SİYAH YALAN – 14. TERCİHLER VE ÇABA

❤️ 1 👁 10

Bir önceki bölüm, bu bölüm ve bundan sonra gelecek olan bölüm normalde tek bölümdü. Eski Esma kafası işte bölümleri ayırmamış hepsini tek yerde biriktirmiş. Allah'tan yaş 20 halimle düzenliyorum yoksa vay halimize...

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Keyifli okumalar :)

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

15 EKİM PAZARTESİ, 2018

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

İnsan hayatının rutinlerinden; uyumak ve uyanmak.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yataktan çıktığımda Cansu çoktan yeni okuluna gitmişti, orası meslek lisesi olduğundan okul saatleri her gün farklılık gösteriyordu ama Cansu bir şeyleri tek başına yapmaya başladığından sanırım, hiç riske girmeden ve panik bir şekilde evden babamdan bile erken ayrılmıştı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Rutinlerimi hallettikten sonra evden ayrılmıştım, otobüse her zaman bindiğim saatte durağa gelmiştim, mavi gözlü ve dik duran genç de bu duraktaydı ve bu otobüse bindiğim zamanlar sanki her gün aynı insanları görüyordum. Mesela yine aynı genç kadın, kulaklıklarını takmıştı ve camdan dışarıyı seyrediyordu, gerçekten de dinlediği şarkılardan ve bu 712 otobüsünden ilham alıyor gibiydi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Okul numaramı, ismimi, soy ismimi ve okuduğum şubeyi söyleyip kampüse giriş yapmıştım ama otopark kısmından içeri girmemiştim. Bugün pazartesiydi, haftanın ilk günüydü ve İstiklal Marşı'nı okuyacaktık. Sıranın en arkasına geçtiğimde yanımda kimse yoktu her zamanki gibi ancak bir anda Serhat solumda belirdiğinde başımı çevirip ona baktım. Ferahlatıcı bir kokusu vardı, ada çayının biraz daha kimyasallaşmış hali gibi kokuyordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

“Günaydın,” dedi bana doğru eğilerek sonra sıramızdaki öğrencilere döndü, hepsine boş gözlerle baktı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bu sefer soğuk davranmadım, gülümsedim ve “Yine bir şeyler konuşmak için mi geldin yanıma?” diye sordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

“Hayır,” dediğinde bana biraz daha yaklaştı, sırayı bozmamak adına ondan uzaklaşamadım ama normal bir anımızda olsaydı geri giderdim. “Uzaktan seni gördüm ve yanına gelmek istedim.”

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Sessiz kaldım, bu okul sırasında tek hissetmemem için yanıma geldiğini anlayabiliyordum. Müdür rutin konuşmalarından yapıyordu ben de sınıfımdakilerin bakışlarını umursamadan başımı kaldırdım ve Serhat’a döndüm. “Çok tuhaf bir adamsın, Serhat. Güven vermiyor gibisin ama kanın çok sıcak.”

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

“Teşekkür ederim,” dedi yumuşak bir sesle ama soğuk bakıyordu etrafa şu an. “Çünkü sana sıcak davranıyorum Hira, öyle hissedebildiysen bu beni sevindirir.” Bana döndüğünde yeşil gözleri ela gözlerimi arşınladı. “Kaç gündür benden uzaklaşma diye ne kadar çaba verdim, farkında mısın?” Gülümsedim. “Dün pazara bile geldim seni görebilmek için.”

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ne diyeceğimi bilemediğimde utanarak önüme döndüm, dudaklarımı yaladım ve ona bakamadım. Serhat da geri önüne döndüğünde içinin huzurlu olduğunu düşünüyordum çünkü ben de onun yanındayken hem huzuru hem sakinliği hissediyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yan yana İstiklal Marşı’nı okuduk, bitirdiğimizde “Derse yetişmem lazım,” diyerek yanımdan gitti.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Değişen ders programı sayesinde ilk ders matematikti, Mazlum hocamız da yine formundaydı, sabah zihniyle matematik dinleyebilmek de bir ayrı açıcıydı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

İki saatlik matematikten sonra üçüncü ders inkılap dersine girmiştik, Ahmet hocamız o kadar güzel(!) anlatırdı ki ders başı siyasetten girip magazinden çıkardı ve ders sonunda ise kitaba yeni başladığımız halde sayfa yetmişe kadar gelebilmiştik. Bu derste aklımda kalan tek şey bir anda nasıl yetmiş sayfa işleyebildiğimizdi. Galiba Hadise'nin yüzüğünün fiyatı bizi uçmaya teşvik etmişti.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Teneffüse girdiğimiz vakit içim karardı, bunalma yaşadım ve sonra aklıma dördüncü dersin de inkılap olduğu geldi. Anlık bir kararla sınıftan ayrıldığımda zemin kata kadar indim sonra düz koridordan ilerlediğim esnada kapalı bir sınıf kapısında tanıdık sesler duydum, en ilerideki koridor sonu camlarına gitmekten de vazgeçmiştim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Neden Adana'ya gitmek istemiyorsun ki, Serdar?" diyordu Serhat hafif bir sesle, o sırada kapının ardından ayakkabımın gölgesi fark edilmesin diye geri gitmiştim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Bir daha Adana'ya ayak basarsam en adi şerefsizin tekiyim." Serdar'ın daha önce argo konuştuğunu duymamıştım.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Sen de mi bir daha hiç Adana'ya gitmeyeceksin, Serkan?" Bu erkek sesini tanımıyordum ama ses tonu o kadar katı ve ağırdı ki insanın içine anında korku salabilirdi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Yüreğir benim anca sikimi görür." Serkan'dan beklemediğim bir cümle duyduğum için kapının biraz daha gerisine gittim ve sırıtışımı elimle engellemeye çalıştım. Hiç konuşmayan, konuşsa bile en fazla üç harf kullanan Serkan'dan sonra konuşulanları daha fazla dinlemek istiyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kapıda ayakkabım veya ayakkabımın gölgesi görünmeyecek şekilde konumlandığımda "Yerinde bir dakika rahat duramayan Anıl'ın yeni aşkını gördünüz mü?" dedi Serhat, konu değiştirdi ve ileriden Şevval'i gördüm, elindeki telefonunu cebine attıktan sonra beni fark etti ama hiç bozuntuya vermedim, asıl ani bir tepki verseydim dikkat çekerdi sonra Şevval bana gülümsedi ve karşıma geçti, tıpkı benim gibi kapının ardını dinleyebilmek için.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Öyle bir şey yok," dedi Anıl keyifsizce. "Sallama Serhat, götünden de uydurma."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Şevval kaşlarını kaldırdı, ben ise kollarımı göğsümde birleştirdim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Kızı niye reddettin ki?" Serdar neden çoğu zaman zihnimde kibar beyefendi diye yer ediyordu?

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Tipim değildi."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat'ın alayla güldüğünü işittim. "Anıl için ideal kadın zaten otuz yaş üstü olmalı. Geniş kalça, estetikli bir yüz ve karpuz çekirdeği kadar da beyin." Biraz bekledi. “En önemli kriterini unutuyordum az kalsın. 120-60-100.”

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bir ses işittim, sanırım Anıl, Serhat'ın kafasına vurmuştu. "Seninki de süper beyinli olmalı herhalde, çok zeki olacak çok uyanık olacak çok sinsi olacak çok güzel olacak çok mükemmel olacak çok zeyrek olacak çok kurnaz olacak çok çok çok."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Alakası yok, Anıl." Serhat'ın gözlerini devirdiğini hissettim. "Benim kafa ikimize de yeter bebeğim." Serdar, Anıl’a bebeğim diyen Serhat’ı duyduğunda kahkaha atmıştı ve o esnada Şevval ile birbirimizi garip bir ifadeyle izledik.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Biz şimdi ne dinliyoruz?" dedi Şevval dayanamayarak ve panikle ona sus işareti yaptım.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Yakalanmayalım şimdi," dedim parmağım dudağımdayken.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serdar "Peki ya sen, Sa-" diyordu ki Serhat, Serdar'ın konuşmasını engelledi ve sebebini ise anlamıştım sanırım. Panikle Şevval'in yüzüne baktım ama o pek de bir şey fark etmiş gibi durmuyordu. Belki de gerçekten Şevval, Serhat'ın isteğine çok uyumluydu, zekâ konusunda.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ne olur ne olmaz diye biraz daha geri gittim, Serhat ise Serdar'ın kuracağı cümlesini isim vermeden tekrarladı. "Peki ya senin tercihlerin ne yönde?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Şevval ile kapıdan onların sohbetlerini dinleyeceğim aklıma hiç gelmezdi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Bir de soruyor musun?" dedi o kalın erkeksi ses. "Kızıl saçlı prensesim neyse benim de tercihlerim odur." Sanırım bu abimiz sahipliydi. Cidden sırf ses tonundan dolayı zihnimde simsiyah bir dev gibi hayal ediyordum o konuşan kişiyi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Sanki bütün gözler Serkan'a çevrilmiş gibi Serkan da isteksizce açıklama yaptı. "Çok konuşanı hiç sevmiyorum az konuşanı da sevmiyorum. Kafamı açmayın benim."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serdar mecburi boğazını temizledi, sanki gözler bu sefer ona çevrilmişti. "Abi ben kavga gürültü çıkarmayan herkesi severim ya."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Erkeklerin kahkahasına ortak olmak istiyordum ama yakalanırız diye Şevval ile kendimizi gülmemek için kasmıştık.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Sizce de çok sıcak olmadı mı?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Elimle yüzüme vurdum ve yine Şevval'in bir şey anlamayarak onları dinlemeye devam ettiğini fark ettim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Fark ettiğim bir detayla "Allah seni," dedim Şevval'e kızarak. Kaşlarım çatıktı ve gergin ifadem ile Şevval'e bakmaya devam ettim ama o yine bana ne var dercesine baktı. "Deminden beri ayakkabının gölgesi kapının altına güneşten dolayı yansımış." Şevval başını eğip bu detayı fark ettiğinde bir anda geri gitti ve bir anda gölgesini bir aptal gibi yok etti. "Cidden artık Serhat'ın neden benim beynim ikimize de yeter dediğini daha iyi anladım." Partnerinin kendisinden gizli saklı iş çevirememesini sağlayabilmek içindi elbette.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Şu kapıyı açayım da içerisi biraz cereyan etsin." Serhat'ın sesiyle dudağımı ısırdım ve "Üç deyince koşuyoruz," dedim panikle ve geri geri gittim. "Direkt üç."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat dinlendiklerini dile getirmeden arkadaşlarına çaktırmış olmalıydı çünkü Anıl'ın "Kim bilir yine kime ve kimlere rezil olup da bokumuzu gösterdik?" diye konuştuğunu duymuştum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Şevval gülerek bahçeye doğru koştuğunda ben de kahkaha atarak merdivenlerden çıkmıştım, kendi sınıfıma girdiğimde bile yüzümde bir gülümsemem vardı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Dördüncü ders de tarihti, Ahmet hocamızı sevmiyordum çünkü onuncu sınıftayken 100 aldığım tarih dersinden sırf dersinde sessizim diye sözlüme 90 girmişti. Zaten bazı öğretmenlerin de öğrenci psikolojilerini anladıklarını hiç düşünmüyordum, neden bu kız çok sessiz acaba diye düşünüp benimle baş başa bir konuşmaya girişmemişti ve direkt ben çok suskun olduğumdan sözlüme sınav notumdan düşük vermişti. Zaten güzel tarih anlatabildiğini de düşünmüyordum ve sırf bundan dolayı da 1071 Malazgirt'ten başka bir şey bildiğim de yoktu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Teneffüse girdiğimizde bizim için oluşan boşluğu düşündüm, çok fazlaydı. Şimdi beden eğitimiydi, ondan sonra bir saatlik öğle arası ve sonra da yine beden eğitimi. Son iki saat ise bu kadar boşluktan sonra edebiyat dersi vardı, herhalde son iki saatte içimiz şişecekti.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Beden eğitimi dersi benim için bir ders sayılamadığından okul formamla gelmiştim ve yanıma bu derse uygun hiçbir şey de getirmemiştim ama arkadaşlarımdan bazıları okula serbest gelmişlerdi ve bazıları da üzerlerini değiştirmek üzere sınıftan ayrılmışlardı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Arkadaşlarım dışarıda oyun oynarlarken ben de ilk yirmi dakika matematikte işlediğimiz konuların üzerinden geçtim daha sonrasındaysa yürüyüş yapma amacıyla sınıftan ayrıldım.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bahçeye çıkmak istemiyordum çünkü onların mutlu mutlu oynadıkları oyunlara uzaktan bakmak hoşuma gitmiyordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ama ben de oynamıştım, bir kez bile olsa en azından içimde kalmayacaktı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Binanın içini öylesine turluyordum sonra yangın merdivenlerinden inerek bodrum kata kadar geldim. Bu karanlık koridor bile bir sürü yere açılıyordu. Kadın ve erkek mescitleri, resim sınıfı, beden eğimi öğretmenlerinin takıldığı ve beden eğitimi için gerekli araç gereçler, asansör boşluğu, kız ve erkek soyunma odaları, MEB'in verdiği kitapları koymak için ekstradan bir köşe, öğrenciler oturabilsin diye birkaç bank.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Banklardan birinde tanıdık iki kişi gördüğümde kapının gerisine çekildim fark edilmemek için ve izledim. Şevval'i ve Serhat'ı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

