sonra annem mutfağı toparlarken ben de bizim odada uzanıp telefondan internet videoları izledim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Ebru ve Cansu salonda saç baş kavga ediyorlardı ve onların kavgası moralimi düşüremeyecek olsa da Serhat'ın sesini hâlâ duyamamak moralimi düşürüyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Artık saat sanırım öğlen ikiye geliyordu ve şu anda bile Serhat'tan ses yoktu. Yatağıma uzanırken tavana baktım. "Endişelenmeli miyim?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gündüz vakti olduğundan evin içerisinden de sokaktan da sesler geldiği için benim kısık sesle konuşmam bir sorun etmezdi ama şimdi de Serhat ortalıkta yoktu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Nedendir bilinmez çarşamba ve cumartesi günlerini çok seviyordum. Bugün cumartesiydi ve bugün güzel geçerdi, bugün güzel geçiyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Saat öğlen üçe doğru geldiğinde annem sepetin içindeki kurumuş elbiseleri Cansu'nun yatağına koydu ve "Cansu gel ve bu elbiseleri katla," diye salona seslendi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hayır."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annem yatağında uzanmış olan bana baktı. "İki dakika katla şunları."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annem odadan çıkarken ben çok halsiz bir şekilde yatakta uzanmaya devam ettim ve sonrasındaysa annemin telefonu çaldı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annem lavaboda olmalıydı. "Cansu telefonu aç."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hayır."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Şimdi annem beni ta buradan salona sırf telefonu açayım diye yollarsa hiç şaşırmam," diye söylendim rahatça çünkü Serhat'tan hâlâ ses yoktu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annem tuvaletten çıktı ve son dakika telefonu açabildi sonrasında Akşın kelimesini duyduğum an öyle sevindim ki hatta Mügelerin bize gelecek olmasının hayalini kurdum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Buyurun, gelin."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Demiştim, cumartesileri güzel geçer demiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Annem telefonu kapatırken "Mügeler mi gelecek?" diye sordu Ebru sonrasında "Gamze de gelir mi?" diye ekledi Cansu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Bilmiyorum," dedi annem ve mutfağa girişti. "Dolma yaptım ama yanına et de yapayım, ayıp olmasın."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Et mi?" Serhat'ın sesini duyduğumdan bir anlık gülümsemiştim. Esnedi, acıyla. "Doğulu problemi, her misafire et yemeği yapmak."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sen yeni mi uyanıyorsun?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sanırım." Yatakta kıvranma sesi işittim. "Başım..."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Cansu," dedi annem bir kez daha. "Tavuklar donmuş dolapta, çözünmezler hemen. Git Bim’den tavuk al da gel."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Hayır, Hira gitsin."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Cansu'nun bilindik cevaplarına sıkıntıyla göz devirdiğimde "İlk itiraz et," dedi Serhat güçlükle. Geceden kaldığı ve yeni uyandığı halde pratik düşünebilmesine hayret ettim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Annem sana söyledi, Cansu." Salona seslenmeme rağmen bağırmıyordum. "Sen gideceksin."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Gitmeyeceğim!"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Tamam, sen git, Hira."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Katladığım kurumuş elbiselerle şöyle bir bakıştık sonra da yüzümü buruşturdum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Sen git markete," dedi Serhat uyku mahmurluğuyla. Yeni uyandığı hâlde bile düşünmeye çalışıyordu, bana ilk önce itiraz ettirmişti mesela. "Şimdi senin sokağa çıkma yasağın da vardır. Değerlendir işte fırsatı, ben de geleceğim yanına."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Tamam," dedim sadece. İçimde Serhat’ı göreceğime dair bir sevinç oluşmuştu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Siyah eşofmanımı ve pembe tişörtümü değiştirmeden telefonumu ve kulaklığın kutusunu yanıma aldım ve annemden ete yetecek kadar para da aldığımdan kapıdan çıktım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Para yeterse kola da al."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Gazlı içecekleri sevmiyorum," diye gevelediğimde "Aynı şekilde," dedi Serhat, bu sefer sesi biraz daha iyi gelmişti ama hâlâ sarhoşmuş gibi konuşuyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Markete doğru gittiğim sırada yanımdan Transporter modelinde siyah bir araba geçti, 35 AR… diye başlıyordu plakası ve siyah filmlerden arabanın içini hiç görememiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bim'in önüne geldiğimde aklıma bu marketin karşısındaki kaldırıma oturduğum zaman geldi, Serhat'ın arabasını izlemiştim ve otobüsün içerisindeyken bizi takip eden kahverengi aracın hemen önünde oturmuştum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Arkandayım."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Yavaşça arkamı döndüğümde Serhat'ı değil, onun gözlerini gördüm ve hayret ettim çünkü gözlerinin akı yok olmuştu ve yerini kan kırmızısına bırakmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Hayretler içerisinde ona bir iki adım yaklaşırken o da aynı şekilde bana doğru yaklaştı ve bir buçuk adımlık bir mesafe bıraktığımızda durduk.