Sakinliğin ve sabrın ete kemiğe bürünüp bedenlendiğini ama ruhun da yalandan ibaret olduğunu düşünün. İçinde zerre kadar kötülük yok ama iyi diye nitelendirebileceğin bir tarafın da yok. Bu belki de hepimizin ortak noktası.
Hira Taşdelen; sabrın, sakinliğin, yalanın ve dengenin bütün uçlarından tutan biridir. Bütün bunların yanında, olmayan özgürlüğüne inanılmaz derecede düşkün olduğu halde, kendi hayatında bir türlü söz sahibi olamaz. Her seferinde bir dış etmen ile karşılaşır ve işler giderek çığırından çıkar çünkü açığa çıkan her yeni sır bir önceki sırları yalanlar niteliktedir. Ortada elle tutulur hiçbir şey yoktur, söz sahipleri tutarsız kişilerdir.
Söz sahiplerinin bir kısmı kendilerini açığa çıkardığında ip yumağının tutulabilen ucu da kaybolur ve her şey bir kördüğümdür artık. Tehditler ağızda bir fermuar çeker, aileyi koruma iç güdüsü bir adım geride tutar insanı.
Bir gün, ip yumağını kördüğüm haline getiren, yüzlerini de siyah kar maskeleriyle gizleyen insanlardan ötürü bütün Mehmet Fuat Köprülü Lisesi öğrencileri bir üniversitenin ek binasına geçmek durumunda kalırlar. Ve Hira Taşdelen, orada yeni yüzler keşfeder. Veya keşfettiğini sanır çünkü ruhların mesafesi azaldıkça hepsinin ortak noktasının geçmiş olduğunu fark eder.
Tanışılan her yeni insan yeni bir anahtarın kilidini açar. Her insan yeni bir kelimedir. Her kişi yeni bir hikâyedir. Hira Taşdelen, hepsinden birer kavram öğrenir.
Yeri gelir aksiyonun dibine vururlar yeri gelir ailevi sorunları ile ilgilenmek durumunda kalırlar, Hira bir yandan yeni tanıştığı kişileri çözümlemeye odaklanır bir yandan da etrafında dönüp duran sırlarla yüzleşir. Hira için bir diğer gizem de siyah kar maskesi takarak yüzünü gizleyenler arasından dikkatini çeken adamın kimliğini örenebilmektir.