İkisi de bir bankta oturuyorlardı, Serhat oturduğu yerden bacaklarını açmıştı ve Şevval de onun yanına oturmuştu, Şevval'in elindeki telefona bakıyorlardı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yakın duruyorlardı, mutlu olmalarını beklerdim ama ikisinin de yüzü taş gibiydi, özellikle de Şevval'in yüzü tıpkı bir mermer gibiydi bembeyazdı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Şevval elindeki telefonu diğer parmağıyla kaydırıyordu sürekli, sanki fotoğraflara bakıyorlardı. Şevval bir fotoğrafta sabit kaldığında üzülerek bir şey gördü ya da utanarak veya her ikisi de hatta omuzlarını bile kendisine çekti ama Serhat hiçbir tepki vermedi, mimik oynatmadığı esnada sadece Şevval'in telefonuna bakmaya devam etti.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat'ın düz ve sabit bakan neon yeşili gözleri ve Şevval'in fotoğrafa acıyla bakan gökyüzü mavisi gözleri üst kata çıktığım zaman bile gözlerimin önünde gibiydi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Öğle arasına girmeye on dakika kalana kadar da Serenad'ı okumuştum sonra acıktığımı hissettiğimden yanıma telefonumu ve cüzdanımı alıp karşı binaya geçmiştim. Bizim okulun öğle arasına girdiğimizi gösteren zili daha çalmamıştı ve bizim binanın kantininden daha güzeldi bu geldiğim yer. Sadece birkaç üniversite öğrencisi vardı içeride.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yan gözle cam kenarındaki dördüncü masaya bakmıştım ve kimsenin şu an orada oturmadığını gördüğümde ise gözlerimdeki o çekinceli bakış son bulmuştu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kendime yemek için sadece bir çubuk kraker almıştım ve parayı ödedikten sonra arkamı dönecektim ama burnuma dolan ada çayı kokusu parayı uzattığım adama bakmaya devam etmemi sağlamıştı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Neden bizi diniyordun?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Karşımdaki adamdan engebeyle gözlerimi çekebildiğimde fark edilmeksizin bir nefes aldım ve Serhat'a doğru döndüm, bu kadar dibime girmiş olmasını beklemediğimden ise ilk önce geriye gittim, gidemedim ve tezgâha sırtım yaslandığı gibi de sola doğru kaydım.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat bana o uzun boyuyla üstten ve sabit bir şekilde bakmaya devam etti, mecburi olarak onun neon yeşili gözlerine bakmayı sürdürdüğümde ise ağırlığımı tek bir ayağıma verdim. "Ne dinlemişim ben?" Bekledim, burnumdan sessizce nefes aldım. "Neyden bahsettiğini bilmiyorum."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Beni dümdüz incelemeye devam etti. "Tek ayağının üstünde çift yalan söyledin, Hira. Bunun farkında mısın?" Sadece gözlerime baktığı hâlde ve ben aslında iki ayağım yerdeyken bile ağırlığımı tek ayağıma verdiğimi anlayabiliyordu. O kadar ince bir dikkati vardı ve bu aslında çok korkulasıydı. "Yalana olan yirmi dört saatlik yeminini bile ancak gerçekleştirebilmiş bir kişisin sen. Unuttun mu?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Sabahki sıcaklığı yok gibiydi. Dişlerimi sıkıp yutkunduğumda Serhat'a Serhat'ın ağzından cevap vermem gerektiğini anlamıştım. "Erkek arkadaşlarına dinlendiğinizi Şevval'in ayağını bahane ederek sunduğunu biliyorum." Ona dikkatlice baktım, devam etmemi bekliyordu. "Ve o sınıfın içerisinde bir ismin söylenmesini engellediğinden de zaten benim sizi önceden dinlediğimi sen de önceden anlamıştın." Dudaklarımı birbirine bastırdım. "Ama Şevval benim yanıma gelmeden önce telefonuna bakıyordu, yani sana sizi dinlediğime dair bilgilendirici bir mesaj atmış olmalıydı zaten."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Öyle mi düşünüyorsun, sadece?" diye sordu Serhat, o kadar paragrafıma karşın tek bir cümle kurdu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Buradan ayrılmak için biraz daha yana kaydım ve Serhat'tan bakışlarımı kaçırdım, zorlanarak. "Sizi dinlemeye başladığımda birden konu değiştirdin, uyduruk kadın konularına bilerek geçiş yaptın."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat'a bakmıyordum ama göz ucu çok çok az gülümsediğini görebiliyordum ve hâlâ da bana bakıyordu, gözlerini kısarak.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bir anda kantinin baş kısımlarında bir erkek grubu laf dalaşına girdi, bağırdılar sonra iş ciddi bir kavgaya dönüştüğünde omuzlarımı öne eğip kollarımı göğsümde bağladım. Buradan gitmek istemiştim ama kapının önünde kavga çıkmıştı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bir adam hızını alamadı ve sandalyeyi havaya kaldırdığında Serhat anında önüme geçmişti, Serhat'ın sırtıyla bakışmıştım.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat sadece yana ufak bir adım atmıştı fakat içimde doğan his büyük bir mutluluktu. Ama dikkatli düşündüğümde de korunmayı hak edecek hiçbir şey yapmadığımı fark etmiştim. Olmadı, hissedemedim ve yine yana kaydım, Serhat başını omzuna eğip bana baktığında ise ona hiç bakmamıştım. Ve sonra Serhat da yana kaydı, bu resmen benden uzaklaşmaydı ve bu yaşıma kadar korunup kollanmadığımdan nasıl hissedeceğimi ya da nasıl davranacağımı bilemediğimden yine birinin raylarıma oturmasına izin vermemiştim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kalbim zaten onarılamamıştı eskiden beri ve şimdi de sağlam bir yürek taşıyamayacağımı düşündüğümden bana yara bandıyla yaklaşanlardan da kendim uzaklaşıyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Doğru düzgün bir lise kavgası görmemiştim ama şu an gördüğüm kavga meslek lisesi kavgalarından bile daha ciddi duruyordu. Yine de korkmuyordum nedense, yanımda Serhat var diye miydi yoksa kavga eden kişilerin aslında birer bilinçli bireyler olduklarını düşünmemden miydi bilemiyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kimse o gruba girip de kavgayı ayırmıyordu ama sonra kapının dışından bir bağırış duyuldu, Anıl tam kapıdan içeri öfkeyle girerken aslında kavganın da ortasına düşmüştü. Nasıl oldu bilmiyordum ama Anıl'ın o an gözü döndüğünden herhalde masaya bir tekme attı sonra kavga edenlerden birine kaya çarpması yaratacak kadar çarpıp geçtiğinde adamlar kavga etmeyi bırakmışlardı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ne olduğunu anlamaya çalıştığım esnada "Yeniden önüne geçmemi ister misin?" diye sordu Serhat parmaklarıyla bıyık kısmını kaşıdığında. "Çünkü Anıl gerçek kişiliğini takınmış bir hâlde buraya doğru geliyor."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Sen?" dedi Anıl, Serhat'a bakıyordu ama öfkesinden cümle kuramıyordu. "Neden ki!?" Tüm bu öfkeye karşın kahve gözlerinde merhamet vardı. "Senin bütün sınavın benimle mi? Ben senin rakibin değilim Serhat."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Anıl bize doğru ilerlemeye devam ederken Şevval arkadan hızla çıktı ve bir anda Anıl'ın önünde sarı saçları savrularak dikeldi, kollarını da iki yana açtı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Serhat'a doğru adımlamayı keseceksin."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Çekil önümden."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Hayır," dedi Şevval acayip net bir sesle. "Sen geri gideceksin."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Anıl, Şevval'in arkasındaki masaya ellerini dayadı, Şevval'i kıskacı altına aldığını düşünmüştüm ama Şevval yine acayip bir cesaretle Anıl'ın yakalarından kavradı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bir keresinde bir sınıfta Serhat ile uzun uzun bakışırken en zorlu bakışmalardan birini yaşadığımı düşünmüştüm ama biz Serhat ile birbirimize çok anlayışlı bakmışız, asıl acımasız bakışlar ise mavi ve kahve gözler arasında gerçekleşmiş.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Her gün televizyonlarda kınadığım o şiddet yanlısı alçak adamlardan olmak istemiyorum," dedi Anıl, vurgularla ve dinlenmelerle. "Bırak yakamı."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Şevval sıfır korkuyla başını omzuna eğdi. "Buradan ayrılacaksan neden olmasın?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Şevval kişileri içine geç kabullenirdi ama kabullendiğinde de onları bütünüyle kendi parçası yapardı ve o kişilerin tamamen bir güç kaynağı olurdu. Şu anda Serhat'ın bir güç kaynağı olmasına gerek var mıydı bilmiyordum ama Şevval'in en yakınlarını ölesiye savunduğuna emindim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat'a yandan baktım, çok alışılmış duruyordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Anıl geriye gittiği için Şevval de Anıl'ın yakasını bırakmıştı, sonra Şevval bize doğru döndüğünden Anıl'ı göremedi ve Anıl yine bize doğru geldiğinde Şevval de bize doğru atılmak istedi ama dizi önündeki masaya çarptı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Bana karşılık ver, tamam mı Serhat?" dedi Anıl ve Serhat'ın en yakınlarına elini dahi kaldırmadığını biliyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Anıl aslında hiçbir şey yapmayacaktı ve belki de sadece konuşacaktı ama dayanamadım ve bu sefer ben Serhat'ın önüne bir anda geçtim ve "Yeter," dedim tam Anıl'ın gözlerine bakarak. "Tartışılacak bir ortam bile değil burası, farkında mısın, Anıl? Kaos ortamını dışarıya saklaman gerekirdi."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat'ın arkamdan güldüğünü işittim, Anıl sadece bana baktı. Hayal kırıklığı yoktu ama gözlerini Serhat'a çevirdiğinde bir parçası daha Serhat'ın tarafına çekilmiş gibi canı acıyarak durdu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