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Burası aynı zamanda benim otobüse bindiğim duraktı ve şu an Serhat otobüs durağı olduğunu gösteren tabeladan daha da uzun duruyordu ya da bu bir göz yanılsamasıydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"İçmişsin," dedim iğrenerek. Onu süzdüm. "Yürüyebiliyorsun en azından." Bekledim. "Ve bu saate kadar bana dünyalar kadar emir verebilirdin ama yirmi dört saatlik süre de doldu."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat bir şey demek istedi, dudaklarını araladı ama sonra kapatıp yutkundu, vazgeçti ve konu değiştirdiğine de emin oldum. "Sen de benim gibi sabahın yedisine kadar uyuyamasaydın yürüyemezdin bile, ben en azından yürüyebiliyorum. Bu arada gece sen uyurken arada bir nefes seslerini işitiyordum. Çok sakindi, terapi gibi."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bir anda söylemişti ve o kadar utanmıştım ki bakışlarımı kaçırdığımda başımı omzuma eğdim, hayretimi ise itina ile gizlemedim. Sabahın yedisine kadar uyuyamamak? Konuş, hadi. Neden uyuyamadığını sor.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kaşlarımı çattığımda Serhat'ın şu haline rağmen gözlerime hiç çirkin görünemediğini fark ettim ve sormak istediklerimi bir kenara bıraktım. "Çok hoş görünüyorsun şu an."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Kaşlarını kaldırdı. "Bu hâlimle mi? Göz altı morluklarımla?" Eliyle hafifçe kendisini gösterdi. "Dolapta elime ilk gelenleri giydim ve dağınık başımdan bahsetmiyorum bile."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sadece omuz silktim ve ciddi anlamda bu ayyaş hâlinin neden gözlerime çekici göründüğünü düşündüm. Bordo renginde bir eşofman giymişti ve üzerine beyaz renginde bol, uzun kollu ve siyah şeritleri olan bir gömlek geçirmişti. Koyu kumral ya da siyah saçları darmadağınıktı, neon yeşili gözleri ise her an yere düşüp bayılacakmış gibi bakıyordu ama buna tezat olarak da dimdik ve çok güçlü görünüyordu. Serhat'ın gerçekten de enteresan bir tarzı ve havası vardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat karşımda öylece sessiz bir şekilde durmaya devam ederken kaşlarımı biraz daha çatmıştım çünkü Serhat'ın omuzlarına bakıyordum. Giydiği gömlekten dolayı mıydı bilmiyordum ama çok sarılası bir gövdesi vardı, sanki kollarımı boynuna dolasam tam bir anahtar kilit uyumu yaşardık.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Neon yeşili gözlerine elâ gözlerimi çıkarttığımda Serhat'ın da benim omuzlarıma dalgınca baktığını fark ettim. Ya aynı şeyi düşünüyorduk ya da sırf aynı noktalara bakalım diye omuzlarıma bakıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat da gözlerini ağır ve ciddi bir şekilde gözlerime çıkarttığında bakışlarımı kaçırdım ve elim siyah eşofmanımın cebine gitti, kutuyu çıkarttım ve küllü kumral rengindeki saçlarımı geriye itip kulaklığı çıkarttım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"İddiamızdaki isteğin çok mantıklı ve yaratıcıydı." Yutkundum, kulaklığı kutuya koyup ona uzattım ve kutuyu sessizce alıp bordo eşofmanının cebine koydu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gitmek için bir adım geri gittim ama sonra dudaklarımı aralayıp yeniden ileri adım attım. Şu yirmi dört saatlik süreyle diğer günlerin ayrımını yapabilmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'ın neon yeşili gözleriyle bağlantı kurdum. "Üstelik ne olursa olsun sayende günler öncesinden verdiğim ve bir türlü gerçekleştiremediğim o yeminimi gerçekleştirdim. Yeni farkına varıyorum bunun ama geç olmadan anlayabildim."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Ne yemini?" diye sordu dingin bir vaziyette, öyle garip bir sessizliği vardı ki tüm gün beni yorgun bakışlarıyla dinleyebilirdi ve yine öyle bir hâli vardı ki bütün gücüyle bana sabahtan akşama kadar birçok şeyini anlatabilirdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Derin bir nefes aldım. "Bir sebepten yalana olan bir yeminim vardı, yirmi dört saat boyunca bütünüyle dürüst olacaktım ama bir türlü yerine getiremiyordum, seninle geçen yirmi dört saatte ise sonunda yalana olan yeminimi yerine getirebildim." Gülümsedim. "Hiç yalan söylemedim sayılır."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
"Desene," dedi sakince. "Bence bu iddia sayesinde karşılıklı olarak istediğimizi aldık."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Tam o an siyah bir araba geçti, Serhat 35 AR ... plakasına baktığında belli belirsiz gülümsedi ama ben o an Maskeli Adamlardan şüphelendim sonra ise telefonum titredi ve bana bir mesaj geldiğini anladım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Serhat'ın elleri eşofmanının cebindeydi ama o araba geçerken ki samimi gülümsemesi yok sayılabilir miydi?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Gizli Numara: Bizimle olmanı istiyoruz, kabul etmiyorsun ve ailenden birini kaybetmeyi de göze alıyorsun.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Sonra Serhat konuştu: "Aslında iddiamızın konusunda hile yapmıştım ve şimdi de senin benden bir isteğini yerine getirme sırası bende."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
//
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Instagram: esmanur.yilmaazz
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.