İkisine de tuhaf bir şekilde kanım sıcaktı ama Serhat’ın önüne geçmemle Anıl’a karşı Serhat’ı tercih etmişim gibi görünmüştüm.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Öfke ve sabır konusunda eğitim almış olsaydın seninle konuşarak anlaşabilirdik, Anıl."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat’ın, Anıl’a sarfettiği sözlerinden sonra dayanamadım ve kantini de ilk ben terk ettim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Daha önce hiç aşamalı ve birbirinden üstün kavga edilen bir ortam görmemiştim. İlk ben ve Serhat tartışmıştık, en zayıflarıydık sonra başka bir erkek grubu sonra Anıl'ın baskın hâli sonra Anıl'a kafa tutan Şevval ve en sonunda ise nokta görevi gören ben.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

OKUL ÇIKIŞI.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

SAAT 16.10

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yorucu bir pazartesinin daha sonuna gelmiştik ve okul çıkışı olmasına rağmen sınıfı terk etmiyordum çünkü hâlâ otobüs duraklarının ilerilerini öğrenememiştim ve şimdi okuldan ayrılsam bile birkaç otobüse üst üste binemeyeceğimden dışarıda zaman kaybetmek istemiyordum. En azından şimdi ders çalışırsam ve benim ders çalıştığım süre içerisinde de öğrenciler evlerine ulaşmış olursa her şey daha verimli olurdu, hem zaten diğer okulları bilemezdim ama kendi sınıfımdan doğru düzgün ders çalışanı görmüyordum ve her bir ezberim beni sıralamalarda daha da öne atardı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Dershaneye giden arkadaşlarımın da benden önde olacaklarını sanmıyordum, son sene bence dershane yorardı ve insanın bireysel de çalışması gerekiyordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Uzun bir süre boş sınıfta ders çalıştım, okul boş olduğu için sınıf sessizdi ve en sonunda personel bir bayan sınıfı temizlemek için sınıfa girdiğinde de çantamı sırtıma takıp eve gitmek için bahçeye çıkmıştım.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Sırtımda çantam, tek elimde hem otobüs kartım hem telefonum yürüdüğüm esnada sol ayak bileğime bir top çarptı, ayak bileğimin yamulduğunu düşündüm ve bağırmamak için kendimi kastığım sırada ise yere eğilmiştim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Pardon," dedi Cafer ve yanıma geldi, bana yardım edeceğini sanmıştım ama o sadece topu aldı ve bana arkasını döndüğünde arkalarda Hivda'yı ve Begüm'ü de görmüştüm. Boş bahçede top oynuyorlardı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Paçamı silkeledim kaşlarım gerildiğinde, bileğim acıyordu ve yavaşça ayağa kalktım. Umursanmadım. Umursamadım.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Sağlam ayağımla adım atacağım esnada bizim binanın köşesinde Serkan'ı gördüm, kaşlarını çatarak bana bakıyordu, yine sessizce ve o an gözlerinin neden gecenin bir vakti okyanusun aldığı o koyu hâli aldığını anladım çünkü aynı ıssız bir sessizliğe sahiplerdi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Boksörcü bir fiziği vardı, yine simsiyah giyinmişti ve nefesini verdiğinde bakışları benim arkadaşlarımı buldu, kaşları daha da çatıldı ve siyah gömleğinin bileklerini sanki dövüşe hazırlanırmışçasına katlayıp onlara doğru ilerlediğinde hayır anlamında başımı salladım. Fark etti, bana baktı ve başı belaya girmesin diye bile değil, gerçekten değmeyeceğinden Serkan'ı engelledim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yine elbette ki bana bir şey demedi, karşı binadan dikkatlice bir yere odaklandıktan sonra ise bizim binanın arkasına doğru gitti.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serkan'ın gömleğinin bileğini katlaması küçücük bir hareketti ama anlamı çok ağırdı, çok büyüktü ve bu küçücük hareketi bile içimde büyük bir mutluluk uyandırmıştı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ben bugün hep küçük eylemlerin doğurduğu büyük mutluluklar diyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Eskiden beri onarılamayan bir kalbim vardı, onarılmaya çalışılmasına ise alışık olmadığımdan bana yara bandıyla yaklaşanları sürekli kendimden uzaklaştırıyordum ve gerekirse de ben geri gidiyordum ama Serkan'ı kendimden uzaklaştırmasaydım ve o benim arkamda olduğunu arkadaşlarıma gösterseydi sonucunda Serkan ile bir iletişimim olabilirdi belki ama işte, bunu da kendi ellerimle engellemiştim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Attığım her adımda sol bileğimi zorluyordum, acıyordu, yamuk yürümem gerekirdi ama bahçeden ayrılana kadar düzgün yürüyebilme konusunda kendime işkence çektirdim ve otoparka gelebildim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Normal okul çıkışı zamanında okuldan ayrılsaydım bu şansla ve bu çevreyle yine bir zarara uğrardım, şimdi de bir zarardaydım ama en azından otobüse binip eve erken gidebilme ihtimalim artmıştı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Etrafta kimse olmadığından bu sefer acımı göstererek yürüdüm, yürüyemedim ve derin bir nefes alıp durdum ardından okul çantamı sırtımdan indirip yere bıraktım. Adım attıkça canım yanıyordu ve otobüs durağına gidebilmek için de bana bir dış etmen lazımdı. Mesela buraya Caferler gelseydi gururdan hiçbir şey olmamış gibi yürüyebilmeyi cesaretle yapardım.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ayaktayken acıyan bileğime bakabilmek adına başımı aşağı eğdim. "Yürüyemiyorum."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bir anda arkamdan biri beni hem dizlerimin arkasından hem de belimden tutup kucağına kaldırdığında refleksle çığlık attım ve "N'oluyoruz?" diye bağırdım.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Gariban bir öğrenci olduğumdan ağırlık almaya param yok, onun yerine seni kaldırsam olur mu?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Hiçbir şey anlayamadım, ada çayı kokusunu içimde hissettim sonra farkında olmadan tek dirseğimi Serhat'ın boynuna doladığımı fark ettiğimde kollarımı kendime çektim ve dehşetle Serhat'a baktım. "İndir."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ben şu an havada mıydım? En son birinin kucağında olduğumda daha bebektim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bana neon yeşili gözleriyle baktığında yakınlıktan başımı uzaklaştırmak adına geriye götürmüştüm. "İndirir misin?" dedim yeniden.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Ama spor yapmamı engelliyorsun şu an?" Benimle alay edercesine eğlendi resmen ama ciddi baktı. "Ağırlık almaya param yok diyorum, anlamıyor musun?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yüksekteydim, yükseklik korkum yoktu ama dehşet içerisinde olduğuma emindim. Büyüdüğümden beri ilk kez kucaktaydım diye mi yoksa Serhat'ın yürüyememiş olduğumu görmüş olmasından mıydı işte orası tam bir bilinmezlikti.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kollarımı kendime çektim ve bacaklarımı teması kesmek adına havaya kaldırdığımda Serhat'tan öte tarafa dönüp yerdeki okul çantama baktım sonra elimdeki telefonumu ve kartımı fark ettim, ikisini de farkında olmadan sıkıyormuşum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Temasımızı farklı bir bilinçle fark ettiğimde yeniden ona döndüm, göz göze geldik ama bu sefer hissederek sonra bakışlarımı kaçırdım.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Tamam," dedi Serhat ve sakince yere bıraktı beni, iki ayağıma da bastığım esnada geri gittim ve yerdeki çantamı alıp acilen omzuma taktım.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Gözlerim açık şekilde sağı solu tararken Serhat'ın gitmesini bekliyordum ama karşımda bana bakmaya devam ediyordu. "Yine aynı şekilde tek ayağının üzerinde bana yalan söylemeni bekliyorum."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Anlamadım?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Ağırlığını tek ayağının üzerine vermeni bekliyorum," gözleri sol bileğimi buldu, "özellikle de sol ayağına."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat ya topun ayak bileğime çarpmasına şahit olmuştu, ya Serkan söylemişti ya da demin yürüyemediğimi görmüştü. "Git," dedim ona sadece.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Yürü," dedi cevap olarak.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Üzerimde bir baskı hissettiğimden buradan ayrılma ihtiyacı hissettim sonra yürümek istedim ama beni izleyen yeşil gözlerin karşısında bunu yapamadım. Demin yürümem için bir etken olması lazım demiştim kendi kendime ama Serhat bu etkenlerin tam tersiydi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Seni kötü mü hissettiriyorum?" Gözleri üzerimdeydi ve beni anlamaya çalışıyormuş gibi baktı. "Gördüm, bileğine top çarptı ve bileğin burkuldu." Kıvrak zekasıyla arkadaşlarımın o topu bana bilerek attıklarını anladığına emindim ama konusunu açmadı. "Seni eve ben bırakabilirim, eğer istersen tabii."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Nasıl?" İlk kavrayamadım. "Yani olmaz." Aklıma direkt babam geldi. "Gerek yok."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat başka bir yöne bakarak derin bir nefes aldı. "Peki sadece durağa kadar bıraksam?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yabancıların arabasına binmemeliydim. Serhat yabancı mıydı? Ailemden kimse Torbalı'da değildi yani kimseye yakalanmazdım. Kısa kısa karar verme aşamalarını gözden geçirdiğim esnada "Durak buraya çok yakın zaten," dedim ama Serhat beni beklemeden ilerledi ve "Tesadüfe bak ki arabam tam olarak arkanda," diye cevap verdi. “Yoksa kader mi demeliydim?”

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat arkama doğru ilerlediğinde ben de arkamı dönmüştüm, kapısını açtığında ise ani bir kararla "Peki," dedim ve aynı anda üstten basık siyah farlı beyaz arabasına bindik.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bu araba zihnimin birçok köşesindeydi ve şimdi ise bu arabanın içerisinde yer edebilmiştim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Çantamı ayaklarımın dibine attım, Serhat motoru çalıştırdı ve otoparkın çıkışına sürdü. İkimiz de kısa mesafe olmasına rağmen kemerimizi takmıştık ve ikimiz de sessizdik. Arabanın içerisini inceledim, konforluydu ve ne işe yaradıklarını bilmediğim ışıklı bir sürü tuş vardı. Kapımı açmak için yer eden kısımların yanı bile tuş kaynıyordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Sanki gerginlik var gibiydi ama daha çok sinsilik kokusu. Hayır, daha çok Serhat kokusu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

İleride durağı gördüm ve kapı kolunu hafiften tuttum sonra Serhat bana yandan kısa bir bakış attı, dudakları aralıktı ve ona tamamen döndüğüm esnada ise tam durağın önünden geçerken gaza hiç olmadığı kadar çok bastı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Sessizlik içerisinde ona bakarken hiç olmadığı kadar gülmüştü.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Dudaklarımı yaladım ve "Yalan," dedim, bu arabanın içerisinde söylediğim ilk kelimeydi. "Yalan söyledin."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Hayır," dedi Serhat başını olumsuz anlamda sallarken. "Sadece kandırdım." Dönüp dolaşıp aynı konulara geliyorduk. "Sana rahatça yalan olmayan cümlelerimi söyleyebiliyorum ve bu bile seni kandırdığımın bir göstergesi sayılır."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Dirseğimi kapıya yaslayıp elimi de alnıma yerleştirdim, karşıyı izledim. Her ne kadar Torbalı'nın son uç kısımlarını bilmesem de çıkışını biliyordum, gergin değildim ama gergin gibiydim de ve şu an hiçbir şey soramıyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Seni kaçırmıyorum, hiçbir şekilde organ kaçakçılığı yapmadım ve kadın tacirliği de öyle." Bana açıklama yapıyordu, nefesimi verip sırıtmıştım. "Sadece evine bırakacağım, gerçekten."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Torbacı kılıklı birinden bu sözleri işitmek çok absürt." Onu inceledim; sol kolunu, anlayamadığım dövmelerini, uyuyamamış hâlini ama yine de güçlü duruşunu ve saçlarının dağınıklığından artık Serhat'ın bir tarağının olmadığını düşünüyordum. "Beni eve bırakma amacın ne?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Evim zaten Ayrancılar’da, aynı semtte oturuyoruz ve şu an zaten güzergahım da o yönde. Neden seni sadece durağa kadar bırakayım ki? İkimiz de enayi miyiz?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Gülme, Hira. O seni kandırdı. Gül, Hira. Kalbimi onarmaya engellediğim biri bana yardım ediyor.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bu konuları pek anlamazdım ama Serhat'ın deyimiyle gariban bir üniversite öğrencisinin böyle bir arabasının olması imkansıza yakındı ve ben Serhat'ın sivil bir polis olduğunu düşünmeye başlamıştım çünkü bir günlüğüne otobüs şoförlüğü yapması bile bir araştırma kaynaklı olabilirdi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Otobüs anıların var mı, Serhat?" Gizemli Adam'ı anmıştım bir nevi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Otobüslerle pek de bir anım yok." Gizemli adamın sözünün tersiydi bu, bilerek de böyle konuşuyor olabilirdi. Beklerken düşündü. "Ama geçen otobüs şoförü olmuştum, sen de vardın hatta yanımda. Bu bir otobüs anısı sayılır mı?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Neden sayılmasın ki?" dedim sorusuna soru sorarak.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat sol eliyle direksiyonu tutuyordu ve sağ eli ise yumruk halinde bacağının üzerindeydi. Sakin bir sürüşü vardı, gereksiz hızı yoktu ve trafikte insanlara sürekli yol vermesinden babamı anımsamıştım. Sabırlıydı. "Gerçi daha yeni otobüslere binmeye başladın ama yine de senin anlatacak otobüs anıların vardır."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Otobüslere binememe ve oturamama dışında "Otobüs anım yok, senin şoför olduğun gün hariç," dedim, bir detay fark etmiştim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Kesin olur o zaman." Neye dayanarak bunu söyledin, Serhat?

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Senin de kesin olur o zaman."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Son cümlemden sonra Serhat'ın yüzü acıyla gerildi ve direksiyonu tamamen bırakıp sadece baş parmağını kalbine bastırdı. Altıncı hisleri kuvvetli dedim kendi kendime ama kalp krizi geçirmezdi herhalde.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Otoyoldayken yeniden ama bu sefer iki eliyle direksiyonu kavradı. Serhat'ın görünüşünde bir kusur yoktu ama iç kısmını anlayamıyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Sen hiç uyuşturucu kullandın mı?" diye sordum en sonunda. "Alkole bağımlı değilsindir, değil mi?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Dudağının tek kenarını ısırdığını gördüm. "İki yıl önce falan kullanmışlığım olmuştu."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kaşlarım havaya kalktı. "Bırakması zor olmadı mı?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Onu hiç garipsemediğimi fark etti. "Zayıf bir iradem hiç olmadı, kolay kolay da hiçbir şeye bağımlılığım olmaz, zaten spora tekrardan başlayınca bir daha da kullanmadım."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Çok para kazandırıyor muydu?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Ohoo," dedi gülümserken. "Deli paralar dönüyordu, zaten ben de otuz yaş üstüne satıyordum ama sözde arkadaşlarım falan benden istedikleri zaman fiyat konusunda sıkıntı çıkartıyorlardı. Fena ara bozan bir iş, tam bir bok yoluydu." Direksiyonu tamamen bıraktı ve geriye yaslanırken parmakları saçlarının arasındaydı. "Böyle bok işlerine bulaştığın zaman hep daha da güçlü olmalısın, fiziken de ruhen de çünkü seni ezebileceklerini asla düşünmemeliler."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat'ın anlatısını dinlemek hoşuma gitmişti. "Fazla hız yapmıyorsun, neden?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Otoyolda düz ilerlemeye devam ediyorduk, Kuşçuburun'daydık ve esmer tenli Çingen yaşlılar yol kenarındaki kahveleri doldurmuşlardı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Sabit durmaya devam etti ama yutkunmaya direndiğini düşündüm. "Emanet sayılırsın."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

İki kelime, küçücük bir yer kaplaması lazımdı kalbimde ama ben yine küçük eylemlerin doğurduğu büyük mutluluklar diyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Değerli hissetmek de kalbin onarılmasında etkiliydi, bunu fark etmiştim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Babanın arabası var mı?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Evet," dedim geriye yaslanırken, bu konuşmalar çok tanıdıktı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Markası ne?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Dacia." Evde bir konuşma geçmişti, hatırlamıştım. "Ama galiba değiştirecek, babam Citroen Nemo almayı düşünüyormuş."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Tam bir aile arabası," dedi Serhat ama bir şeylerin eksikliğini onun sesinde hissettim. Sanki ben bir şeye sahiptim ve bendeki bu varlık Serhat’ta yokluktu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bizim çarşının petrol ofisine yaklaştığımız zaman "Ara sokaklardan girer misin?" dedim çünkü beni tam olarak evin önüne bırakmasını istemiyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Tarif et," dedi ve ona alayla gülmek istemiştim çünkü içimden bir ses onun yolu zaten bildiğini söylüyordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Sağ tarafa gir, PTT'nin solundan da düz devam et."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat dümdüz devam ediyordu ve tahmin ettiğim gibi yolu bir daha da bana hiç sormadı. Annem Fırat'a Anıl'ın yanındayken evimizi tarif etmiş olsa ve Serhat da Anıl'ın yanında yer etse evin yolunu nereden bildiği çıkıyordu ama bu benim çıkarımımdı sadece, ya da olmasını istediğim düşüncemdi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bizim evin üst mahallesindeki sokaktaydık ve Serhat yüksek ihtimalle tarla yolundan zeytin tarlalarının olduğu ormanlık alanlara girdikten sonra aşağı inecekti ve beni bizim evin yolunun baş kısımlarında bırakacaktı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Neden hiç benim seni eve bırakacağımı anladığını dile getirmedin?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat'a doğru döndüm ve sessiz kaldım, nasıl da labirentin içinde bile anlaşabiliyorduk ve ince detayları fark edebiliyorduk ama.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Arabaya bindiğin ilk anda kemerini taktın," dedi Serhat kaşları havadayken ama bana hiç bakmadı, dudakları aralıktı. "Kısa mesafeye rağmen hem de."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Çünkü sen de takmıştın."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Hayır," dedi sabırla. "Aynı anda taktık." İkimiz de bu yolculuğun kısa sürmeyeceğini biliyorduk ama bu yolculuk sadece bu anı kapsamıyordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ormanlık yolu izledim, yol çok dardı ve camı açıp kolumu uzatsam herhangi bir ağaca dokunabilirdim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Bana bir cevap vermeyecek misin, Hira?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Hafifçe yutkundum, Serhat ise arabayı fazlasıyla yavaş sürüyordu. "Elbette ki güvenmedim ama senden korkmadım da. Yani, belki de durakta indirirdin beni, bunu bilemezdim ama o da bir yoldu, beni eve bırakman da bir diğeri."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Pekâlâ, Hira," dedi Serhat sonra nefesini verdi. "Neden benden korkmuyorsun? Çünkü genelde görünüşüme göre tam tersi bir düşünce içerisinde olur insanlar ve haksız da sayılmazlar."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Hafifçe güldüm, beni korkutmaya çalışıyordu ama sözlerinde yalan da yoktu. "Neyinden korkacağım ki?" Gerçekten düşündüm hatta geriye yaslanırken gözlerimi de kıstım. "Hayır, hiç korkum yok. Bağırsaklarımla ip atlayacak olsan bile."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat bana başını çevirerek baktı, yine sakindi bakışları hatta yüz ifadesi bile sonra önüne döndüğünde bırakmış olduğu direksiyonu yeniden tutup düz gitmesi gerekirken sağdaki yola girdi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Sabit bakmaya devam ettim, hiçbir şekilde bağırmazdım ve hiçbir şekilde korkumu belli etmezdim ama zaten şu anda hâlâ bir korkum yoktu. Aksine merak vardı, mesela neden evimden giderek uzaklaşıyorduk? Serhat'a arkamdaki cama yaslanarak baktım bu sefer, bekledim ve kendisi bana doğru dönmedi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat hiç yutkunmadı ve ilerisine bakarken gözleri kısık bile değildi, sadece göz kapakları yüksek ihtimalle yorgunluktan ve uykusuzluktan düşüktü. Alışılmış baygın bakışları neon yeşili gözlerinin yarısını kaplamıştı. "Koltuğun köşesi ve araba camı arasındaki o boşluğa yaslanmak daha mı rahat yoksa o şekilde ifademi daha mı rahat okuyabiliyorsun?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Her ikisi de." Bekledim. Nasıl bir gururum varsa artık; beni nereye götürüyorsun, ne yapacaksın gibisinden bağırmalarda bulunamıyordum. "Gezmeye nereye gidiyoruz tam olarak?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yine yutkunmamıştı ama bu sefer dudaklarını çok az birbirine bastırdığını görmüştüm. "Benim eve." Vitesi bire aldı, o derece yavaş sürüyordu ve yine ormandaydık. "Biraz kaba oldu sanki." Düşündü. "Ricama icabet benim eve seni götürsem kabul eder misin?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Ricanı reddedebilme hakkım olduğundan cevabım hayır."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Peki." Noktalı peki.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat'ın ısrarcı olmamasına bir anlam verememiştim çünkü kurduğu tek bir kelimesine inanmamıştım, arabayı geri geri sürüp asıl girmemiz gereken yola girdiği hâlde bile hem de.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bizim mahallenin baş kısımlarına girdiğimiz zaman arabanın dışının siyah filmle kaplı olmasına şükretmiştim resmen. "Beni burada indirir misin?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat arabayı durma derecesinde yavaşlattığında "Oturduğunuz yere birkaç bina daha var ama," dedi ve evimi nokta atışı bildiği kesinleşmiş oldu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Derin bir nefes aldım, nereden biliyorsun diye bile sormadım. "Annemin komşularının beni bu şekilde görmelerini istemiyorum," dedim dürüstlükle. "Anında yetiştirirler ve ben anneme bir açıklama yapamam."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat arabasını tamamen durdurdu ve "Annemin komşuları," diye beni tekrarladı. "Senin komşuların değiller yani?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Komşu momşu anlamıyorum ben hatta yüzlerine baktığım zaman MOBESE kameraları görüyorum ayrıca çok şeytan ve fesatlar da." Serhat'a baktım. "Üstelik hiç mi bana ne demeyi bilmeyen bir komşu olmaz ki? Ve neden hep kızlar şikâyet ediliyor? Çünkü benim için enayi olan şu olayda erkek kısmı çünkü kendi benzinlerinden yiyorlar. Biri de hiç mi demez vay senin oğlan elin kızlarını dolaştırıyor kazandığınız paraya yazık değil mi vah vay tüh tüh."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Sanırım fazla konuşmuştum ve konuşurken de fazlasıyla el kol hareketleri yapmıştım ve bunun farkına vardığımda derin bir nefes alıp enteresan bir yüz şekline girdim, yüzümü sabit tutup gözlerimi sağa sola döndürdüm.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat biraz bekledi, konuştuğum esna boyunca bana bakmıştı, yine bekledi, garip bakıyordu. Bir şey söyleyecek gibi oldu, dudaklarını araladı sonra vazgeçti. Benim için etkileyici onun için ise derindi bakışları. "Baba parası değil ki." Yutkundu. "Hiçbir komşumla hiçbir alakam yok ve," bir duraksama yaşadı, söyleyip söylememek arasında kalmış gibiydi, "özellikle de karşı komşum sürekli yüzüme bir şey diyemese de arkamdan parlar çünkü kendisi bana ne demeyi bilmiyor ve görünüşe ve içtiğimiz içeceklere göre yargılanıyoruz."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Aynen gariban bir üniversite öğrencisi..." böyle bir araba alacak ve ben de inanacağım diyordum ki sustum ve sivil polis olabileceğini düşündüm en fazla ya da daha kötüsünü düşünmek istemedim. "İkimiz de öğrenciyiz, farkında mısın?" Başımı salladım, tam gülmedi ama dişlerini gösterdi. "Organ kaçakçılığı yapmadığına emin misin veya hâlâ satmaya devam etmediğine de öyle ve evet komşuluğun tek iyi yanı bedavadan aşure yiyebilmemiz."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat dudaklarını birbirine bastırarak başını salladı. Ailesiyle beraber içiyorlardı demek ki ve bu durum bize öyle uzaktı ki garipseyememiştim bile.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kemeri çıkartıp çantamı kucağıma aldığımda "Ben gidiyorum o zaman," dedim ve kulpu tuttum. "Görüşürüz."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Yürüyebilecek misin ki?" derken ona görüşürüz dememe de hafif gülümsemişti ve aklıma daha yeni sol bileğimin burkulduğu dolmuştu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

İçimden doğru ya desem de "Yürüyebilirim," dedim ve kapıyı açtım. Hayır, açamadım. Bir kez daha denedim. Yeniden açamadım ve saçlarımın yüzümü kapatmasını fırsat bilip gözlerimi yumdum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Affedersin," dedi Serhat. "Galiba kapı kilitli kalmış." Ona doğru döndüm. "Bu arada sanırım bende erken Alzheimer başladı çünkü kilitlerin nasıl açıldığını unuttum."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Benimle dalga geçiyorsun," dedim Serhat'a ürkek ama inatçı bir bakış atarak.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Bire taksam araba geri gider mi?" Kendi kendine Alzheimer olduğunu kanıtlamaya çalışıyordu galiba ama R'ye taktı ve geri geri sürdü. "Acemi şansı işte."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Arabanı bir oyuncakmış gibi kullanmayı bırakman gerekiyor."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Net sesime karşın "Böyle ne istediğini bilenlerden de bir ayrı hoşlanıyorum, bilgine," dedi ve arabayı çöp konteynerinin önünde durdurdu. Şu anda olmasa bile önceleri çöpü hep bu konteynere dökerdim ve neden şu an aklıma böyle bir bilgi geliyordu ki? Kaçma dürtüsünden. Zihni başka bir konuyla meşgul etme ihtiyacından.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Neden arabamdan bir türlü inmediğini sorabilir miyim, Hira?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ESHOT kartımı çantamın küçük gözüne koyduğumda telefonumu elimde tutmaya devam ettim. "Kapının kilitlerini açmadığın için olabilir mi?" Her şeye rağmen sakin ve normal bir olaydan bahsediyormuşum gibi çıkan sesime karşın şaşırmasını isterdim, takdir edip hayret etmesini ama o sadece gülümsedi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"İyi de kilitler açık zaten."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kaşlarımı çatarak ona döndüm sonra "Benimle neden oyun oynuyorsun?" diye sordum ciddi bir tonda. Sonra da kapıyı açtım, bu sefer gerçekten açabildim ve tam çöpün önünde olduğumuzdan kötü koku burnuma doldu, ada çayı kokusu ise yok oldu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Oyuncak bebekler ile oynamaya da bayılırım bu arada, yine bilgine."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Arabadan indiğimde Serhat'ın bir seri katil olduğunu düşündüm, avlarının derilerini oyuncak bebeklere geçiriyordu ve onlarla oyun oynuyordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

İleri bir adım attığım esnada Serhat arabasından çıktı ve "Nereye?" dedi ardından aceleyle yolumu kapattı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat'ın önüme geçmesine karşın sırt çantamı daha sağlam bir şekilde sırtıma geçirdim ve elimdeki telefonumu tuttum, ağırlığım ise sadece sağ ayağımdaydı. "Evime."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Evine ne alaka? En son bize gitmiyor muyduk?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Delirmişçesine güldüm. "Alzheimer taklidi yapmayı ne zaman bırakırsın, tahmini?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Taklit maklit yok," dedi kesin bir sesle ve üzerime yürüdü. "Ben ciddiyim, neden bize giderken bir anda indin ki arabadan?" Onun yüzü neden bu kadar ağırdı? "Araba hareket halindeyken de neden bir anda kapıyı açtığını anlayamadım üstelik. Araba tekerleğinin altına ayağın sıkışsaydı burkulmadan bin kat daha kötü olurdun, yine bilgine."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Alayla sırıttım ve ona doğru ilerledim, amaç binama yaklaşmaktı. "Ayağımın burkulmasını hatırladığına göre rol yapmayı bırakabilirsin, Serhat çünkü inan ki salakken daha," çekici, "Berbat ve aptal duruyorsun."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bana öyle bir sinsilikle baktı ki şoktan adımlarımı durduramadım, öyle bir etkiydi işte sonra bana bir adım attığında bir adım geri gittim ardından beni arabasının yolcu kapısına yaklaştırmasının amaç edinmesini fark ettiğimde çöpe doğru yaklaştım ve yine üzerime geldiğinde "Yeter ama," dedim bir anda ellerimi havaya kaldırırken fakat telefonum elimden kaydı ve çöpün içine girdi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Olamaz," diye inlediğim esnada ellerimi arkamda birleştirdim çöp konteynerine dokunmamak adına ve çöplerin arasına karışmış telefonuma baktım. "Alamam ki ama." Elimle alnıma vurdum ve yeniden "Olamaz," diye gevelediğimde ise uçtum, gerçekten uçtum ve daha ne olduğunu bile anlayamadan kendimi çöp kutusunun içinde buldum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Tek kelimeyle şoktaydım. Konumumu sorguladım sonra ellerimi hayretimden iki yana açmış olduğumu fark ettim, keşke fark etmeseydim çünkü çöp kutusuna ellerimle her iki yandan dokunuyordum sonra bir anda çığlık attım ve tiksinerek ellerimi dizlerimin önüne getirdim. Sonra kalçamın da çöplere temas ettiğini fark ettim. Çığlık attım. Elbiselerimin ve ayakkabımın da öyle ama şoktan kımıldayamıyordum ve tek yapabildiğim yeniden çığlık atmak oldu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Vay canına gerçekten çünkü çığlık atmadan önce bu kadar iyi çığlık atabileceğimi bilmiyordum. Çığlık atma konusunda kendimi tebrik ediyordum, cidden.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Sakin ol, sakin," diye bağırdığında Serhat ile aynı anda güldüm, onunki eğlenceydi ve benim kahkaham ise deli sinirindendi sonra elverdiğince çığlık atmaya devam ettim. "Şimdi en yakın Ruh Sağlığı Merkezini arayacağım, sen hiç merak etme, tamam mı? İyi olacaksın, güven bana."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Delirdim," diye bağırdım ona. Elim ile saçlarımı yüzümden çekmek istedim ama ellerimin berbat olduğunu anladığımda yapamadım ve elim havada kaldı sonra iğrenç kokudan nefes almayı bile unuttum. "Delirttin!"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kendimi yalnız hissetmeyeyim diye mi bilmiyordum ama Serhat o kadar çekincesiz bir hâlde çöp kutusunu iki eliyle kavradı ki ona bile hayret ettim. "Güzelim ben senelerdir çöplüğün içindeyim zaten. Ben delirmediysem kimse delirmez."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ağlarmış gibi oldum, elbette ağlamadım ama ifadem o yöne kaydı. "Amacın ne senin?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat çöp kutusunun demirini daha sıkı tuttu, pisliğine hiç aldırmıyordu. "Seni oradan çıkartmak için telefonunu almanı bekliyorum." Baştan ayağı süzüldüm ama yine bir tiksinti ifadesiyle karşılaşmadım. "İzmir Büyükşehir Belediyesi," ESHOT, "Çöplük konteynerinin içerisinden çıkmak istemiyorum ben diyorsan da yani hiç sıkıntı değil, ben oyuncak bebeğim ile bu şekilde de oynayabilirim." İçinde olduğum çöp kutusu aşağı doğru kaydı sanki ve gözlerim irice açıldı. "Tekerleği dönüyormuş, bebek arabası niyetine kullanırım yani, yine bilgine tabii."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Kes sesini," dedim cılız sesimle ve iğrenerek telefonumu aldım. Serhat'a doğru dönüp ona alttan baktığımda ise "Çıkart o zaman beni," dedim emir verircesine ama gururumu bir kenara attığımda yalvarırcasına sonra hâlime daha da güldüm. Ağlayacaktım ama neyse ki ağlamıyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat nefesini verip kısa bir an bana üstten baktı, gözlerini kısarak ve yeniden nefesini verdi. "Senin yerin çöp kovasının içidir demek isterdim ama şu an çöpün içerisine atılmış bir demet papatya gibi duruyorsun."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

İltifatın kendisi de konumu da o kadar yanlış ve hatalıydı ki Serhat'ın odun olmayışına ama bir odundan daha berbat olduğuna da aynı anda inandım.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kaşlarım gergindi. "Çıkmak istiyorum buradan. Aldım telefonumu."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Pekâlâ," dedi ve elimden ilk önce telefonumu aldı ardından iğrenmeden kendi eşofmanının cebine koydu. Telefonuma bulaşan pisliklere dikkat bile etmemişti ve kirlenmekten çekinmemesi gözümden kaçmamıştı. Daha sonra sırt çantamı da sırtımdan aldığında eliyle çantamın altını tiksinmeden silkeledi ve midesinin bulanmadığına da şahit oldum. "Sıra seni çıkartmada."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ayağa kalkacaktım sonra "Bekle," dedi bana sakince ve böyle ezik büzük bir yerde tek ayakla kalkmakta zorlanabileceğimi hatırladım. "Kolumu sana uzatacağım ve üzerime çıkarak inmeyi dene, çekincesiz davran çünkü inan bana, düşmeyeceksin."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ne demek istediğini anlamamıştım ama uygulamalı olarak faaliyete geçtiğimizde bir an aşağı kaydım çünkü Serhat sol eliyle çöpü eğmişti sonra bedenini çöpe yaklaştırdı ve sağ kolunu bana uzattı. Bu kadar güç beklemiyordum, hayır fiziğine bakılırsa beklenirdi ama bu kadarı da şaşırtıcıydı. Sağ koluna temas ederek doğruldum ve eğik çöpten çıkabilmek için Serhat'ın boynuna dolandım, normalde bu kadar temas etmezdim ama onun da üzerinin fazlasıyla pislenmesini istiyordum. Sonra Serhat çöpü yeniden bıraktığında bu sefer bacaklarımı kavradı ve yeniden uçtum, uçmak güzeldi aslında ama yere konduğum gibi "Canın cehenneme," dedim ardından Serhat'ın eşofman cebinden, itina ile ellerimi eşofmanına silerek telefonumu ve çantamı aldığım gibi apartmanımıza doğru ilerledim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Hırstan nasıl yürüdüğüme bile odaklanamamıştım. Binanın girişine geldiğimde demir kapıyı iteklemek yerine ağlarcasına kendimi yere bıraktım ve iğrenç kokuyu umursamadan başımı dizlerime gömdüm. Şu an temizlenemezdim, kurusam bile kokusu geçmezdi, bitmiştim ve tükenmiştim üstelik anneme yalanlar bulmaya çalışıyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Eve gelirken elimdeki peçeteyi çöpe attım ama çöpten bir anda fırlayan kedi yüzünden çöpün içerisine girdim. Olmadı. Beni sokakta köpek kovaladı ve çöpün içerisine atladım. Belki. Telefonum çöpe girdiği için mecburen çöpe girmek zorunda kaldım anne. Tabii kızım sen de zaten çöpe okul çantanla girersin aynen aynenn.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ayakkabımın ucuna başka bir ayakkabı çarptı ve anladım, anında "Git," dedim başımı kaldırmadan. Onunla gitmem için büyük bir çaba veriyordu ama niyetini bilemediğim için her seferinde kendimi geri çekerken buluyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Tek seçeneğin değilim elbette ama bin bir türlü yalan düşünmek yerine benimle gelmeni önerirdim sana. Beş dakikada temizlenip geri döneriz, gerçekten."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Şu an buraya Ebru gelebilirdi, annem çöpü boşaltmaya çıkabilirdi, babam işten dönebilirdi ve türlü türlü yakalanma olasılığım vardı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Bilerek çöpün yanında durduğunu ve beni evine götürmek için bu oyunları oynadığını biliyorum, karşında geri zekâlı biri yok senin."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Sana hiçbir zaman geri zekâlısın demedim ki zaten, Hira." Serhat sanırım hiç sinirlenmiyordu çünkü ses tonu hep dingindi. Önümde diz çöktü. "İnan bana eve girişimiz ve çıkışımız bir olacak."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

En sonunda yüzümü gösterdim ve dikkatli bakışları yoğunlaştı. "Benden hoşlanmak için sence de biraz erken değil mi, Serhat?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bana büyük bir istekle baktığında "Senden hoşlanmama izin vermiyorsun ki," dedi ve dudaklarını yaladı. Elini uzattı. "Şu anda benimle gelmeni istiyorum." Bana uzattığı eline baktım, elini tutmamı bekliyordu. "Nasıl yapılır bilmiyorum ama yöntemlerim bu şekilde ve seninle zaman geçirmek istiyorum."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Büyük bir nefes alıp ayağa kalktım ve "Pekâlâ," dedim ardından düzgün yürümeye çalışarak onu arkamda bıraktım ama Serhat sırt çantamı sırtımdan aldı. Okul çantası bir yüktü ama Serhat'ın elini tutarak ayağa kalkmadım diye onun tarafından terslenmemem ve bana ters bakmaması bir hafiflikti.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Arabanın deri koltuklarının pisleneceğini sana hatırlatmalı mıyım?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yan yana yürüdüğümüz esnada "Dünya malını önemseyen bir insan olmadım ki hiç," dedi omzunu kaldırıp indirirken. "İnsanlar da bir dünya malı bence ve malları önemseseydim," sol kolunu gösterdi. "En basitinden kolum bu hâlde olmazdı."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ona yine kendisi hakkında bir soru sormadım ve sorgusuz sualsiz üstelik üzerimdeki kirleri umursamadan koltuğa geçtim. Durum şuydu ki itina ile Serhat'ın da üzerini kirletmiştim ve bu durumdan hiç de şikayetçi davranmamıştı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Arabasının siyah filmle kaplı olması bir şükür sebebiydi ama çaktırmadan saate baktığımda gördüğüm sonuç bir şükür sebebi değildi. Serhat'a aile içi problemlerimi olabildiğince yansıtmamaya çalışıyordum ama geçen her bir dakikada aileme vermem gereken hesap sayısı artıyordu ve oluşturacağım yalanlarım eksik kalabilirdi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ara sokaklardan gidiyorduk, bildiğim yollardı ve sevdiğim yollardı da ama bu yollardan en son babam ile geçtiğimizi hatırlayınca yüzüm düşmüştü. Karanlıktı, Mügeler ile akşam yemeğine gidebilmek için izin istiyordum, izin alamıyordum ve konuşamıyordum da ısrar için.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

En berbat hislerimden biriydi baskılanmak ve istediğim yöne bir türlü uçamamaktan tüm kalbimle nefret ediyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Gözlerime bir hüzün çöktüğünü biliyordum, sevdiğim yolları izlerken gülümsemek istemiştim ama dudaklarımın kenarlarını yukarıya kaldırabilmek çok zor gelmişti.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yutkunup bu hâlimi anladı mı diye Serhat'a yandan baktığım esnada onu yine iki eliyle direksiyonu tutmadığı bir anda yakaladım, bu sefer dizleri iki yana açıktı ve biraz eğilmişti, düşünceliydi ve yüz ifadesini kendime fazlasıyla benzettiğim vakit aklını başına topladı ve direksiyonu yeniden iki eliyle tuttu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Sanırım aynı anda içimize kapandık."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Başımla onayladım sadece ve tek yaşadığı halde evinde misafir bile olsa ailesinin olup olmadığını soramadım. Babamın yanındayken mecburiyetimden ısrar edememiştim ama şimdi kendi isteğimle sessiz kalıyordum ve konuşmaya zorlanmamıştım. İşin garip yanı iki türlüsünü de alışık olmamdı zaten.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ben ilk kez Serhat gibi araba kullananı görmüştüm, ara sokakların birinde dümdüz sürse de otoyolda giderken de direksiyonu bırakıyor olması beni nedense korkutmuyordu, bu garip bir güven duygusuydu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

İçerideki ada çayı kokusu uçup gitmişti ve yerini çöp kokusuna bırakmıştı. Rahatsız oldum ve camı biraz indirdikten sonra Serhat'ın düz ifadesine baktım. "Sen kokudan rahatsız olmuyor musun?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Çöplüğün içerisinde büyüdüğümü söylemiştim ve alışkanlıktan olsa gerek," durdu, onu ciddiye almadım ve sadece benzetme yaptığını düşündüm. "Rahatsız olacak kadar hissedemiyorum değil, zihnimi koku yönünden kontrol ediyorum ve o kokuyu hiç solumuyormuşum gibi davranıyorum. Sadece bu."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Dudaklarımı birbirine bastırıp başımı takdir edercesine salladığımda camın ardından Mügelerin ve Gamzelerin oturduğu siteyi gördüm. "Ama sen burayı biliyorsun."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Evet," dedi Serhat başını sallayarak. "Karşı sitelerinde oturuyorum çünkü." Storia Konaklarına girdik. "Evi otel gibi kullandığımdan senin karşı sitede oturan akrabalarını tanımıyordum ve inan bana teyzene geldiğim günden önce de sonra da bir kez bile hiçbiriyle karşılaşmadık."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Şaşkındım ve biraz korkmuştum da ama aslında doğru kelime gerilmekti. Yakalanma endişesiydi. Serhat'a belli etmesem de aklımdan türlü türlü senaryolar geçmişti. Mesela eniştem beni yabancı bir adamın evine giderken görüyordu sonra babama aktarıyordu sonra da başım yok oluyordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat sitenin içerisinde arabayı son noktaya kadar sürdü ve o zaman gerginliğim de uçup gitti çünkü sanırım Serhat en son binada oturuyordu ve buraya kadar birçok ağaç ve ufak bir park da geçmiştik.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat arabasını binanın önündeki park kısmına park ederken bir kez daha düşündüm, onun bir öğrenci olmadığını çünkü ilk arabası ikincisi de oturduğu lüks sitesi zaten öğrencilik kelimesiyle yan yana duramazdı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Arabadan indiğimde okul çantam tamamen aklımdan uçmuştu ama Serhat okul çantamı taşıdığında yıllardır okul çantamı kendim taşıdığım için garipsemiştim çünkü ilkokulda bile çantam zayıf bedenime yapışıktı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat'ın elinden çantamı almak gibi bir müdahalede bulunmadım, bakıştık ve adım atmadığımı gördüğünde gözlerini kapatıp açarak önden yavaşça ilerledi. Sol bileğim burkulmuştu ve üzerine bastıkça acıyordu ama zorlamaktan da kendimi alamadan ilerliyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Binanın içerisi ferahtı ve anında serinliği tenlerimizde hissedebiliyorduk.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat asansörü çağırmak için tuşa bastığında da konuşmadık daha sonra kapı açıldı ve yine ilk önce Serhat içeri girdi. Önden ilerlemesi benden kaynaklıydı ve onun düşünceli yapısından, inceden güven aşılıyordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ben kendime aynadan bakmamaya çalışmıştım ama Serhat aynaya dik dik baktı, üstünü başını düzeltecek sanmıştım ama o sadece aynaya dümdüz bakmaya devam etti ve bu biraz ürkünçtü çünkü aynanın ardında biri varmış gibi bakıyordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Asansörün kapısı açıldığında ilk ben çıkmıştım ve o esnada bile Serhat bir iki saniye aynadan bakmaya devam etmişti.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Geniş alanda birbirinden uzak dört daire kapısı vardı. Ben bilmediğimden beklemeye devam ederken Serhat öne geçti ve daire önünde hiç ayakkabı olmayan kapının önüne geçtiğinde arkasından ilerlemiştim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Hala konuşmuyorduk diyordum içimden ama "Asansörde neden benden bir hayli uzak durma gafletinde bulundun?" diye sordu Serhat sonra anahtarı kapının yuvasıyla buluşturdu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Uzun boylu kişilerin yanında kendimi ezik gibi hissettiğimden. Bilmem dercesine omuz silktim. "O an farkında olmamışımdır ya da belki de yılışıklığı sevmediğimdendir." Ben hala yaptığım şeyi sorguluyordum, ailemden izinsiz gizli saklı bir şekilde hala tamamen tanımadığım bir adamın evine gelmiştim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Diğer üç daire aile evi gibi duruyordu çünkü önlerinde büyüklü küçüklü bir sürü ayakkabı ve ayakkabılık vardı ama Serhat'ın kapısı dışarıdan boş bir daireyi anımsatıyordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Sana bahsettiğim komşum tam arkamızda oturuyor."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bir an Serhat'ın bahsettiği kadın arkamızda sanmıştım ama neyse ki arkamızda kalan kapı kapalıydı. Gerçi MOBESE kameraları şu sıralar kapı deliklerinden de full hd görüntü alabiliyorlardı da neyse.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat içeri geçtiğinde ben de ayakkabımı çıkartıyordum. "Geçen bir arkadaşım bana şey diyordu." Doğruldum. "Kendileri gecenin bir yarısı köyden geldiler, tamam mı?" Serhat başını salladı. "İşte gece vakti memleketlerinden getirdikleri eşyaları evlerine taşımışlar ertesi gün de komşuları kadını aramış." Güldüm. "Kadın diyor ki o bakliyatları kilere koymazsan kurtlanır bak, dikkat et."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat da güldü. "MOBESE kameralarına gece görüşü de gelmiş demek, o karanlıkta o eşyaları nasıl seçebildiyse artık."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Evin içerisinden ses gelmiyordu ve Serhat'ı kapıda daha fazla bekletmemek için ben de içeri geçtim sonra sol tarafımda bir karaltı hissettim, benimle aynı anda hareket eden ve korkup hafif bağırdığımda "Sakin ol," dedi Serhat. "Korktuğun kişi sensin."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Duvara monte edilmiş ayna ile bakıştım, hemen yan tarafında mutfak girişi olduğundan kesikti sonra koridorun boydan yana aynalarla kaplandığını fark ettim. Üstelik evin içi inşaat malzemesi kokuyordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Üzgünüm," dedim Serhat'a ve aynalardan kendime bakmamaya çalıştım. "Sana hayretler içerisinde ve karşımda bir deli varmış gibi bakmak istemediğimden bakmıyorum. Şimdi banyo nerede?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat hafif güldü. "Elbet alışırsın."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat yeniden önüme geçtiğinde sağıma ve soluma bakmadan ilerliyordum, aynalardan korkan bir kişiliğim hiç olmamıştı ama burası ürkünçtü çünkü aynalardan her an biri fırlayacakmış hissine kapılmıştım ve daracık koridor gözümde çok geniş durmuştu, her an duvarı fark etmeyip bir yerlerimi bir yerlere çarpabilirdim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat bir odaya girdiğinde koridordaki halıya basa basa ben de odasına girdim ve sonunda yere bakmayı kesip odaya göz turlaması yaptım. Burası Serhat'ın odasıydı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Karşımda güneşlik perdesi örtülü bir cam ve önünde de üçlü bir kanepe, kanepenin karşısında çift kişilik bir yatak ve arkamda kalan duvara bakılırsa bir banyo kapısı. Banyo kapısının yanında bir çekyat daha vardı. Yatağın etrafında iki küçük komodin, önünde bir giysi dolabı ve yere iki ufak parça da halı serilmişti. Odanın dağınık bir görüntüsü vardı ama dikkatle bakıldığında ise derli topluydu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Giysi dolabının da büyük bir kısmının aynalı olduğunu gördüğümde "Neden bu kadar çok ayna var?" demekten kendimi alamadım.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Çünkü kendime tahammül edebilmeyi öğrenmem gerekiyor." Sabırla duraksadı. Okul çantamı kirliliğine rağmen banyo kapısına yakın koltuğun üstüne koymuştu. "Belki biraz da yalnız hissetmemek içindir, onu bilemedim şimdi."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Kendime tahammül edebilmeyi öğrenmem gerekiyor," diye mırıldandım yere bakarken sonra Serhat'a döndüm. Başımı sağ omzuma eğmiştim. Neden diye sormak için dudaklarımı araladım ama onun bakışları yüzünden dudaklarım yeniden kapandı. Serhat'a bazen anlık güncelleme geliyor gibiydi, hiçbir zaman gerçek bakışlarını kullandığını düşünmüyordum ve sahte bakışları da çok hızlı değişiyordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ben çekilmez bir insan olduğumu biliyordum ama Serhat'ı senelerce çekebileceğimi düşündüm hâlâ bakışırken ve onun bakışlarından da düşüncelerimin tam tersini okudum. İmkansızdı, gerçekten çekilmezdim ama bunu da dile getirmedim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bakışlarımı kaçırıp kollarımı göğsümde bağladığımda ortamın havası bozuldu ve "O banyoda elbiselerini yıkayıp kurulayabilirsin," dedi. "On beş dakikalık kısa programı var zaten." Serhat dolabından kendisine birkaç parça giysi aldı, muhtemelen koridordaki banyoya gidecekti. "Her şeyi çekincesizce kullanabilirsin, sadece yirmi dakikan var."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Başımı olumlu anlamda salladığımda banyoya girdiğim gibi Serhat da odadan ayrılmıştı. Çantamın altını ıslak mendille silebilirdim ama üstümün başımın kiri ve pis kokusu bir ıslak mendile bakmıyordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Banyonun kapısını kilitledikten sonra gördüğüm ilk dolabı açtım ve içerisinden torsil ve yumuşatıcı çıkartıp çamaşır makinesine yerleştirdim. Çamaşır makinesini kullanamamak gibi bir cahilliğe gireceğimi ve rezil olacağımı düşünmüştüm ama kısa programın yanında yazan on beş dakikayı seçtiğimde oku o yöne çevirdim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Üstümün etek kısmından tuttum çıkartmak için ama kendimi güvende hissedemiyordum niyeyse. Yutkunup çevremi izledim. Banyo dikdörtgendi ve ilerideki kısa kenarı boydan boya küvetti hatta ömrümde ilk kez o kadar geniş ve uzun bir küvet görmüş olabilirdim. Hemen yanında ayrı bir duşa kabin vardı. Benim önümde çamaşır makinesi, üstünde ise kurutma makinesi ve arkamda da tuvalet. Üstelik sıvı sabunun bulunduğu yerin üstünden itibaren yine duvara yapıştırılmış büyük bir ayna vardı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bu kadar çok ayna karşısında kendimden nefret ederdim, belki de bu kadar çok aynaya Serhat’ın evinde yer vermesinin nedeni kendisinden nefret etmek istemesi olabilirdi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Banyo bir oda büyüklüğünde olabilirdi ama yine de normal bir evdi. Çamaşır makinesinin önünde çöktüm ve yutkunup üstümü ve altımı çıkarttım. Yabancı bir evde üzerimdeki iç çamaşırlarına rağmen kendimi çıplak hissediyordum. Makinanın başlat tuşuna bastığım gibi kapının arkasına asılı temiz bir havluyu kendime sardım ve kapının önünde yere oturdum, sırtımı da kapıya verdim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Gergin bir şekilde bekliyordum ve çamaşır makinesinin zamanlayıcısını seyrediyordum. İzleyerek gerçekten zaman yavaştı, sözde on beş dakikaydı işte bundan dolayı sosyal medyada dolanmak daha akıl kârı geldi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ben öylesine internet turu yaparken karşıma bir video çıktı. Bir kız vardı, saçlarını maşa yapmıştı ve hafif bir makyaj. Kamera uzaktan çekimdi ama kız kameranın yerini biliyordu hatta poz veriyordu. Üzerinde kırmızı bir elbise vardı, omuzları açıktı ve kırmızı elbisesi uzun ve yırtmaçlıydı. Kız güldü, ben de beğenimden güldüm sonra arkasındaki kapı açıldı birdenbire ve videodaki kızla aynı anda kalbimizin teklediğini hissettim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Baba," dedi kız elleriyle dudaklarını örtüp sonra içeri zayıf ama uzun bir adam girdi, gömlek giymişti ve yaşı olmasına rağmen dinçti.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Babasının kızına kızmasını bekledim, videonun içerisindeymişim gibi korktum, gerildiğimi ayaklarımın soğumasından anladım ve adamın kızına bağırıp çağırmasını gözlerimi endişeden kısarak bekledim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kız rujunu gizlemek için değil, şaşkınlıktan elini ağzına götürmüş olmalıydı çünkü saniyesinde elini çekmişti dudaklarından sonra "Sen miydin, baba?" dedi tatlı sesiyle.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Benim, kızım," dedi babası tamamen içeri girerken.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kız öyle bir sevimlilikle güldü ki sonra kendi etrafında elbisesinin eteklerini tutarak döndü ardından "Nasıl olmuşum?" diye sordu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ben yine korktum; açık demesinden, çirkin olmuşsun ayakları altında kızın onu giymesini vazgeçirmesinden ya da bağırıp kızmasından ama babası kızının ellerinden tuttu ve bu sefer de kızını kendisi döndürdü.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Derin bir nefes almış olabilirdim, rahatlamış da olabilirdim ama kalbimin sıkıştığını hissettim. Gerçekten kıskandım, öyle bir babam olmadığı için ve gözlerim doldu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Prensesler gibi olmuşsun," dedi babası sonra ekran bulanıklaştı, babası kızına sarıldığında ise ne kadar çok eksiğimin olduğunu fark ettim, hissettim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bu hissi tarif edemiyordum, kızın "Ya, çok teşekkür ederim baba," demiş olmasını hiçbir zaman söyleyemeyecek olmanın hissini gerçekten tarif edemiyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Gözlerim dolmaya devam etti, ağlamadım ama kalbim gerçekten kırılmış gibiydi, delirmiş olsam kalbimden bir sıvının aktığını dışımdan dile getirirdim, boğazıma oturan acıdan bahsederdim. Yorumlara girdim ve benimle aynı duyguyu hisseden bütün kişilerin yorumlarını beğenmeye çalıştım, o esnada ise benimle aynı duyguları paylaşan insanlara da üzüldüm.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kime seslendiğimi bilmiyordum ama burada onarılamayan bir kalp var diyordum elim kalbimin üzerindeyken. Burada onarılamayacak olan bir kalp var. Burada onarılma ihtimali olan bir sürü kalp de var. (Yazar notu: İlk cümle Hira'ya, ikinci cümle bana ve son cümle ise bu paragrafı okuyan herkese yazıldı.)

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Arkamdaki kapı tıklatıldığında bir anda telefonumu güç tuşundan kapattım ve gözlerim irice açıldığında ise üzerimdeki havluyu çekiştirdim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Evet."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Duş mu alıyorsun?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kaşlarım çatıldı. "Hayır."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Neden hâlâ içeride bekliyorsun o zaman?"

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yine evet ya da hayır diyebileceğim bir soru sormasını isterdim çünkü şu an konuşmak zor gelmişti. Boğazımı temizledim, ağlamadığım için ise ses tonum saniyesinde ayarlandı ama yine de bir kırgınlık hissediliyordu. "Yanımda yedek kıyafetim yok çünkü."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Dolabımdan alabilirdin, istersen sana şu an bir şeyler verebilirim."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ayak uçlarıma baktım, etrafıma baktım, çamaşır makinesinin az kalan zamanına ama kendime bakmadım. "Gerek yok. Burada bekleyeceğim."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Peki."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ayak seslerinden artık kapının arkasında olmadığını anlayabilmiştim. Bir yabancının evinde üstüme bir şeyler atıp etrafta yarı çıplak dolaşmak benlik değildi. Burada beklemeyi daha mantıklı buluyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Çamaşır makinesinin durduğunu gördüğümde ayağa kalktım ve elbiselerimi bu sefer de kurutma makinasına attım. Yine cahil hissetmeme gerek kalmamıştı, biraz kurcaladıktan sonra çalıştırabilmiştim. Pantolonumun, okul formamın, atletimin ve çorabımın kuruması o kadar da uzun sürmemişti. Giyindikten sonra saçlarımın üzerinden de parmaklarımla geçmiştim, üzerimde temiz bir koku vardı, bizim kıyafetlerin kokularından daha güzeldi ve farklıydı ama neyse ki annemin ve kardeşlerimin koku burunları yoktu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Elimde telefonum banyodan çıktığımda Serhat'a, hayır, Serhat'ın elindeki kupaya çarpıyordum ama aynı anda geriye kaçtık ve bir kıyafet vakasından kurtuldum saydım kendimi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Ada çayı," dedi Serhat, yutkunduktan sonra bardağı bana uzattı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Alıp almamak arasında tereddütteydim ama bekletemedim Serhat'ı ve bardağı elinden aldım. İçine bir şey katmadığına emindim ama yine de içmek istemiyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Banyo kapısına yakın olan kanepedeki okul çantamı, bardağımı kanepenin koluna dikkatle koyduktan sonra elime aldığımda Serhat da camın önündeki kanepeye elindeki kupasıyla oturmuştu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Gri eşofman ve siyah bir kazak giymişti, sadece üzerini değiştirdiğini düşünmüştüm ama "Kısa bir duş aldım," dedi bakışlarıma açıklamada bulunarak.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Önüme döndüğümde kısacık zamana rağmen duş almasına şaşırmıştım çünkü koyu kumral saçları kupkuruydu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Erkek olmanın bir avantajı diyelim. Havluyu saçlarımda on tur gezdirmem yetiyor."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Dudaklarımı vay be dercesine büzdüğüm zaman elim çantamın altında gezindi, bir ıslaklığa gelince midem bulandı sonra elime baktığımda bir şey göremedim. Çantamdaki ıslak mendille çantamı silmeyi düşünmüştüm ama çantam zaten ıslak mendil kokuyordu. İğrenmeden çantamın altındaki ıslaklıklarda daha çok gezdirdim elimi ardından elimi kokladım ama kötü bir koku yoktu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Ben sildim çantanın altını," dedi Serhat ve ada çayından bir yudum aldı. "Rahat rahat içebilirsin çayını, yapman gereken hiçbir iş yok."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Deminden beri sadece Serhat konuşuyordu ve ben ise onun sakinliğine sessizliğimle cevap veriyordum. Koltuğa geçtim, elime sıcak bardağı aldım ve Serhat'ın da tam karşımda oluşuna şahit oldum. Aramızda koca bir yatak olabilirdi ama koltuklarda karşılıklı oturuyorduk işte.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Hem ada çaylarını hazırlamıştı hem duş almıştı hem giyinmişti hem de çantamın altını silmişti bu kadar kısa bir sürede. Takdir edilesiydi gerçekten ama ben Hira'ydım işte. Yerimde başka biri olsaydı şu konudan bir sürü konu açıp bülbül gibi öterdi ama ben tek bir kelime bile edemiyordum hatta boş ver ya deyip içtiğim çaydan bile hopurdatma sesi gelmesin diye uğraşıyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bekledik, sessizlik içerisinde, arada göz göze geldik ama bakışlarını ilk kaçıran hep ben oluyordum. Sonra ona bakmamaya çalışıyordum, ilk başta içmek istemediğim ama şu an içtikçe beğendiğim ada çayını içiyordum, yine sessizlik içerisinde bekliyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat'a, bu eve gelmem için denemediğin yol kalmadı ve tuhaf çabaların sonucu buraya geldim, şimdi ise eline ne geçti diye sormak istedim, elbette ki sormadım ve telefonumdan saate baktım. Saatler öncesinden evde olmam gerekiyordu ve gerginlik yine kalbimi ağrıtmıştı ama bu sefer elimi kalbime götürmedim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat da eline telefonunu almıştı, bir şeyleri çeviriyordu ve onun da durgunlaştığına emindim. Huzursuz değildi, gergin de görünmüyordu ama hissedebildiğim kadarıyla acı çekiyordu, bakışlarının derinlerinde güçlükle fark edilebilirdi ama anlamıştım işte.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kim mutlu bu dünyada? Bu dünyada kimin kalbi onarılmış? Bu dünyada doğduğundan beri kimin kalbini onarmaya bile gerek kalmamış?

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat'ın tek yaşadığını anlamıştım, ailesiyle yaşamıyordu ve ona şu an özenmiştim bile. Sonra başımı iki yana salladım, boş ver dedim, bu konuyu açarsam ucu bana da dokunur ve evimde rahatsız olduğumu anlayabilir.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Düşünceler içerisindeyken yanımda Müge'nin de olduğu bir vakit karşımıza geçmiş olan Serhat'ı ve Serkan'ı hatırladım. Hayır, daha çok köpeklerini.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Senin köpeğin burada değil mi?" diye sordum dan diye, konu açmamaya çalışmıştım ama bu sorum fazlasıyla anlıktı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Şu an hiç korkmana gerek yok." Serhat hafif gülümsedi. "Evde enerjisini atamaz diye arada Serkan'ın bahçesinde bırakıyorum."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kaşlarım gerilmişken korkmak kelimesine gururuma rağmen cevap vermedim, yine konu açmak istemiyordum çünkü.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat benden önce ada çayını içmişti, ben de bitirdiğimde "Gidelim mi artık?" diye sormasına başımı sallamakla yetindim ardından da "Bardağını koltuğun üzerinde bırakabilirsin," dedi kendi bardağı da koltuğun üzerindeyken.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Mutfağa götürelim bile demedim, sessizce çantamı sırtıma aldım ve koridorda arkadan Serhat'ı takip ettim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Bütün odaların kapısı kapalıydı, hiç ses yoktu, bizden başka kimse değil sanki bu evde biz bile yoktuk.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Kapıya yaklaştığımız esnada Serhat aynadan kendisine baktı ve bu sefer kendimi izlemekten kaçınmadım. İnsan aynadan gözlerinin içine dikkatle baktığında sadece kendisini hissetmeyi değil, dışarıdan kendisini anlayabilmeyi de sağlıyordu. Serhat'a aynadan baktım ama yeşil gözlerindeki manayı çözemedim sonra yine kendi elâ gözlerime odaklandığımda bir yabancının içimi bile okuduğunu düşündüm. Kendimi anlıyordum, Serhat da kendisini anlıyordu ama aynadan bu sefer o bana neon yeşili gözleriyle baktığında sanki bir yetenekmiş gibi içimi okudu, ürkmüş olabilirdim ama bunu da dile getirmedim ve dudaklarımı birbirlerine bastırmakla yetindim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat okulun otoparkındaki halinden bambaşka bir kişiliğe bürünmüştü. Biraz daha gerçekçiydi, biraz daha yaşlıydı, biraz daha ağırdı, biraz daha okunabilirdi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Onun bir şeylere üzüldüğünü anlayabiliyordum sadece ama Serhat sanki benim neye üzüldüğümü bile anlayabiliyordu. Onunkiler öyle derin bir bakıştı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

İkimizin de istenilen huzura sahip olmadığımızı anlamıştım.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Ayakkabımı giyeceğim esnada onun da tertemiz olduğunu gördüm ve gözlerim anında Serhat'ı buldu.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Onu da temizledim," dedi ayakkabısını giyerken. Kısacık bir zaman dilimine hiç girmedi ama ve kulaklarım sağır olsaydı evde başka birinin varlığını da düşünürdüm, Serhat'a yardım ettiğini ama böyle bir şeyin olmadığını biliyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yeniden asansöre bindik, bu sefer aynalardan bakmamıştık ve sırtımızı da aynaya dönmüştük, uzak köşelerde geriye yaslanmıştık.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Arabadayken onun evine gittim diye Serhat'ın eline hâlâ neyin geçmiş olabileceğini düşünüyordum ama aklıma hiçbir şey gelmiyordu, hatta benden çok o zarardaydı şahsimce.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

"Sadece bir nefes bile yetermiş," diye kendi kendine mırıldandı sakince. "Sessizken daha güzel konuşuluyormuş, bakışarak daha iyi anlaşılabiliyormuş."

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yapımda olsaydı ağlardım çünkü Serhat'ın gerçekliğine inanamadım. Serhat gibi bir kişiliğin olduğuna da inanmak istemedim. Aklı başında görünmeyen ama aklı başında birini tanıyor olamazdım ben şu an. Asıl gerçek kişiler babamdı, kardeşlerimdi, sınıfımdakilerdi.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat binamıza yakın ama görüş mesafesinde de olmayan bir yerde durdu isteğimce ve arabadan inerken gerçekten samimice gülümsedim, aynı karşılığı aldığımda ise bu sefer kötü bir histen değildi kalbimde hissettiğim o sıcak sıvı.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Yolda bir sürü yalan uydurmuştum kendi kendime ve evde sadece annemin ve Ebru'nun olmasına sevinmiştim. Babam benden on bir dakika sonra gelmişti, Cansu ise hâlâ yoktu ve onun ders programına göre pazartesi günleri on saatlik dersleri varmış ve bu süreye ek yolda geçirdiği saatler de vardı. Cansu'nun meslek lisesine geçmiş olmasına ve artık peşimde dolanmamasına gizliden gizliye çok sevinmiştim.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Son sınıf olduğumuzdan hocamız isteyenlere okul çıkışı deneme çözdürdü, anne.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Vicdanen rahat değildim ama üniversite sınavından istediğim bölümü koparabileceğimi biliyordum.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat ile geçirdiğim zamandan sonra annem ile babam arasındaki gerginlik acayip saçma göründü gözlerime, Serhat'ın karakterine indiğimde ise babamın bana yaptığı akşam konuşmaları çok basite kaçtı, hiçbirini ciddiye alamadım bile ve babamın da eniştemin de ikisine benzeyen diğer erkeklerin de bu hayatta kadınlar olmasaydı hiçbir şekilde verecek bir nasihatlerinin olamayacağını düşündüm.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

//

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Serhat'ın evi çok huzurlu bu arada aksini iddia eden etmesin üzülürüm.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Instagram: esmanur.yilmaazz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.


← Anasayfaya dönün

Paragraf Yorumları